“Kastamonu Kimliği” külliyatında şahsına münhasır cüzlerden biri Prof. Dr. Sakine Esen Eruz, kişiliğine ruh katan emeği ile emsal teşkil eden bir menba, zirvesine ulaşılmaya gayret edilen bir dağ silsilesi…

Farklı alanlarda fikriyat üreten bir düşünür/eylemci.

Düşünce ile eylem bütünlüğünün var ettiği bir devrimci o…

Kastamonu’nun onur çatısının taşıyıcı kolonlarından biri.

Hem mektepli hem alaylı…

Aldığı/verdiği akademik eğitimle eşgüdümlü hayat mektebinde ordinaryüs.

Kastamonu “asırların “eğitim/kültür merkezi” olarak bilinir ki doğrudur…

20'nci yüzyılı 21’e bağlayan köprü ayaklarından biri Prof. Dr. Eruz.

Bilim aslında yöntemdir…

Bilimi hayatın farklı alanlarına ekerek hasat ettiklerini cümle insanlık ile bölüşen bir yüce gönüllü o.

Bir “kadın lider”…

Ardına bakmadan bayrak açıp yürüyen.

Bir nehir…

Denizle dağın devirdaimi.

(Bayram boyu okumak için elimde iki “sıkı” kitap var, aslında “bayram hediyesi” sayılır, aynı yazarın kaleminden iki ayrı “yaşam öyküsü”…

Prof. Dr. Sakine Esen Eruz’un edebiyat/tarih atölyesinin son iki imalatı.

Mustafa Afacan Köşe (1)-99

Kitaplardan biri “Mükerrem Hanım”…

Diğerinin adı “Aytaç Eruz”.

Mustafa Afacan Köşe (3)-67

Prof. Dr. Sakine Esen Eruz “içe dönmüş” konu olarak her iki kitapta da ama bakış açısı elbette “içbükey” değil, “dış bükey” de değil kuşkusuz, “objektif”…

Bilim insanına görev ve sorumluluk olduğu üzere.

Her iki kitabı da “üstünkörü” karıştırdım tek gözüm imkan verdiği ölçüde…

Gönül gözü ile okuduğumda çok rahat içlerinden çıkacağıma kanaat getirdim.

Aynı zaman dilimine sığan iki kitap…

Okumak dahi elverirken yazmak ne “kolay”.

Ki günleri bilimsel/kültürel koşturmaca ile doluyken…

İki koltuk altında sayısız karpuz.

Mustafa Afacan Köşe (2)-101

(“Mükerrem Hanım”...

Prof. Dr. Sakine Esen Eruz’un soyağacında bir ana dal.

Kitabın arka sayfalarında yer verilen “Mükerrem Hanım’ın Ailesi” ve “Kitapta Adları Geçen Diğer Kişiler” listesi son derece dikkat çekici…

Öyle isimler var ki aralarında “tarihi kimlik”.

Okuduğumda anlayacağım Kastamonu’nun tarihi derinliğini biraz daha…

Çokça belki de.

“Mükerrem Hanım”…

Selanik çiftliklerinden Beyoğlu’ndaki Rum evine, Beylerbeyi’ndeki yalıdan Kastamonu sokaklarına ve Almanya’daki Kara Ormanlara soluksuz yolculuk.

Mükerrem Hanım’ın etrafında vaktin ve mekanların, dünya halinin, ekonomipolitiğin ve elbette sosyolojinin izdüşümleri yer alıyor olmalı…

Annanne izinde tarihe seyrüsefer.

“Selanik-Kastamonu”…

Başlı başına “gizem” elbette.

Selanik’teki Kastamonulular…

Kastamonu’daki Selanikliler.

Elbette Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şehri olması hasebiyle… “Hepimiz Selanikliyiz”.)

Mustafa Afacan Köşe (4)-53

(“Aytaç Eruz”…

“Elinizde tuttuğunuz kitap sizi bir insan evladının macera dolu, gel gitli yaşantısına taşıyacak. Yüksek Mühendis Aytaç Eruz size kendini nasıl yoktan var ettiğini ve varlığıyla toplumu nasıl mutlu kıldığını anlatacak.”

Kitabın kahramanı Aytaç Eruz, Prof. Dr. Sakine Eruz’un sonsuz dünyaya göç eden sevgili eşi, yoldaşı…

Yazmak için en zor konu.

Yüksek Mühendis Aytaç Eruz’u “eğitim gönüllüsü” olarak biliriz…

Kastamonu’da ismini taşıyan okul yaptırmasına ilaveten sayısız bursiyere omuz veren bir dayanışmacı.

Mühendis olması yanı sıra…

“Kültür insanı.”

Halkın içinde “halk adamı”...

“Kamil insan”.

Cennet mekan…

Şad olsun.)