Çok şefkatli pek merhametli Allah’ın adıyla başlıyorum.
Değerli okurlarım,
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 30 Mayıs 2026 Cumartesi günleri arasında Kurban Bayramını idrak edeceğiz. Öncelikle bayramınız mübarek olsun. Allah’ımız sağlık, huzur, mutluluk ve afiyetle nice bayramlara erişmeyi nasip buyursun. Memleketimiz, milletimiz, İslam âlemi ve bütün insanlığa huzurun, sükûnun gelmesine vesile kılsın.
Değerli okurlarım,
Kuran bayramı gelirken sizlerle Kurban ile ilgili bir yazı paylaşayım istedim.
Ama doğruyu söylemek gerekirse pek vaktim de yoktu.
Yapay zekâ ile yeni yeni tanışan bendeniz, yapay zekâya kurbanla alakalı bazı sorular sorum. Bakalım ne cevap verecek diye. Tabi onun verdiği cevapları okuyup tashih de ettim.
Kurban Bayramı ve kurbanla alakalı sizleri yazısız bırakmak istemedim.
Ardından bazı değerlendirmeler yaptım, neler öğrendiğimi yazdım, bakıp da okumadan hemen geçmeyin.
Değerli okurlarım,

İşte Kurban hakkında bazı bilgiler:
“Kurban” kelimesi, Arapça kökenli bir kavram olup “yaklaşmak, yakın olmak ve kendisiyle yakınlık sağlanan şey” manalarına gelen “k-r-b” (kurb) kökünden türetilmiştir. İslami ıstılahta ise bu kavram, Allah’ın rızasını kazanmak ve O’na manevi anlamda yakınlaşmak amacıyla, belirli şartları taşıyan hayvanların usulüne uygun olarak ibadet niyetiyle kesilmesini ifade eder. Dolayısıyla kelime, sadece maddi bir fedakârlığı değil, kul ile Yaratıcı arasındaki mesafeleri kısaltmayı hedefleyen kalbi ve samimi bir yönelişi simgeler.
Kur'an-ı Kerim'de kurban ibadetine doğrudan ve dolaylı olarak işaret eden ayetler bulunur. En açık delil, Kevser Suresi’nin ikinci ayetinde yer alan “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” emridir. Ayrıca Hac Suresi'nin 34. ayetinde, kurbanın her ümmet için meşru kılınmış tarihsel bir ibadet olduğu belirtilir: “Biz her ümmete kurban kesmeyi meşrû kıldık ki kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar. Sonuç itibariyle hepinizin mâbudu tek bir tanrıdır. Şu halde yalnız O’na teslimiyet gösterin. Sen de Allah’ın buyruklarına içtenlikle teslimiyet gösteren kimseleri müjdele!”
Sahih hadis kaynaklarında, Allah Resulü'nün Medine döneminde her yıl kurban kestiği rivayet edilir. Bir hadis-i şerifte, “Âdemoğlu kurban bayramı gününde Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir amel işlememiştir” buyurularak ibadetin önemi ve fazileti vurgulanmıştır.
İslam âlimleri ve müçtehitler, hicretin ikinci yılından günümüze kadar kurban ibadetinin meşru ve gerekli bir ibadet olduğu konusunda görüş birliği (icma) etmişlerdir. Uygulamanın bağlayıcılığı konusunda fıkıh mezhepleri arasında “vacip” veya “müekked sünnet” şeklinde içtihat farkları olsa da, ibadetin aslına dair görüş ayrılığı bulunmamaktadır.
Kurban, mümini mal sevgisi ve dünyevi hırslardan arındırarak Yaratıcıya manevi bir yakınlaşma sağlayan temel bir teslimiyet nişanesidir. Bu yönüyle kurban, salt bir ritüel olmanın ötesinde; insanın nefsini terbiye etmesi, şükür bilincine erişmesi ve ilahi rızayı kazanma hususunda içsel bir disiplin elde etmesine aracılık eden derin bir manevi arınma sürecidir.
Psikolojik bağlamda kurban ibadeti, bireyin ruh sağlığı üzerinde oldukça teskin edici ve iyileştirici bir işleve sahiptir. Kulun, sahip olduğu nimetleri Allah yolunda paylaşabilme iradesini göstermesi, onu modern çağın bireyselleştirme ve yabancılaştırma girdabından kurtarır. Paylaşmanın getirdiği ruhsal hafifleme, empati yeteneğini geliştirir; böylece bireyde cömertlik, fedakârlık ve diğerkâmlık gibi ahlaki erdemler içselleştirilerek psikolojik bir sağlamlık kazanılır.
Sosyolojik düzlemde ise kurban; toplumsal tabakalar arasındaki uçurumları kapatan, komşuluk ve akrabalık bağlarını tahkim eden güçlü bir dayanışma dinamiğidir. İnfak kültürüyle desteklenen bu ibadet, toplumda aidiyet hissini ve sosyal adaleti pekiştirir. İhtiyaç sahiplerinin gözetilmesiyle sınıfsal gerilimler azalır, sevgi ve kardeşlik atmosferi canlanarak ümmet bilincine dayalı bütüncül bir sosyal huzur ortamı tesis edilir.”
Kurbanla Alakalı Neler Öğrendim
Değerli okurlarım,
Bu verilerden şunları öğrendim.
1. Kurban, Allah’a yaklaşmak demekmiş. Öyle ise Allah’a yaklaşma niyetimizi unutmayalım. Kurbanı ibadet niyetiyle; kurbanı ve diğer ibadetlerimizi sadece ve sadece Allah için yapmak gerekiyormuş.
2. Kurbanın usulüne uygun ve Allah adı anılarak, yani “Bismillahi Allahu Ekber” diyerek kesilmesi gerekiyormuş.
3. Kurban ibadeti, Kevser Suresi'nin ikinci ayetine göre Allah’ın emriymiş ama hükmü konusunda ihtilaf varmış. Şafiiler ayette hitap Hz. Peygamber’e olduğundan “müekked sünnet” demişler, Bizim Hanefi ulema ise, Türkçedeki “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” kabilinden diye anlayıp vacip demişler. Ama dinde kurban yoktur, diyen yokmuş.
4. Ramazanda olduğu gibi kurbanda da bu manevi atmosferin ve samimiyetin bayram sonrasında da devam ettirilmesi esasmış. “Bayram biter biz gider,” türünden bir bayram olmamalıymış.
5. Kulun, sahip olduğu nimetleri Allah yolunda paylaşabilme iradesini göstermesi, onu modern çağın bireyselleştirme ve yabancılaştırma girdabından kurtarırmış. Paylaşmanın getirdiği ruhsal hafifleme, empati yeteneğini geliştirirmiş; böylece bireyde cömertlik, fedakârlık ve diğerkâmlık gibi ahlaki erdemler içselleştirilerek psikolojik bir sağlamlık kazandırırmış.
6. Bu sebeple kurbanı sadece hayvan kesme bayramı olarak görmemek gerekirmiş.
7. Sosyal olarak da sevgi ve kardeşlik atmosferi canlanarak ümmet bilincine dayalı bütüncül bir sosyal huzur ortamı tesis edilmesine faydası varmış.
Yapay zekânın söylemediği bir şeyi de ben paylaşayım.
8. Peygamberimizin, Hz. Aişe Annemize “Kurbanın kesilirken başında bulun” şeklinde tavsiyesi var. Kurban kesme yükümlüğü olanların kurbanı kesilirken başında bulunmasının da bazı faydaları var demek ki.
Bu konuyla ilgilenenlere Merhum Ali Murat DARYAL hocamızın Kurban Kesmenin Psikolojik ve Metafizik Temelleri isimli kitabını öneririm.
Son Not:
Teşrik Tekbirleri
Değerli okurlarım,
Teşrik tekbirlerini de unutmayalım. Teşrik tekbirleri, Kurban Bayramı'nın arefesinde, arefe (arife) günü sabah namazı ile başlar ve bayramın dördüncü günü ikindi namazıyla sona erer. Kılınan farz namazın selamından hemen sonra getirilir/söylenir.
Farz namazın selamı verildikten sonra, yerinden kalkmadan, konuşmadan ve ara vermeden (erkekler seslice, kadınlar gizlice) şu şekilde söyleriz; sadece söylemez aynı zamanda içselleştiririz.
“Allâhü ekber Allâhü ekber, lâ ilâhe illallâhüvallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd”
Anlamı: "Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka hiçbir tanrı yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve yalnız Allah’a hamd ederiz."
Değerli okurlarım,
Hayatımız bayram tadında olsun.
Ağzımızın tadı bozulmasın.
Evlerimiz yuvalarımız huzurla dolsun.
Bayramımız mübarek olsun.
Sağlıcakla kalın.
1900’lü yıllarda ramazan ve kurban bayramları hediyesi olarak dağıtılan, sülüs hattıyla teşrik tekbirini içeren matbu levha (K. Yusuf Ünal koleksiyonu) Resim Kaynağı: TDV İslam Ansiklopedisi (DİA)