Parmak izi nasıl şahsa münhasır ise ebedi dünyaya geçtiklerinde arkalarında bıraktıkları boşluk da şahsa münhasır, yerine ne koyarsan koy dolmuyor, kalpte derin bir obruk olarak kalıyor gidenin boşluğu…
Her gidiş ansızın, açık gözün kapanma süresi kadar, bir nefes veriş yetişir yetişmez.

Kalkan trenin ardından son bir el sallamak geride kalan için ömrünün son nefesine kadar…
Ne el iner, ne gözyaşı diner, ne keder siner.

Keşke çoban ateşi olaydı yakan yangın…
Koca sıradağlar yanar ha yanar kalpte, ne arözöz yetişir ne yağmur, ne kazma ne kürek.

Mustafa Afacan Köşe (1)-97

Hiç de demokrat değildir ateş…
Sadece düştüğü yeri yakar.

Kavurur…
Yediveren bahçeyi çöl eder.

Buldozerdir…
Taşı kum eyler.

Yüreğe su serper Yunus…
“Ölürse ten ölür can ölesi değil.”

(Sarı renkli Desoto pikap ile Kastamonu'nun bin küsur köyünün her birini defalarca yol etti…
Yol yaptı, elektrik götürdü, su hattı kurdu.

“YSE, TOPRAK SU, TOPRAK-İSKÂN, Köy Hizmetleri, İl Özel İdaresi” okulunun evvela öğrencisi, sonra öğretmeni, nihayetinde müdürü oldu…
Hep emekçi kaldı.

Kastamonu'nun her köyüne yol ile su ile bina ile iz bıraktığı gibi her vatandaşın kalbine de vefa bıraktı…
Taht kurdu.

Abartısız, köylü vatandaş nezdinde onun kadar sevilen idareci görmedim, tarifi imkansız bir sevgi, hürmet ve minnet…
Alçakgönüllüydü, vatandaşa üstten bakmazdı, makamından aldığı güç ve hırsla zapturapt değildi.

Mesleğinde bilgiç değil…
Bilgindi.

Söylemeye gerek yok…
Vatanperverdi.

Afacan Köşe Yazısı (1)

Devletin kör kuruşunun hesabını tutardı…
Tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunurdu.

Sırtını dürüstlüğüne, emeğine, cesaretine dayadı iş hayatı boyunca…
Kaya gibiydi.

Yüzü hep gülerdi de…
Öfkesi de el verirdi.

Devlet memuruna yakışır edep ve haya…
Cumhuriyet evladına yakışır kültür.

Eski sanayi bitişiğindeki Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü binasının ilerleyen yıllardaki yeni idari düzenleme neticesinde “İl Özel İdaresi Ek Binası” olması sonucu…
Oradaydı “Kastamonu İl Özel İdaresi Su ve Kanal Hizmetleri Müdürü” Şükrü Demirkapılı’nın odası.

Dört mevsim, yedi iklim, gündüz ve gece aydınlıktı odası…
Güneş içerideydi.)

(YSE’ci babanın evladı olmamın yanı sıra Şükrü Demirkapılı ile nerden tanışırdım, üyesi olduğum sivil toplum örgütünün devlet ile işbirliğinde Kastamonu köylerinde gerçekleştirdiği su projeleri sayesinde, muhatabımız “Şükrü Abi” idi…
Tosya'nın köylerinde başlayan ve İnebolu’nun “Kabalar, Söküler, Kuzluk” köyleri ile devam eden ve en son İnebolu Hayrioğlu köyünde gerçekleşen su projelerinde birlikte emek verdik.

Devlet-vatandaş işbirliğinde sivil toplum örgütü marifetiyle köylere “içme suyu” götürmenin eşsiz onuru Şükrü Demirkapılı’nın eseridir…
Müteşekkiriz.

İnebolu “Hayrioğlu” köyünde hayırsever yurttaşlar, köy halkı ve İstanbul’dan gelen gurbetçiler, kamu yetkililerinin içme suyu tesisinin açılış törenindeki iftar yemeğini unutmak mümkün mü?...
Dağın zirvesindeki su deposuna katır ile malzeme çıkarıp da kazma kürek düze indirilen su boruları.

Bozkurt’un üç köyüne niyet edilen hayır keza…
Şükrü Demirkapılı’nın kar kürümeciliği idi.

Unutmak mümkün değil…
Son atan vatanperver kalp durana kadar.)

(Daha önce yayımladığım 28 Ocak 2019 tarihli Kastamonu Gazetesi’nde Şükrü Demirkapılı’yı yazdığım “Toplumu ayakta tutan 3 öğe ‘Meslek, hizmet, davranış’” başlıklı yazımdan bir pasajı yine bölüşmek istiyorum…
“Şükrü Demirkapılı’yı Kastamonu’nun 3 bin kırsal yerleşimindeki yediden yetmişe her vatandaş yakından bilir, ‘Şükrü Abi’dir o, müdürlük yapmaz çünkü, dosttur, arkadaştır, babadır, evlattır, kardeştir, dert dinleyen, halden anlayandır, yaşlıyla yaşlı, çocukla çocuk… 1979’dan beri kamu görevlisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin onuru yurttaş, Türk Bayrağı’nın şanı memur, Anadolu insanının nuru insan, mesleğini topluma hizmet yolunda kullandı 40 yıldır, Yaradan ömür verdikçe de kullanacak, huylu huyundan vazgeçer mi? Yenemeyeceği hiçbir zorluk yok Demirkapılı’nın, ‘Zatürre, kalp krizi, kanser’ alayı vız geldi tırıs gitti… O hayatı seviyor, hayat da onu, bırakmazlar birbirlerini. Var ol Şükrü Abi yaptığın ve yapacağın tüm hizmetler için… Sağ ol.”)

Afacan Köşe Yazısı (2)

(Yukarıda alıntıladığım yazının mürekkebi kurumadan, “22 Mayıs 2019”, Şükrü Demirkapılı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti…
Boğuştuğu hastalığı yenmişti oysa, nasıl da mutlu etmişti sevenlerini, cümleten galiptik.

En son bir ödül gecesinde…
Karınca kararınca şükranlarımızı sunmuştuk tek ağızdan.

Gözleri her zamanki gibi gülüyordu…
Beyaz gömleği, şık elbisesi, kravatı ile bir kahramandı yine.

Örnektir devlet adamlığı ile…
Rehberdir spor adamlığı ile.

Kastamonu’nun kalbine defnedildi…
Cennet mekan.

Hangi köye gitseniz musluk başında dua edin…
Şükrü Demirkapılı’nın emeğidir akan su.)