Bu haftaya Haluk Levent ve kurduğu AHBAP derneğinde ortaya çıkan mali usulsüzlükler damga vurdu. Haliyle bu hafta yazımızın konusu ortaya çıktı.

Maraş depremi ile AHBAP derneği ön plana çıktı. Hatta bazı kesimler Devletin kurumları yerine AHBAP derneğinin daha güvenilir olduğu yönünde bir propaganda yaptı. Bu propagandalar ve insanların depremde yardım etme isteği bir anda AHBAP derneğinin popüler olmasına ve büyük miktarda para toplamasına neden oldu. Sonra savcılığın yaptığı incelemelerde şüpheli para işlemleri, Haluk Levent tarafından oynanan yüksek meblağlı bahisler, şüpheli tapu devir işlemleri tespit edildi ve sonucunda Haluk Levent tutuklandı. Sonra da olayda ihmali veya yanlışı olan kişiler tutuklandı. Biz işin ekonomik yönünü maddeler halinde incelemeye başlayalım.

Ekonomide Bilgi Asimetrisi, Ahlaki Tehlike vardır: İktisatta genellikle iki taraf vardır. Örneğin; alıcı ve satıcı vardır. Hayır işlerinde de dernekler ve derneklere para bağışlayanlar vardır. Bu iki taraf arasında bir taraf tam bilgiye sahipken diğer taraf eksik bilgiye sahiptir. Örneğin; hayır işi için vereceğiniz para nasıl kullanılacak? Bu sorunun cevabını dernek yönetimi bilir ama bağış yapacak kişiler bilmez. Belki dernek yönetimi gerçekten hayır işinde kullanacaktır belki de bu parayla kumar oynayacaktır. Bu durumda işaret teorisi devreye girer. İnsanlar bağış yapacakları zaman derneği, derneğin yönetiminin geçmişini incelerler. Güvendikleri sanatçılar vs. derneği övüyorsa bu bağışçılar için bir işarettir.

Popüler Kültür Figürlerine güvenilmez: Devlet kurumlarının güvenilirliğine şüphe düşürmek pahasına AHBAP derneğini öne çıkaran popüler kültür tayfası var. Haluk Levent daha önce de karşılıksız çek, dolandırıcılık gibi suçlamalardan ötürü hüküm giymişti. Sokaktaki normal vatandaş bunu bilmeyebilir, ama sanatçı camiasındaki arkadaşlarının bunu bilmemesi hayatın doğal akışına aykırı. Daha önce karşılıksız çek vb. nedenlerle hüküm giymiş birinin kurduğu derneğe para aktarılması için çaba gösterilmesi de hayatın doğal akışına aykırı. Bu propagandayı yapanlar da şimdi “Nereden bilebilirdik”, “Mahalle baskısından dolayı yaptık, pişmanız”, “devlet para toplamasına izin vermeseydi” gibi komik gerekçeler ileri sürüyorlar. Hatta Haluk Levent tutuklandıktan sonra yurtdışına taşınmaya karar verenler bile var. Bunun açıklamasını yapalım. Kişinin daha önce suç işlemesi yeniden suç işleyeceği anlamına gelmez. Dolayısıyla Haluk Levent gibi geçmişte hüküm giymiş kişilerin mali işlerini kısıtlamak devlet açısından doğru değil, çünkü bireysel özgürlükleri kısıtlıyor. Ama daha önce hüküm giymiş birinin para toplamasına yardımcı olmak hatta devlet kurumlarından daha güvenilir olduğunu iddia etmek şüpheli bir davranıştır. Savcılık da bununla ilgili gerekli incelemeleri yapacaktır. AHBAP ile deprem zamanı ortak çalışan ve Haluk tutuklanınca “Toplanan tüm parayı AHBAP’a aktardım” diye itiraf eden Oğuzhan Uğur da gözaltına alındı. Popüler kültür figürleri arasında tutuklamaların devam edeceğini, MASAK’ın para transferleri hakkında yeni verilere ulaşacağını düşünüyorum.

Devlet kurumları daima bireysel kurumlara göre daha güvenilirdir: Devlet kamu kurumlarını sürekli iç denetlemeye tutar. Bireysel kurumlar, dernekler ise devlet tarafından dışarıdan denetlenir. İç denetleme doğal olarak daha etkilidir. Zaten deprem bölgesinde yapılan evler, konutlar, işyerleri görülüyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve bakanımız Murat Kurum kaç defa konut teslimi yaptı. 500.000 civarında ev teslim edilmiş ve sene sonunda bu sayının 600.000 olacağı konuşuluyor. Deprem bölgesini gören ve yaşayanlar da evlerin teslim edildiğini doğruluyor. Deprem zamanı AFAD, binlerce yerli ve yabancı kurtarma ekibinin koordinasyonunu gerçekleştirdi, deprem bölgesine sevk edilmesini sağladı. Acil barınma ihtiyacı için binlerce çadırın kurulumunu gerçekleştirdi, deprem yöresine gönderilen ayni yardımların dağıtımını üstlendi. Kızılay çeşitli STK’lar ile işbirliği yaparak yüz milyonlarca öğün yemeğin dağıtımını sağladı, kan ihtiyacını karşıladı. Deprem zamanı iki üç ay evine uğramayan valiler, kaymakamlar oldu. Saha, popüler kültür tayfasının bahsettiğinden çok daha farklıydı. Bu konuyu sadece dernek yöneticilerinin güvenilmezliği üzerine inşa etmek doğru değil. Dernek başında güvenilir biri olsa bile bu tür yardımlarda organizasyon önemlidir. Yapılacak pek çok iş vardır ve çalışanlar, alt, orta ve üst kademe yöneticilerin başarılı biçimde organize olmaları gereklidir. Sağdan soldan 20-30 amatörün bir araya gelip kurduğu derneklerin etkinliği, yerleşik ve tecrübeli devlet kurumlarınınkiyle bir değildir.

AHBAP derneğinin yaptıklarını tüm derneklere ve vakıflara mal etmek doğru değildir: İHH, Beşir, TÜGVA, Türkiye Diyanet vakfı gibi dernekler deprem zamanı uzun süre depremzedelere yemek, çorba, su sağladı, çadır kentler kurdu ve kurtarma çalışmalarına katıldı. Selçuk Bayraktar’ın Baykar firması AFAD ve TOKİ ile işbirliği yaparak 1012 konut inşa etti. Türkiye Teknoloji Takımı vakfı (T3 vakfı) ve diğer vakıflar ihtiyaç malzemelerini, montları, kazakları vb. teslim etti. Deprem zamanı bölgeye giden bazı kişiler, deprem bölgesinde farklı STK, dernek ve vakıfları, Kızılay, AFAD gibi kurumları gördüklerini ama AHBAP’ı görmediklerini sosyal medyada paylaşmışlardı. Ama nedense bu iddialar medyada yeterince yer almamıştı ve saf vatandaşlarımız AHBAP derneğine para yatırmaya devam etmişti.

Dolandırıcılar, hedef kitleye yönelik davranışlar sergiler: Dolandırıcılar da aynen pazarlamacı ve iletişimciler gibi hedef kitlelerini seçerler ve bu hedef kitleye göre faaliyetlerini yürütürler. Eğer hedef kitle, İzmir Marşından hoşlanıyorsa onu söylerler. Eğer hedef kitle çağdaş, modern olduğunu iddia ediyorsa dolandırıcı da “Ben de çağdaşım, modernim” falan der. Bunu da oldukça inandırıcı, ikna edici biçimde yapar. Suçlu olup olmadığına mahkeme karar verecek ama Haluk Levent te hedef kitlesini belirlemiş ve onlara yönelik faaliyetler gerçekleştirmiştir.

Denetleme ekonominin sağlam işlemesi açısından önemlidir: AHBAP derneği 2023 yıllarında TÜRMOB (Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği) tarafından denetlenmiş ve TÜRMOB, AHBAP derneğinin işlemlerinde usulsüzlük olmadığını iddia eden bir rapor düzenlemiştir. Bu arada TÜRMOB’un o dönem başkanlığını yapan E…. K….., Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adayı olması için kurulan Cumhurbaşkanlığı aday ofisinde Ticaret ve Politika kurul başkanlığı yapmıştı. Mali süreçlerin, isimleri adli soruşturmalarla anılan Ekrem İmamoğlu ve Haluk Levent gibi figürlerle kesişmesi, iddiaların hukuki boyuttaki ciddiyetini artırmaktadır. Bu raporun AHBAP derneği tarafından gösterilen belgeler ile sınırlı olduğunu, başka belgelerin ele alınmadığını ekleyelim. TÜRMOB eski yöneticilerinin bu süreçte kabahati olup olmadığına mahkeme karar verecek. Denetlemenin ekonomi açısından ne kadar önemli olduğunu şöyle izah edelim. 2008 Küresel krizinin nedeni ABD finans kurumlarının yeterince sağlıklı biçimde denetlenmemesiydi. Bu denetleme eksikliği tüm Dünya ekonomisinin krize girmesine neden olmuştu. Yani denetleme önemlidir.

Mali suçlar, terör ve diğer illegal faaliyetlerin besin kaynağıdır: Tüm suç örgütlerinin amacı maddi çıkar sağlamaktır. Maddi çıkar sağlanamazsa terör örgütleri de olmaz. Son olaydan örnek verelim. Haluk Levent bir şekilde insanları ikna ederek para kazanıyor ama bu paranın 990 milyon TL’lık kısmıyla (yaklaşık 1 milyar) kumar oynuyor ve bunun 390 milyonunu kaybediyor. Bunun anlamı kumar oynatanlar 390 milyon kazanıyor. Kumar oynatanlar kimler? Muhtemelen suç örgütleri. Bu suç örgütleri sadece kumar oynatmak suçunu mu işliyorlar? Kumardan kazandıklarıyla diğer suçları işlemiyorlar mı? Savcılık bunu da araştıracaktır.

Nerede lüks varsa şatafat varsa araştırılmalıdır: Yapılan araştırmalarda Haluk Levent’in Portekizli mankenler ve yolsuzluk iddiasıyla yargılanan politikacılar ile arasının iyi olduğu, lüks tekneler ve jetlerde partiler yapıldığı ortaya çıkıyor. Aynı soruşturmada tutuklanan Oğuzhan Uğur’un da lüks bir villada yaşayıp lüks otomobiller kullandığı biliniyor. Elbette parti yapmak, Portekizli mankenler ile sohbet etmek suç değil. Ama insan bu kadar lüks içinde yaşıyorsa bunun bedelini karşılayacak geliri de olmalı. Bu gelir varsa bunun beyan edilmesi ve vergisinin ödenmesi gerekli. Eğer banka hesaplarına nereden geldiği belli olmayan paralar geldiyse bunun kaynakları araştırılmalı. Bu yüksek maliyetli yaşam tarzının ve uluslararası ilişkiler ağının finansman kaynağı, rasyonel ekonomik verilerle açıklanmak zorundadır. Yani bu değirmenin suyu nereden geliyor?