Betona çakılan kalın derili bir su bardağı misali “tuz-buz” oluyor kalbimiz, suyu buhar olmuş denizden kalan tuzla dolu kalbimiz, tüm sıcaklığını yitirerek buz kalıbına dönmüş kalbimiz…
Hissiyatını yitiren bir yürek parçası olmuş kalbimiz.
Yaşarken ucundan tutamadığımız hayatların kalpsiz dünyayı iki yakasından tutarak sallar gibi gidişleri karşısında kalbimiz…
Utanıyor (mu).
“Ekmek-su dostu” olmadığımız garip(ler), kapısının tokmağında vicdan izimiz olmayan garip(ler), selamının karşısına selam koyamadığımız garip(ler)…
Hesabı bize bırakıp gidiyor(lar).
Kim ödeye?...
Kimsenin eli cebine gitmiyor.
Söz Yunus Emre’ye kalıyor…
“Bir garip ölmüş diyeler / Üç gün sonra duyalar”.
Kastamonu’da vay, vay, vay…
Ay sonra duyalar.
Duygusuzlukla kaybettiklerimizi…
Duyu ile buluyoruz.
(2024 yılı itibarıyla Kastamonu'daki toplam 136 bin 880 hanenin 35 bin TL 980'i yalnız yaşayan bireylere ev sahipliği yapıyordu, aradan bir yıl geçti, Kastamonu’da hane sayısı 138 bin 302’ye yükselirken tek kişilik hane sayısı da 37 bin 624’u çıktı…
Tek kişilik hane sayısının toplam hane içindeki oranının artmış olması asıl düşündürücü olan.
TÜİK’in 2025 yılı verisine göre Türkiye’deki toplam 26 milyon 977 bin 795 hanenin 5 milyon 523 bin 321’i “tek kişilik hane” ebadında, yüzdeye vurulduğunda toplamın yüzde 20.4’ü, “yalnızlar rıhtımı müdavimi”…
Kastamonu’da ise bu oran “yüzde 27.7”.
2024 yılında Kastamonu'daki toplam hane varlığının yüzde 26.3'ü “yalnız yaşayanları hanesi” iken 2025 yılında bu oran yüzde 27.7 oldu…
2015’te bu oranın yüzde 20,08 idi.
10 yılda…
Yüzde 7.62’lik artış “yalnız yaşayan hane” oranında.
Kastamonu’daki “hanesi yalnız nüfus” oranı hem Türkiye ortalamasının çok üstünde (yüzde 7.3) hem de yıllara sari artan ivmede…
Yalnız yaşayan bireyin güçlü toplumsal ilişkileri yok ise, toplumsal yapı “haberdar” olmak üzerine kurulmamışsa, bir de üstüne “komşuluk geleneği” zedelenmişse hali nice?
“Tek kişilik/yalnız” haneler elbette illa “yaşlı” nüfusa ev sahipliği yapacak değil pekala “genç” nüfus da barınıyor…
Her ne olursa olsun “yalnızlar rıhtımı” risk içerir.
İnsanlar elbette “özgür”…
Ancak yazıdaki nirengi noktası “yaşlı yalnız bireyler”, Kastamonu’da “yaş almış nüfus” oranı yüksek ve gerek kırsal gerekse şehirlerinde Kastamonu’nun “yalnız yaşayan yaş almış birey” sayısı yüksek, farklı nedenlerle illa ki.
Kastamonu’nun yaş almış nüfus “seyrine” dair bir veri daha paylaşmakta fayda var tam da burada…
2024 itibariyle Kastamonu'daki 136 bin 880 hanenin 54 bin 964'ünde 65 yaş üstü en az 1 birey yaşıyor, yüzde 40.2'ye karşılık geliyor bu oran, tablo bu.
Kastamonu üst paragrafta izah ettiğim demografisi ile "yaşlı birey bulunan hane oranı" liginde Türkiye 2'ncisi…
Şampiyonluğa ramak.
Kastamonu’nun 2025 yılı itibarıyla “yüzde 27.7” olan “tek kişilik hane” oranını Kastamonu’nun batısındaki baş harfi “B” ile başlayan iller ile mukayese ettim…
Bilecik “yüzde 22.42”, Bolu “yüzde “23.80”, Burdur “yüzde 25.57”, Bursa “yüzde18.86”, Balıkesir “yüzde 25.77”, Bartın “yüzde 24.50”.
Kastamonu’nun “yaş almış nüfus” alanında “kendine has” yol tutturması elzem…
Var mı?)
(17 Mayıs 2025 tarihli https://www.kastamonuistiklal.com/yalnizlar-rihtimi-kastamonu yazımda “Bir şehirde yalnız yaşayan bir yurttaşın cansız bedenine duygusal araçlarla değil de ‘duyusal’ organların çekiştirmesiyle ulaşılıyorsa nerede ‘sosyal devlet’ nerede ‘sosyal belediye’... Kastamonu'da sadece bir yılda bu tür kaç vaka yaşanıyor yürek burka burka” demiştim… Aradan geçen bir yılda ‘kaç vaka’ yaşandı çetele tutan var mı gazete haberleri haricinde?”…
Aynı mahfildeki “yaygaralarımdan” sadece biri.
30 Nisan 2025 tarihli https://www.kastamonuistiklal.com/yasli-dostu-sehir-olmamak yazımda da kayıt düştüm...
“Önceki gün şehrimizde bir yaş(lı) almış vatandaşımız (daha) evinde vefat etmiş şekilde gün(ler) sonra şüphe üzerine bulundu, önceki günlerde de benzer bir vakaya ulaşılmıştı, önceki aylarda da… Kastamonu’da bu tür vakaların süreklilik göstermesi mülki ve yerel yönetim başta olmak üzere toplumsal bir acziyet, vizyon eksiği ve görev yerini terk… Bir şehirde yalnız yaşayan bir yurttaşın cansız bedenine duygusal araçlarla değil de ‘duyusal’ organların çekiştirmesiyle ulaşılıyorsa nerede ‘sosyal devlet’ nerede ‘sosyal belediye’... Kastamonu'da sadece bir yılda bu tür kaç vaka yaşanıyor yürek burka burka.”
Kastamonu kamusu ve sivil inisiyatifleri, hadi “ortak vicdanı” diyelim, yaş almış vatandaşlar başta olmak üzere yalnız yaşanan hanelerin “iletişimine/dayanışmasına” dair “harekat planı” var mı?...
Olacak mı?)



