Ömrü hayatımda ucu sonu bir kez “Hacet” bölgesine çıktım, “Büyük Hacet” zirvesinde başka bir aleme geçtim, bir yer buldum “dünyadan uzak”…

Yaradan’a yakın.

“Hazreti Yakup’un Merdiveni” ile çıkmak kime nasip?…

Hayalden gerçeğe erdim.

Büyük Hacet'ten Küçük Hacet'e mektup uzattım…

Gönlümden geçenleri bulutlara kelime verdim.

Ben’den çıktım…

Aklımı beynimin içinden attım da sadece fikrimle kaldım.

İki gözümden geçtim…

Gönül gözümle gördüm.

İnsandan uzak…

Hakikata vardım.

Çıktığımda hamdım…

Yangınımda piştim.

Başım döndü zirvede…

Semaya durdum.

Pervanesi oldum…

Şavkında Hacet’lerin.

Mustafa Afacan Köşe (1)-96

(Ilgaz dağında iki kardeş…

Binlerce yıldır "yerli” yerinde.

Mustafa Afacan Köşe (3)-66

“Büyük Hacet” ve “Küçük Hacet”...

İki mısra.

İki türkü…

İki söz(ümüz).

“Büyük Hacet”...

“Ilgaz Dağları'nın 2 bin587 metre ile en yüksek zirvesidir. Kastamonu-Çankırı sınırında yer alan bu nokta, Batı Karadeniz'in en yüksek zirvelerinden biri olup özellikle doğa yürüyüşü, dağcılık ve kış tırmanışları için popüler bir rotadır. Zirveden Ilgaz'ın karakteristik orman denizi ve güneydeki bozkır manzaraları görülebilmektedir.”

“Küçük Hacet”…

“Kastamonu-Çankırı sınırındaki Ilgaz Dağları'nda yer alan Küçük Hacet Tepesi, 2 bin 546-2 bin 550 metre yüksekliğiyle bölgenin ikinci en yüksek zirvesidir. ‘Çatal Ilgaz’ olarak da bilinen tepe, özellikle kış tırmanışları, dağcılık faaliyetleri ve doğa yürüyüşleri için popüler bir rotadır.”

“Büyük Hacet” ve “Küçük Hacet” hemen “Ilgaz Dağı Milli Parkı” dibinde…

Ancak “milli park” sınırı içinde değil.

İnsan merak ediyor “Ilgaz Dağı Milli Parkı” 1976 tarihinde ilan edilirken neden sadece “1088,61 hektar” ile sınırlı tutuldu da “Büyük Hacet” ve “Küçük Hacet” kapsam içine alınmadı?...

Akıl ve izan işi değil.

Hadi o vakit alınmadı farklı saikle…

İlerleyen yıllarda neden alınmadı?

Yahut…

Bugün neden alınmıyor?

“Milli Park” tanımı “bilimsel ve estetik bakımından, milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçalarıdır” şeklinde izah buluyor…

“Büyük” ve Küçük” Hacet’ler acep “kıymete haiz” değil mi?

Kastamonu kamuoyu tartışmaz da…

Yine de bir umut.)

Mustafa Afacan Köşe (5)-19

Not: “Dağ” yahut “orman” sadece barındırdığı “ağaç kesim” varlığı ile kıymetli değil…

Faunası ve flotası da göz önüne alınmalı.

Dağ ve ormanlar “kesim” ötesinde pek çok üniteyi bütüncül olarak birleştiren bir “habitat”...

“Baltalar elimizde…” ötesinde anlaşılmaya muhtaç.

“Habitat” anlayışı bertaraf edildiğinde…

Faturası iklim afetleri ve yaban hayati fecaatleri başta olmak üzere insanın önüne konur.

Ceremesini kırsal yerleşimler başta olmak üzere şehirler öder…

Ki bu Kastamonu ili peyderpey bu vakıalara sahne hatta kurban oluyor.

Daha da fenası…

Orman varlığından muzdarip zihniyet Kastamonulularda çoğunluk halini almış durumda, elbette sebebi ekonominin adil pay edilmemesi, fayda görmeyen hasım kesilir.

Kastamonu'nun “milli park” ve ilaveten “tabiat parkı” konularında yeniden bir değerlendirmede bulunması kaçınılmaz…

Sürdürülebilir bir hal değil mevcut.