20-30 Eylül 2025 tarihleri arasında Kastamonu Kent Müzesi’nde açtığı “Zamansız Suretler” sergisinde tanıdım Doç. Dr. Elif Tarlakazan’ı, “suretten içre” yol eyleyen figürlerinde bugünden yol tutup ilk çağlara gittik geldik, sayesin de “zamansız” olmanın sırrına erdik…
Suretlerin gölgesine yazılı zihni duvarlarda kendi hikayemizi okuduk.
Postmodern devrin tutuşturduğu yangına direnen “yerel” kalemizin burçlarını onardık…
“Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.”
Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Grafik Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Tarlakazan’ın öğrencilerine kattığı eğitimin üzerine toplumun olabildiğince geniş kesimini sanat vasıtası ile “düşündürmeye” dönük pek çok projesi vardı…
Sergiler, konferanslar, imeceler.

“Kastamonu için ne yapabilirim?”…
Çokça cevapla doluydu eteği.
Kastamonu’yu seviyordu belli ki…
Gönülden verdiği emeğin temeli “aidiyet” hissine çıkıyordu.
“Refleks” değildi bu…
“Öğrenilmiş müştereklik” idi.
Sergide öğrencileri de vardı…
Hürmet, şükran ve sevgileri her birinin gözlerinden okunuyordu sahici.

Akademisyen ile öğrenci arasındaki “bağa” çok aşina değil ülkemiz, genel itibarıyla “pamuk ipliğinden ince”, “dersten derse”…
Doç. Dr. Tarlakazan’ın öğrencileriyle bağı “gönülden gönle”.
Doç. Dr. Tarlakazan’ın sergi açılış konuşması da zihnime kazılı…
Duygu dolu.
Kayıt düşülmüş “kimliğine”…
“Sanat çalışmalarında toplumsal farkındalık yaratmak adına çoğunlukla kadın temalı özgün baskı, enstalasyon ve grafik tasarımları ile izleyici karşına çıkmış, sorgulayan/sorgulatan bakış açısı ve kadının toplumdaki yerine dikkat çekmek temel sanat anlayışını oluşturmaktadır.”
“Sanat toplum içindir”…
Yukarıdaki paragraftan anladığım bu.
“Hak temelli” mücadele var ayrıntıda…
“Sanatçı duyarlılığı”.
“Sorgula(t)ma”…
“Sanatçı sorumluluğu”.
Doç. Dr. Elif Tarlakazan’ın çok daha fazla sergisinde olmak, rehberliğinde “sorgulamak” ve açtığı yolda “zamansız” ve “mekansız” yürümek, toplumsal emeğine imece durmak isterdim…
Ebedi yolculuğa çıktı.
Öğrencilerinde, eserlerinde, kalplerdeki nurda yaşayacak…
Şad olsun.
(Doç. Dr. Elif Tarlakazan’ın geçtiğimiz Eylül ayındaki sergisinin ardından izlenimlerimi gazetemizdeki köşemde kaleme almıştım…
Aziz hatırasına bir bölümünü yine paylaşıyorum.
“Serüvene dahil olduk…
Doç. Dr. Elif Tarlakazan’ın ‘Zamansız Suretler‘ başlıklı ‘özgün baskı sergisi’ Kastamonu Kent Müzesi’nde geçtiğimiz Cumartesi günü kültür erbaplarına kapısını açtı, ‘koşun koşun gidin’ 30 Eylül’e kadar, sanatsız bırakmayın hayat damarlarınızı… Doç. Dr. Tarlakazan’ın serüvenine dahil olun. Kastamonu’nun sosyal gelişmesinin ‘istiap haddini’ yükselten bir kurum ‘Kastamonu Kent Müzesi’… Doç. Dr. Elif Tarlakazan bu ulvi kültür harmanına emek katan imecilerden biri. Akademisyeni olduğu Kastamonu Üniversitesi’nden beklediğimiz ‘omuzdaşlık’ tarifinin tam da yerine gelmişliği… Yükümlü bulunduğu şehre kültür esintisi üfledi Tarlakazan/Üniversite. Salonu dolduran öğrencileri Doç. Dr. Tarlakazan’ın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Avrupa’ya akademik eğitim için gönderdiği gençlere tembihlediği ‘Sizleri kıvılcım olarak gönderiyorum alev olarak döneceksiniz’ umudunun günümüzdeki neferleri, her birinin gözünde aleve dönmeye meyilli aynı kıvılcım… Bahtiyarlık bu. Şehir, ‘kültür’ ile ‘şehir’ ehliyetine kavuşur ve bu alandaki ‘sürdürülebilirliği’ ile ehliyetini muhafaza eder… Kültür etkinliği bodur kalan şehirler, nüfus ve nüfuzdan bigane, kavramsal olarak ‘kasabalaşır’ hatta ‘köyleşir’. Doç. Dr. Tarlakazan’ın sergisinde ilk anda kendinizi Beyoğlu’nda ‘üst sınıflara’ dair ‘burjuva’ bir sergi etkinliğinde hissedebilirsiniz, ifade kavramlarını ‘üst perde’ ve ‘yabancı’ bulabilirsiniz, ‘yerellikten’ şüphe duyabilirsiniz hatta… Teslim olmayın, tam da ‘halk kültürü’ çerçevelerdeki, cemi cümlemizin ‘kültür mirası’ orada. Tam isabet her ‘suret’… Zamansız ve mekansız. Varış noktası olmayan maraton koş(t)u(ru)yor Kastamonu Kent Müzesi… Atleti olmakla mükellefiz. (‘Zamansız Suretlerde izleyici, kendi belleğinin karanlık koridorlarında yankılanan mitlerle karşılaşmaya, suretlerin gölgesinde kendi hikayesini yeniden okumaya davetlidir’ notunu düşmüş Doç. Dr. Tarlakazan sergi afişinde… Belleğimin karanlık koridorlarında rastlaştığım ilk mit ‘kol ve bacakları yana açık üç figür’ oldu. 5 bin sene evvel Anadolu’sunun göğsüne gittim, Alaca Höyük’e başımı koydum, ‘İkiz İdol’ ile yüz yüze geldim… Ey ‘Hattiler’ bırak(may)ın peşimi. Güven ve bereketin simgesi ‘İkiz İdol’ ile Doç. Dr. Tarlakazan’ın figürünü benzeştirmekten ‘kültür cezası’ yemem herhalde… Anadolu’nun kadim sinesine açılan kapının anahtarı çerçevenin içinde girmek isteyene. Yolu masalara örtülen sofra bezleri ile çakışmadan önce, Anadolu’dan dört bir yandaki medeniyete seyahat etti ‘İkiz İdol’ sureti, ‘evrensel mit’ olup çıktı… Anadolu’nun tam da ‘matematik’ ile ‘felsefe’ imalatı kültür ihraç ürünü ‘kol ve bacakları açık insan figürleri’. Heraclitus’un ‘İnsan her şeyin ölçüsüdür’ düsturundan Leonardo Da Vinci'nin ‘Vitruvius Adamı’ eskizine götüren bir kadim mealdir… ‘Altın oran’dır. Pisagor’dur… Mevlana’dır.)
(Ailesi başta olmak üzere…
Dostlarının, Kastamonu Üniversitesi’nin, öğrencilerinin, sanat camiasının ve eserleri ile omuz verdiği kadınlar başta olmak üzere toplumun başı sağ olsun.)