Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Kastamonu'nun "evlere keder" halini ortaya koydu, "yalnız yaşayanlar ili", bu nüfusun büyük olasılıkla tamamına yakınının "yaş almışlar" olduğunu varsaydığımızda vahamet katlanıyor şüphesiz...
"Yalnız" ve "Yaşlı".
Mevcut ve giderek katlanarak artan bu toplumsal sorunun altından nasıl kalkacağız?...
Kamu ve yerel yönetim boyutunda çok da kafa yorulan bir hal değil gibi görünüyor.
Senelerdir bu sayfalarda yazdıklarımızın kanıtını ayan beyan verilerle ortaya bir kez daha koyverdi TÜİK...
Kastamonu hem demografi namına çıkmaz bir sokağa gidiyor hem de birbiri ardına yaşanan ve yaşanması el mahkum yalnız yaşayan yaşlı ölümleri vakaları ile iç burkmaya devam ediyor ve edecek.
TÜİK ne diyor?...
2024 yılı itibarıyla Kastamonu'da 136 bin 880 hane var, bu hanelerin 35 bin TL 980'i yalnız yaşayan bireylere ev sahipliği yapıyor, oranlandığında Kastamonu'daki toplam hane varlığının yüzde 26.3'üne karşılık geliyor yalnız yaşayanların haneleri, daha vahimi ise 2016'da bu oranın yüzde 21,1 olması, azalmıyor artıyor.
Yalnız yaşayan birey hanesi sıralamasında Türkiye 8'incisiyiz...
Önümüzdeki illere bakıldığında (Gümüşhane, Tunceli, Giresun, Artvin, Eskişehir, Sinop, Çanakkale) ortak özelliğin "göç vermiş iller" olduğu görülüyor...
Evlatlar gurbette.
Ardımızdaki iki il de tanıdık...
"Karabük" ve "Çankırı".
Batı Karadeniz Bölgesi'nin hazin kaderi...
Yalnız yaşayan haneler liginde de yerini almış.
Yalnız yaşayan yaşlı nufüsa karşı kamu ve yerel yönetimin planlı projeleri ve hatta en acilinden refleksi olmalı...
"Yaşlı dostu il" olarak çerçevelenen planlama kapsamında bir dünya eylem planı var.
En son 29 Nisan tarihli bu köşedeki "Yaş(lı) Dostu Şehir Ol(ma)mak" başlıklı yazımda gerekleri izah etmiştim...
Dünyadan örneklerle.
Bir şehirde yalnız yaşayan bir yurttaşın cansız bedenine duygusal araçlarla değil de "duyusal" organların çekiştirmesiyle ulaşılıyorsa nerede "sosyal devlet" nerede "sosyal belediye"...
Kastamonu'da sadece bir yılda bu tür kaç vaka yaşanıyor yürek burka burka.
"Yalnız yaşamak" tercihin ötesinde "sosyolojik" bir sonuçtur...
Kamusal görev ve sorumluluk yalnız yaşayan bireylerin toplumsal bağlarını sürekli ve sıkı tutmaktan geçiyor.
Kamu, yerel yönetim ve sivil toplum örgütleri işbirliğinde pekala yaşlıları boşluğa düşürmeyecek bir ağ kurulabilir, kurulmalı...
Ki; Kastamonu'nun birinci önceliğidir bu.
(Diğer taraftan...
Yine 2024 itibariyle Kastamonu'daki 136 bin 880 hanenin 54 bin 964'ünde 65 yaş üstü en az 1 birey yaşıyor, yüzde 40.2'ye karşılık geliyor bu oran, tablo ortada.
Bu oran Kastamonu'yu "yaşlı birey bulunan hane oranı" liginde kaçıncı yapmış ülkemizde?...
Türkiye 2'ncisi.
"Yaşlı dostu şehir" mevzusunu kavrayabilmek namına...
E bu da mı gol değil?)
(Yine aynı araştırma gösteriyor ki, Kastamonu hızla "geniş aile" formundan çıkıp "çekirdek aile" şekline dönüşüyor...
76 bin 352 "çekirdek aile" - 21 bin 60 "geniş aile".
"Çekirdek aile" formunun getirdiği sıkıntılar nedir?...
Çekirdek aileyi oluşturan bireyler arasında geçimsizlik başladığında dağılmanın önüne geçebilmek zorlaşır, ekonomiyi döndürmek zordur, hele ürettiğinden çok tüketen bizim gibi ülke/ilde bu hal açık bir şımarıklık ve savurganlıktır, aile örgüsü içindeki bağları yıpratır.
Toplumsallaşan çoğu sorunun bir yerinde mutlaka "çekirdek aile" katkısı olduğu görülecektir...
Asıl özgürlük ve medeniyet geniş ailededir.
Not: Kastamonu'nun nüfus dökümü ortada...
"Yaş almış", "emekli", "inziva yurdu".
Kastamonu'da işsizlik oranı düşük...
Çünkü iş yapabilecek nüfus yok.
İşçi yok ki...
İşsiz olsun.
Bu durum evet bir yanıyla dezavantaj...
Ama diğer yanıyla da avantaj.
Kastamonu'nun ekonomik kalkınmasına dair "yaşlı ekonomisi" seçenek olabilir...
"Gümüş ekonomi".
Dünyada yaygınlaşan bir ekonomi akımı "gümüş ekonomi"...
Yaşlılara yönelik ekonomi kastediliyor.
Kastamonu'nun ekonomik kalkınmasını ağır sanayi vesaire üzerinden zinde güçler üzerine kurmak mevcut demografide ne kadar mümkün?...
Yeni bir yol "gümüş ekonomi" olabilir.
Elektronik ortakda bu konu üzerine binlerce kaynak var...
Devletlular okursa ne ala.
Somut koşullara göre çıkış arandığında her zaman açık kapı bulunur...
Bizimki soyut koşullara göre çıkış aramak ki; sonu hüsran.