Joachim Klement isimli bir Alman iktisatçı var. Bu iktisatçı arkadaşları ile şakalaşıyorken model kuruyor ve Dünya Şampiyonu olacak takımları tahmin etmeye başlıyor. 2014 yılında Almanya; 2018 yılında Fransa ve 2022 yılında Arjantin’in şampiyon olacağını biliyor. İktisatçılar için “her şeyi tahmin eden ama sonra tahminini bilemeyince tahminlerinin neden gerçekleşmediğini sana iki saat anlatan kişilerdir” diye bir tanımlama var. Bu kez Joachim tahminlerinde tutturmuş. 2026 şampiyonu için tahminini yazının sonunda yazacağım.
İktisat bilimi şöyle yapılıyor. Bir model kurulur. Modelde bağımlı değişken vardır. Bu bağımlı değişkeni etkileyen bağımsız değişkenler vardır. Sonra bu bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni nasıl etkilediği incelenir. Yani dünya kupasında başarı bizim bağımlı değişkenimiz olur. Bunu etkileyen bağımsız değişkenleri belirleriz ve tahminde bulunuruz. Joachim kurduğu modelde Dünya kupasında başarıyı etkileyen beş tane bağımsız değişken belirlemiş.
Birincisi; nüfus. Kalabalık ülkelerde genç nüfus daha fazla oluyor. Yani daha yetenekli futbolcuyu yakalama şansın daha fazla oluyor. 1 milyon nüfuslu ülkede yetenekli futbolcu bulmakla 100 milyon nüfuslu ülkede futbolcu bulma ihtimalin aynı değil. En fazla dünya şampiyonu olan ülkeler ve yaklaşık nüfuslarını da yazalım. 5 defa şampiyon olan Brezilya (214 milyon), 4 defa şampiyon olan Almanya (84 milyon) ve İtalya (59 milyon), 3 defa şampiyon olan Arjantin (47 milyon), 2 defa şampiyon olan Fransa (67 milyon) ve Uruguay (7 milyon), birer defa şampiyon olan İngiltere (70 milyon) ve İspanya (48 milyon). Yani gerçekten nüfusu küçük ülkeler kolay kolay şampiyon olamıyor. Uruguay şampiyon olduğunda da Dünya kupaları az sayıda ülkenin katılımı ile yapılan bir organizasyondu, futbol da tam olarak gelişmemişti.
İkincisi; kişi başına düşen milli gelir. Yetenekli gençleriniz olabilir, ama onlara yeterli imkânları sağlamazsanız başarılı olamazsınız. Stadyumlar, çim sahalar, iyi antrenman tesisleri, ekipmanlar sağlanmalı. Gerekirse yurtdışından getirilen iyi antrenörler gençlere eğitim vermeli. Bunun için de ülkenin ekonomik kaynakları olmalı. Yine yukarıda Dünya şampiyonu olan ülkelerin kişi başına milli gelirlerine bakalım. Brezilya (12,300$), Almanya (65,300$), İtalya (46,500$), Arjantin (14,400$), Fransa (52,000$), Uruguay (27,600$), İngiltere (61,000$), İspanya (41,500$). Dünya bankası, kişi başına düşen milli geliri 13,935$ üstü olan ülkeleri Yüksek Gelirli ülkeler olarak sınıflandırıyor. Gördüğünüz gibi sadece Brezilya yüksek gelirli ülke değil. Arjantin de kıl payı ile yüksek gelirli ülke olmuş. Ama bu ülkeler de futbol için kıt kaynaklarının içinden bayağı önemli kısmı futbola ayırıyorlar. Futbol takımlarının stadyumları, antrenman tesisleri, antrenörleri gayet iyi.
Üçüncüsü; sıcaklık ve iklim. Dünya şampiyonu olan ülkeler arasında kutuplara yakın olan ülkeler yok. Bir ara Dünya şampiyonasına ev sahipliği yapan İsveç, finale çıkmıştı ama Pele, Garrincha gibi yıldızlara sahip Brezilya karşısında 5-2 yenilmişti. Brezilya belki diğerlerine göre biraz daha sıcak olabilir ama orada da futbola halkın anormal ilgisi, kıt olan kaynaklarını yoğun biçimde futbola yatırmaları gibi nedenlerden ötürü sıcak iklim, beş defa şampiyon olmalarına engel olmamış.
Dördüncüsü; FIFA sıralaması. Ülkeler belli dönemlerde çok formda olabilir veya normalden daha formsuz olabilir. FIFA sıralaması da bize fikir veriyor. Brezilya, Almanya, İtalya, Arjantin ve Fransa gibi takımların FIFA sıralamasında çok altlara düştüğü sene yok gibi bir şey.
Beşincisi de ev sahibi ülke avantajı. Avrupa’da düzenlenen kupalarda ekseriyetle Avrupa ülkeleri, Güney Amerika’da düzenlenen kupalarda ise ekseriyetle Güney Amerika takımları şampiyon oluyor. Taraftar sayısı, futbolcuların iklime ve şartlara daha kolay uyum göstermesi bu konuda belirleyici olabiliyor.
Diyeceksiniz “Nüfusumuz 84 milyon. Kişi başı milli gelirimiz de arttı. Ülkenin sıcaklık ve iklimi de futbol için uygun. Eee! Biz neden başarılı olamıyoruz?”. Birincisi; kişi başına milli gelirimiz son 20 senede arttı. Bu bahsettiğimiz takımlar uzun süredir zengin. İkincisi; bu faktörler dışında da faktörler (şans, teknik direktör ve futbolcu hataları vb.) var. Örneğin; Manchester United ve Lille kalecileri varken Uğurcan’ı oynatan teknik direktör bizde. Sonra “rakibe en az pozisyon verdiği halde üç maçta neden beş gol yedik?” diye soruyoruz. Uğurcan neredeyse hiç kurtarış yapmadı. Kaleyi tutan hemen hemen her top gol oldu. Kaleye sandalye koysaydık sonuç daha farklı olmayacaktı. Form durumu ve yeteneği yetersiz olan Barış Alper, Kerem gibi oyuncuları oynatan teknik direktör bizde. Üstelik bunları pozisyonları dışında oynatıyor. Barış Alper’i ele alalım. Montella, Barış Alper’den bir oyun kurucu yaratmaya çalışıyor ama eldeki veriler (şut, pas, orta yüzdeleri) olmayacağını net bir şekilde gösteriyor. Koşuyor, fizik gücü iyi, sürati iyi. Bu özelliklerle belki bek olabilir, ama Ferdi ve Zeki varken orada da oynayamaz. Milli takımda olmaması gerekli ama bizim teknik direktör, Barış Alper’i açık diye oynatıyor. Avustralya beki karşısında alay konusu oluyor. Yaptığı ortalar ile rakip defans oyuncularının kafasını tam onikiden vuruyor. Taktik de yok. İki metrelik defans oyuncuları varken topu havadan mı ortalarsın? Bazıları attığı golü söylüyor. Golü Orkun attı. Barış Alper, yanlış pozisyon alarak Orkun ile kale arasında kaldı. Orkun biraz yeteneksiz olsa çektiği şut Barış’a çarpıp geri dönerdi. Orkun yetenekli olduğu için çektiği şut, Barış Alper’in şortuna değerek gol oldu. Kerem’e gelelim. Montella seni iki metrelik defans oyuncuları arasına soktu, sen de ne yapmalısın? Defans arkasına koşu yaparsın. Geriye gelip defans oyuncusunu da yanında çekerek boşluk ortaya çıkartırsın. 2 metrelik santraformuş gibi iki Avustralyalı kazulet liberonun ortasında öyle sabit durdun. Bir de Hakan Çalhanoğlu. Normal teknik direktör, devre arasında Hakan’a “Hazırlan! İkinci devre oyuna giriyorsun” demeli. Hakan “ben zaten oynuyorum” dediğinde de “Yemin et. Ben hiç görmedim” deyip oyundan almalı. Uğurcan, Barış Alper, Kerem, Hakan Çalhanoğlu gibi isimlerin ve teknik direktörün hataları başarısız olmamızı sağladı. Ortalama bir kalecimiz olsa Paraguay ve Avustralya maçları 0-0 biterdi biz de ikinci tura çıkardık. Kastamonuspor teknik direktörü olsam Uğurcan, Barış Alper, Kerem, Hakan Çalhanoğlu’nu takımımda oynatmam. Bunlar milli takımda oynuyor.
Son olarak Joachim’in bu sene şampiyon tahminine gelelim. Hollanda. Bakalım bu sefer de bilecek mi?