Kastamonu’nun “deniz” nimetini ekonomik kalkınmasına ve sosyal gelişmesine hakkı ve layığı ile katamama pür melali dillere pelesenk olmanın ötesinde korkarım üzerine iki kelam etmeye dahi üşenilir hatta görmezden ve duymadan gelinen bir evreye demir attı günümüzde…
Deniz ve diğer durgun/akan su kaynakları bahsinde en az elini sıcak sudan çıkarıp soğuk suya sokan Karadeniz ili Kastamonu.
Kastamonulunun suya sırtını, yüzünü, midesini, cebini hattı zatında gözünü ve gönlünü dönmesinin sebebi hikmetini elbette tarihsel koşullarda aramak lazım gele…
“Bir şey olmamışsa olmayacağı içindir” deyip geçmek de kolay değil gerçi.
Kör bir çakı ile kalın ve kuru bir dal parçasını yontarcasına…
Keyfe keder.
Günümüzde elbet “su” ekonomisine paydaş olmanın giriş bedeli yüksek, altyapıya dair sermaye sahil halkımızın gücünü aşacak kalibrede, ancak yine de en azından “kooperatif” gücüyle eldeki son mermiye bel bağlamak da çıkar yol…
Ve bilime.

(Sinop’ta 11’incisi düzenlenen “Geleneksel Balık Festivali”…
Geçmiş defterleri açtırdı yine zihnimde.
Sinop sahilinde geleneksel “balık” günü…
Kastamonu sahilinde geleneksel “pilav” günü.
Sinop’ta balık çıkıyor…
Kastamonu sahilinde “çeltik” ne geze?
Kim eke?...
Kim pirinç ede?
Ekonomik veriler yanı sıra bir bölgenin ekonomiye dair haletiruhiyesini anlamak için etnografyasına da bakmak lazım…
“Gelenek” anlatır tencerenin içine pişeni.
Sinop Üniversitesi’nin 19’uncu kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Öğrenci Yaşam Merkezi'nde gerçekleştirilen “11. Geleneksel Balık Festivali” etkinliğinde ızgaralarda pişirilen 1 ton Türk somonu katılımcılara ikram edildi yanında helva ile birlikte…
Üniversitesi de yerelleşmiş Sinop’un.
Bir parantez daha açalım Sinop ve Kastamonu arasındaki “açık” farka…
“Festivalde ayrıca 65 yaş ve üzeri bireylerin eğitim aldığı 3. Yaş Üniversitesi öğrencilerince hazırlanan el sanatları sergisi açıldı.”)
(Günümüzde Sinop’un deniz ekonomisinde “aldığı” yol ile Kastamonu’nun aynı sularda “kaldığı” yol ortada…
En azından fakirin yıllara sari yazıları dahi fikir oluşmasına meyyal.
Emeğini yaza yaza, örnek vere vere, rehber kıla kıla her defasında yeniden dinçleştiğimiz Vali Kamil Demircioğlu’nu tam da “deniz ekonomisi” bahsinde bir kez rahmet, şükran ve minnetle anmamak olası mı?...
Vali Demircioğlu’nun deniz ekonomisi alanında 45 yıl önce bıraktığı izin üzerinden yürüyebileydi Kastamonu keşke vah keşke.

Vali Demircioğlu Kastamonu'da iki dönem valilik yaptı “1984-1986” ve “1992-1993” tarihlerinde…
Hayatını ve deneyimlerini kaleme aldığı “Hayatta Umulmayanı Beklemek” isimli kitabını her Kastamonulunun okumasını salık veririm.
Vali Kamil Demircioğlu Kastamonu’daki ilk valilik döneminde “su ekonomisini” hayata geçirmenin gayreti doğrultusunda “Kastamonu-Norveç” köprüsü kurdu, Kastamonu heyeti Norveç’te incelemede bulundu, Norveç işbirliğinde Kastamonu sahilinde “Karadeniz Kalkanı” üretmekti hedef…
İnebolu başta olmak üzere sahil bandındaki ilçelerde “yer” bakıldı, toplantılar yapıldı, derman arandı.
Vali Kamil Demircioğlu’nun “siyaset” ile arası iyi değildi…
Görevden alındı.
Haliyle tüm emek rafa kaldırıldı…
Vali Kamil Demircioğlu’nun izi silinmeliydi nihayetinde.
Bir çoban ateşi daha yandı ilerleyen tarihte…
“Alarko Holding” Kastamonu sahilinde “somon” üretimine teşvik edildi, İshak Alaton Kastamonu’ya bizzat geldi ve Şükrü Elekdağ, Sabri Tığlı, Atıf Uğurlu başta olmak üzere Kastamonulu akli önderlerce ağırlandı, Abana ve İnebolu’da incelemede bulunuldu, nihayetinde olmadı.
Kastamonu’da o olmadı…
Bu olmadı.
Sinop’ta o da oldu…
Bu da oldu.)
(Vali Kami Demircioğlu’nun Kastamonu’da emeğini https://www.academia.edu/51350636/Cumhuriyetin_Kastamonu_Valileri adresinde “Abdulhalim Durna” satırlarında okuyabilirsiniz…
Bir pasajını aşağıya aldım.

Vali Kamil Demircioğlu’nun Kastamonu’daki emeğinden öne çıkan ana başlıklar…
“Birinci valilik dönemine ait olanlar şunlardır. Üniversitelerle işbirliği yaparak ilin ekonomik değerlerinden sarımsak, orman kesim yan ürünlerinin değerlendirilmesi ile tatlı su ürünleri konularında araştırma yapılması, Dünya iş konseyleri ile temas, Kastamonu Kalkınma Vakfının kurulması, Özel İdare Ormanının tekrar kazanılması, Glayöl yetiştiriciliğinin teşviki, Sahil bandında kivi yetiştirilmeye başlanması, Bodur elma yetiştirilmesine başlanması, Ceviz yetiştiriciliğinin teşviki, İnebolu’da reçel üretim tesisi, Alabalık üretim tesisinin kurulması, Norveç’le ortak, kalkan balığı yetiştirme projesi, Karadeniz’de kum midye projesi, Taşköprü’de Pompeipolis kazılarının hızlandırılması, Abana ilçesi sahil düzenlemesi. Vali Demircioğlu, anılarında projelerinin olumlu sonuçlarını görmeden siyasi baskılarla merkeze alındığını belirtiyor… İkinci Valilik döneminde ise önemli şu çalışmaları yaptığı anlaşılmaktadır. İnebolu, Cide, Çatalzeytin ilçeleri sahil düzenlemeleri, Defterdarlık ve Askerlik Dairesi Başkanlığı binalarının restorasyonu, Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi restorasyonu, Taşköprü Hükumet Binası restorasyonu, Candaroğlu Mahmut Bey Camisi restorasyonu, Şehit Şerife Bacı ve Atatürk Anıtı’nın yapımına başlanması, Hava Alanı yapımına başlanması, Şehitler Anıtı yapılması, Kastamonu Stadyumunun yenilenmesi, geliştirilmesi, KSK’ye Kadıdağı’nda bina yapılması, Kastamonu Kuzeykent Projesi’nin uygulamaya geçirilmesi, Meslek Yüksek Okulu inşası, Organize Sanayi Bölgesi kurulmasının başlatılması, Tosya meyve suyu ve salça tesisi, Tosya yem fabrikası, Tuğla kiremit fabrikası.”)
(Vali Kamil Demircioğlu’nun gayreti içinde “alabalık tesisi” kurulması ve “kum midyesi” projesi de var dikkatinizi celp ettiği üzere…
Kamunun halka öncülüğüdür bu.

Bizatihi Kastamonu Kalkınma Vakfı’nı sırf bu amaç doğrultusunda kurdu Vali Kamil Demircioğlu…
Ekonomik kalkınmanın sosyal gelişmenin de fitilini ateşleyeceğini hesap ederek.
Bugün isyanımızın ana gerekçesi de Kastamonu nereden nereye geldi ve gittiğine dairdir…
Kastamonu tarihini bilmeyenler için hayat ne güzel?)