Prof. Dr. Serkan DİLEK
Kastamonu Üniversitesi İİBF İktisat
Sosyal medyada eski zamanlardaki sanatçılar ile şimdiki sanatçıların aynı yaşlarda çekilmiş fotoğrafları yan yana konuluyor ve karşılaştırma yapılıyor. Eskiden insanların daha çabuk yıprandığı, yaşlandığı görülüyor. Örneğin; Tarkan (Şarkıcı olan) ile İhsan Yüce’nin 53 yaşındaki fotoğrafları konuluyor ve karşılaştırılıyor. Tarkan’ın 30 yaşındaki haliyle bugünkü 53 yaşındaki hali yan yana konulduğunda, zamanın onun için adeta durduğunu görüyoruz. Tanımayan birine sorsanız rahatlıkla 30’larında der. Oysa aynı yaştaki İhsan Yüce, dönemin şartlarında 70’lik bir ak sakallı dede gibi duruyor. Şimdi “Her şeyi ekonomiye bağlıyorsun Hocam” diyeceksiniz ama bu görüntülerin nedeni de ekonomi.
Şaşırdınız ama gerçekten ekonomi. Eğer önemli bir dışsal şok veya yapısal bir sorun yoksa ekonomi daha iyiye gider. Savaş, deprem, pandemi vb. dışsal şoklar bunu engelleyebilir. Enerjide dışa bağımlılık, eğitim yapısının sanayi ve iş dünyası gereklerine uymaması, düşük katma değerli üretimden kurtulamama gibi yapısal sorunlar da olabilir. Ama bu yapısal sorunlar ve dışsal şoklar yoksa veya yeterince güçlü değilse ekonomi daha iyiye gider. Türkiye ve Avrupa ülkelerinde kişi başına düşen milli gelirin 2000 yılında ve bugünkü değerlerine bakın. Hepsi yükselmiş. Örneğin; ülkemizde kişi başına düşen milli gelir 2000 yılında 3500 $ civarında iken 2026 yılında bu rakam yaklaşık 18,000 $ civarında. Avrupa, ABD ve diğer ülkelerde de Türkiye kadar olmasa da artış görülmüş.
“Eee! Kişi başına düşen milli gelirin artması ile insanların daha genç görünmesi arasındaki ilişki ne?” diye soracaksınız. Önce yiyeceklerden başlayalım. 1980’li yılları düşünün. Sadece normal ekmek vardı. 1990’lardan sonra farklı ekmekler (kepekli, çavdarlı vb.) üretilmeye başlandı. Kalori takibi yapılmazdı. Tabiri caiz ise insanlar ne bulsa yerdi. Unutmadan gerek İhsan Yüce gerekse Tarkan toplumun ortalama gelirinin üzerinde kazanan insanlar. Yani günümüzde ortalama altında kazanan insanları ileri sürerek “Şimdi de ne bulsa yiyen kitle var” diye eleştirmeyin. Şimdi ise günlük kalori takibi, kan tahlili takibi yapılıyor. Yani insanlar aile hekimine giderek kan tahlili yaptırıyorlar sonra da kanlarında ne eksikse (kalsiyum, magnezyum, çinko, vitaminler) onunla ilgili hapları eczaneden alıyorlar. Eskiden multivitamin hapları İstanbul Eminönü Mısır çarşısı arkasındaki sokaklarda satılırdı. Sonra 1990’lı yıllarda eczanelere girdi. Sonra da fiyatları giderek uygun seviyeye geldi. Günümüzde TV reklamları bile yapılıyor. Günümüzde eczanelerde 400-600 TL gibi fiyatlarla satılıyor. Ortalama veya ortalamanın bir tık üstü kesim bile bu multivitaminleri alıyor.
Yanlış bilinen bir şeyden bahsedeceğim. Genelde sağlık harcamalarının gelirden bağımsız veya çok az ilişkili olduğu düşünülür (İktisatçılar buna talebin gelir esnekliği der). Hastalandıktan sonraki harcamalar için doğrudur. Hastalanan kişi ortalama altında gelire sahip olsa bile ameliyat, ilaç vb. harcamaları yapmak zorundadır. Yani geliri arttıkça daha fazla ameliyat yapılmaz veya daha fazla ilaç içilmez. Hasta, zengin de olsa fakir de olsa aynı miktarda ilaç kullanır. İkisi de bir kere ameliyat olur. Fakir de bir yerlerden borç alır, eder ameliyatını olur, ilacını alır. Çünkü hayat söz konusudur. Ama önleyici sağlık harcamaları için bu söz konusu değildir. Toplumun en fakir kesimi gidip multivitamin almaz. Ortalama gelir ve ortalama gelir üzeri kesim (Tarkan gibiler) alır. Gelir arttıkça önleyici sağlık ürünlerine (multivitamin hapları vb.) talep de artar. Aynı şey estetik ameliyatları için de geçerlidir. İki önemli faktörü açıklayınca neden multivitamin haplarının talebinin arttığını daha iyi anlayacaksınız. Birincisi; teknoloji geliştiği için multivitamin üretim maliyetleri düşer, fiyatlar da düşer. Bu multivitaminlerin kalitesi de artar. Türkiye gibi enflasyon yaşanan bir ülkeyi ele alırsak multivitamin fiyatları artar ama ücretler veya diğer mal fiyatlarına göre daha az artar. İkincisi; insanların gelir seviyeleri artar. Bu iki faktör de şunu ortaya çıkarır. Eskiden multivitaminleri toplumda iki kişi alırsa şimdi on kişi alır.
Bunu sadece multivitamin ile sınırlandırmakta doğru değil. Sokakta her on kadından bir veya ikisinin elinde Gratis, Watsons, Rossmann poşeti görüyoruz. Orta gelirli bireyler bile bu firmalardan alışveriş yapabilir duruma geliyor. İnsanlar güneş ve yüz kremleri, kişisel bakım ürünlerini daha fazla alıyorlar. Teknoloji de geliştiği için kişisel bakım ürünlerinin de kalitesi artıyor. İnsanlar da gelirleri artınca kişisel bakım ürünleri için daha fazla para harcıyorlar. Hele Tarkan gibi oldukça zengin kesim ise bayağı para harcıyorlar. Eskiden yüzüne krem süren erkekler için Metroseksüel, light erkek gibi tanımlamalar yapılır, küçümsenirdi. Şimdi bu tanımlar ortadan kalktı çünkü çoğu erkek bunu yapıyor.
Bunun dışında insanlar giderek daha bilinçleniyor. Eskiden toplumda neredeyse herkes sigara içerdi. TV’lerde sigara reklamları dönerdi. Bir işyerine girdiğinizde duman altı olurdunuz. Kapalı alanlarda sigara yasağı ilk çıktığında kapı önlerinde yığılma gözlemliyordum. Şimdi daha az yığılma görüyorum. TV’lerde sigara reklamı yapılmıyor. Sigara üzerinde sigaranın zararlarını anlatan yazılar ve görseller var. Etrafta da daha az sigara içen kişi gözlemliyorum. Sigara satış rakamlarını bilmiyorum ama sanki sigara talebi düşmüş gibi görünüyor.
Multivitamin ve benzeri sağlık ürünlerinin, kişisel bakım ürünlerinin talebinin artması, sigara, alkol gibi ürünlerin kullanımının azalması sonucunda insanların ortalama yaşları artıyor. Ben küçükken “Japonya’da insanlar ortalama 80 yıl yaşıyormuş” diye konuşulurdu. Şimdi Japonya’da ortalama yaşam 85 yaşa yükselmiş. Türkiye’de de ortalama yaşam süresi 78’e yükselmiş. İnsanlar daha geç yaşlanıyor. Eskiden 50 yaşına gelmiş bireyler için “Ununu elemiş, eleğini asmış” diye düşünülürdü. Şimdi en verimli çağı diye düşünülüyor. Roma İmparatorluğu mezarlarında 30 yaşında ölen kişi için “Çok uzun yaşadı” diye yazılar görülüyor. Otuz yaşını aşanlara mucize olarak bakılıyordu. Uzun yaşadığı için “Bu dünya Sultan Süleyman’a kalmadı” denen Kanuni Sultan Süleyman’ın sadece 71 yaşında vefat ettiğini düşünün. Padişahlar dönemin en iyi doktorları tarafından tedavi edilen, en iyi yemekleri yiyen kişiler, en iyi şartlarda yaşayan kişiler diye düşünün. 1.Ahmet ve 4.Murat sadece 27 yaşında hastalanarak vefat etti. Yani insanlar giderek daha geç vefat ediyor, daha genç görünüyorlar ve bunun nedenleri arasında ekonomi ön planda yer alıyor.