Kastamonu(lu)nun İstanbul’a “göç eylemesi” ne dünün ne de bugünün işi, asırlara sari, 1700’lerde Anadolu akarken İstanbul’a “baş göç” vilayetlerinden biri de Kastamonu’ydu, insanların doğdukları yerde değil doydukları yerde yaşamaları yeni değil…
“Yeniçeri” durdu Kastamonulular İstanbul’da.
Asker oldu çiftçi/balıkçı çocukları…
Hemşerilik ile (de) Kastamonu’dan gelen yeni göçerlerin hem sebebi hem de güvenli limanı oldular.
“Aysel Yıldız, Yannis Spyropoulos, M. Mert Sunar” editörlüğündeki “Payitaht Yeniçerileri Padişahın ‘Asi’ Kulları, 1700-1826” kitabında Kastamonu’nun “yeniçeriliğe” göçü (de) anlatılıyor…
“Özellikle Anadolu, 18. ve 19. yüzyıllarda İstanbul’a göç veren en hareketli coğrafi bölge olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim, esame piyasasını emek hareketliliği ve göç ağları üzerinden değerlendiren Kokdaş da dönem evraklarında ‘civar-ı saltanat’ olarak nitelendirilen Adapazarı, Gerede, Bolu, Kastamonu bölgesinden gelenlerin esame piyasasında etkin olduğunu göstermektedir.”
Yeniçerilerin zamanla “devlet içi meseleler” çıkardıkları hatta ocakları kapatıldıktan sonra mezarlarının dahi yerle bir edildiği vaki…
Kastamonulu yeniçeri(ler) asi mi kahraman mı?
Bölüm 1
7 Nisan 1789…
3. Selim tahta çıktı.
Düşünür, ilim adamı ve sanatkar…
Arapça ve Farsça bilir, İslami ilimlerde bilgin, hattat, neyzen ve tanburi olması yanı sıra bestekar.
“Devrimci” 3. Selim…
Türk-Alman ve Türk-Rus savaşlarının ardından devletin bütün kurumlarını ıslah(at) etmeyi öncelik olarak gördü.
Ordudan başladı “değişime”, Kapıkulu ocaklarına dokunmadı, “Nizam-ı Cedid” adında yeni bir ordu birliği kurdu, “Yeniçeriler/Yamaklar” statükonun askeri gücü olarak buldu kendini…
Nizam-ı Cedid (yeni düzen) askerlerinin başındaki “şapkayı giymeyi” asla ve kat’a reddetti yeniçeriler.
3. Selim “astığı astık” haletiruhiyeli değildi, süreç aleyhine işledi, başaramadı devrimi…
2. Mahmut’a miras kaldı “ıslah(at)”.
25 Mayıs 1807…
“Sadaret Kaymakamı Köse Musa Paşa, Şeyhülislam Topal Ataullah Efendi, Şehzade Mustafa” tarafından tazyik altına alınan “yeniçeriler/yamaklar” ayaklandı İstanbul’da “Kabakçı Mustafa” komutasında.
Bölüm 2
Kastamonu Üniversitesi akademisyeni Özgür Yeni’nin “Kastamonu-Çatalzeytin İlçesi Çağlar Köyü Merkez Camii Haziresi'nde Bulunan Balık Remizli Yeniçeri Mezar Taşı” makalesi “Kastamonu-Yeniçeri-Kabakçı Mustafa” bağına dair bir “veri/iddia/tutamak” verebilir…

En azından benim için.
Alıntı ile öze inelim…
“Yeniçerilerde her bölük ve ortanın aidiyet sembolü olarak ayrı ayrı remizleri bulunmaktadır. Bu remizler orta ve bölüklerin kapıları üzerinde, çadırlarında, bayraklarında, sofa tezkirelerinde ve mezar taşlarında işlenmiştir. Söz konusu incelenen mezar taşı üzerinde de 25. bölüğün remzi olan balık figürüne rastlanmıştır… Bu kapsamda, yapılan çalışmaya konu olan mezar taşının bulunduğu Kastamonu ili, Çatalzeytin ilçesi, Çağlar Köyü Merkez Camii'ne gidilerek hazire içerisinde bulunan mezar taşının fotoğrafları çekilmiş, ölçü ve estampajları alınmış, kitabe metni ile mezar taşı üzerinde yer alan remiz birlikte değerlendirilerek, mezar taşının Yeniçeri Ocağı'ndan 25. Bölüğün Alemdârı Hacı Ali Ağa'ya ait olduğu ortaya konulmuştur.”

Aynı makaleden iz sürmeye devam edelim…
“Yapılan bu çalışmanın haricinde, 25. Ağa Bölüğü’ne ait olup üzerinde bağlı olduğu bölüğün remzini taşıyan iki farklı mezar taşına, Ahmet Nezih Galitekin’in Beykoz Kitabeleri ve H. Necdet İşli’nin Yeniçeri Mezar Taşları adlı çalışmalarında yer verilmiştir. Bunlardan birisi M. 1809 yılında vefat eden Kalyoncuoğlu Süleyman Beşe’ye (Galitekin, 2008: 26), bir diğeri ise M.1802 yılında vefat eden Yigirmibeş Bölüğün Kastamonlu Top Sakal Hüseyin Ağa’ya aittir (İşli, 2006: 44).”

25. Ağa Bölüğü Alemdârı Hacı Ali Ağa'ya ait olan mezarın tarihi “1775-76”…
“Kabakçı Mustafa” vakasından önce.
Bölüm 3
3. Selim’i tahttan indiren ve kısa sürede olsa idarenin Kabakçı Mustafa eline geçmesine olanak veren ayaklanmanın görünen sebebi yenileşme hareketlerine ve kurulan yeni orduya muhalefet eden “ulema-yeniçeri” birliği…
“Eski” ile “yeni” kavgası.
Ne var ki bir görüş daha var…
3. Selim etrafındaki reformcu ekibin rüşvetle ve diğer haksız gelirlerle palazlanması, milletin her alanda ezilmesi, sihir ve efsuna meyletmesi, dış güçlerle bağlantı içinde olması.
Unutulmamalı ki 1806 Şubat ayının bir bayram günü İngiliz savaş gemileri İstanbul’a girdi…
Yenilir yutulur değildi bu vatanperverler için.
Nihayetinde 25 Mayıs 1807’de Rumelifeneri Yamağı Kabakçı Mustafa isyan bayrağını açtı…
29 Mayıs 1807’de 3. Selim tahttan indi(rildi).
Bölüm 4
Reşad Ekrem Koçu “Kabakçı Mustafa” isimli kitabında Kabakçı Mustafa’nın “nereli” olduğuna dair Tophane katiplerinden Üsküdarlı halk şairi Aşık Razi’den aktarıyor…
“…Vakada… yamakların başına geçtiğinde otuz beş yaşlarında, insan suretinde kara demirden dev heykeli misali bir adammış; sakalı matruş, gür kara bıyıklı, kara yağız, çatık kaşlı, hiç gülmez, sağ yanağında derin bıçak yarasının izi varmış. Aslı Rizeli olup daima o tarafların kılık ve kıyafetini muhafaza etmiştir.”

Aysel Danacı Yıldız’ın “Asiler ve Gaziler Kabakçı / Mustafa Risalesi / Ubeydullah Kuşmani-Ebubekir Efendi” kitabında geçen “köken” kaydı şu şekilde…
“…Doğulu gazilerin liderleri olan eski kalyonlar baş ağası çavuşlarından Yirmi Beşinci bölüğün Kabakçı Laz Mustafa Çavuş ki (kendisine) taht değişikliğinden sonra turnacılık ile İnce Paşa’nın yerine Boğaz muhafızlığı verildi.”
Ahmet Refik Altınay ise “Kabakçı Mustafa” kitabında Kabakçı Mustafa’nın “Kastamonulu” olduğunu kaydediyor…
“Kabakçı Mustafa, Kastamonulu idi. Yamaklar arasında cesareti ve zorbalığı ile temeyyüz eden Mustafa Çavuş, aynı zamanda zeki ve kurnaz idi.”
“Çatalzeytinli Alemdar Hacı Ali Ağa” ve “Kastamonulu Top Sakal Hüseyin Ağa” misallerinde görüldüğü üzere 25. Bölükte Kastamonulular var…
25. Bölük çavuşu Kabakçı Mustafa (da) neden “Kastamonulu” olmasın.