ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı sonucu ortaya çıkan savaş ve Hürmüz boğazının kapanması Dünya ekonomisini derinden sarstı. Bu süreçte altın fiyatlarının nasıl belirlendiği de önemli bir gündem maddesi oldu. Bu yazımızda altın fiyatlarının nasıl belirlendiğini konuşacağız. Ama önce enflasyon hakkında kısa bir ön bilgi vereceğiz. Neden enflasyonla başladığımızı yazının sonraki bölümlerinde anlayacaksınız.
Enflasyon, bir ülkede belirli bir dönemde fiyatlar GENEL seviyesindeki artıştır. İki nedenle ortaya çıkar. Birincisi toplam talepteki canlılık ve ikincisi maliyet artışlarıdır. Bir ülkede malların büyük çoğunluğuna talep yüksekse firmalar doğal olarak fiyatlarını artırırlar. Genelde ekonomi yönetiminin para arzını artırması veya kamu harcamalarını artırması durumunda ortaya çıkar. İkinci olarak da ekonomideki tüm malların maliyetlerinde artış olursa ortaya çıkar. Örneğin; petrol şokları. Tüm malların nakliyesi vardır, petrol fiyatları artarsa nakliye maliyetleri artar. Bunun dışında plastik, kimyasallar, polimerler gibi ürünlerin üretiminde bizzat petrol kullanılır. Traktör ve motorin nedeniyle tarımsal ürünlerin bile üretiminde petrol söz sahibidir. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki artış bunların da maliyetlerini doğrudan artırır. Sonuç olarak petrol fiyatlarındaki artış tüm malların maliyetlerini artırır ve doğal olarak fiyatlar da artar.
Şimdi yavaş yavaş altın fiyatlarına gelebiliriz. Altın fiyatlarının belirlenmesinde en önemli aktörlerden biri merkez bankalarıdır. Türkiye’nin nasıl Merkez Bankası (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) varsa diğer ülkelerin de Merkez bankaları vardır. Bunların en önemlileri FED (ABD merkez Bankası), Çin, Japonya ve Avrupa Merkez bankalarıdır, çünkü bunlar en büyük ekonomilerdir. Bunların görevleri ülkelerindeki para politikalarını yönetmektir. Dikkat ettikleri en önemli şey de fiyat istikrarı yani enflasyondur. Enflasyonun %1 ile %3 arasında olması istenir. Eğer enflasyon biraz yüksekse faizleri artırırlar. Faizler artınca insanlar yüksek faizle kredi çekerek mal almazlar, harcama yapmazlar. Ellerinde nakit varsa da faize yatırırlar. Eğer ekonomi çok durgunsa ve enflasyon da düşükse bu sefer faizleri düşürürler. Faizler düşünce insanlar kredi çekerek harcamaları artırırlar. Ellerinde nakit olanlar da “Nasılsa faizler düşük, mevduat olarak tutmaya gerek yok” diyerek harcama yaparlar ve böylece talep artar.
Muhtemelen şimdi “Altın fiyatlarına gel, bize ne Merkez Bankalarından” diyeceksiniz. Geldik altın fiyatlarına… Merkez bankalarının faizleri artırıp düşürmeleri altın talebini ve fiyatlarını da etkiler. Faizler düşükse insanların harcamalarını artıracaklarını yukarıda belirttik. Ama ayrıca insanların bir kısmı da faizler düşük olduğu için alternatif yatırım araçlarına yönelirler. Başta altın, gümüş gibi değerli madenler gelir. Faizler yüksek ise altın ve gümüş gibi yatırım araçlarına yönelmezler, altın talebi düşük kalır. Altın talebi olmayınca da altın fiyatı düştü.
Şimdi yavaş yavaş bağlantıyı kuralım. Birinci olarak enflasyon nedenlerinden biri petrol fiyatlarında ortaya çıkan artış gibi şoklar olduğunu belirttik. İkincisi; Merkez bankalarının enflasyonu kontrol altında tutmak için faizleri yükseltip alçalttığını belirttik. Üçüncüsü; faizlerin artış ve azalışlarının altın fiyatlarını etkilediğini belirttik. Şimdi hepsini birleştirelim. ABD ve İsrail’in saldırısı sonrası İran kendisini savunmaya çalışıyor ve bu esnada Hürmüz Boğazı da kapatıldı. Hürmüz Boğazının kapatılmasının yanısıra Arap ülkelerindeki petrol tesisleri de zarar gördü. Petrol arzı azaldı ve petrol fiyatları artmaya başladı. Petrol fiyatları artarsa maliyet enflasyonu ortaya çıkabileceğini belirtmiştik. Merkez bankaları da faizleri düşürme eğilimine girmişti ancak maliyet enflasyonu riski ortaya çıkınca faizleri indirmekten vazgeçmeleri hatta belki de tekrar yükseltmeye başlamaları söz konusu… Faizlerin tekrar yükselme ihtimali de altın talebini bir anda düşürdü. Aynı anda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’de bulunan firmaların nakitlerini dışarıya çıkarmaları engellenince altın varlıklarını bozdurmaları da ortaya çıktı. Chicago borsasında Altın işlemlerinde teminat oranları da artırıldı ve hepsi bir araya gelince altın fiyatları geçen hafta düştü. Demek ki genel kanının aksine savaş her zaman altın fiyatlarını yükseltmiyormuş. Nedenlerini de yukarıda anlattık.
Merkez bankaları altın fiyatlarını başka bir yolla daha etkiler. Bunu da anlatalım. Biz nasıl varlıklarımızı altın, gümüş, gayrimenkul, tahvil vb. biçimde biriktirirsek Merkez bankaları da benzer biçimde rezerv tutarlar. Merkez bankalarının rezervlerinde altın ve döviz önemli yer tutar. Uluslararası ticaretin önemli kısmı dolar üzerinden yapıldığı için Merkez bankaları dolar rezervi tutarlar. Ancak son dönemlerde Rusya ve Çin başta olmak üzere bu yapıyı bozmaya çalıştıkları görülüyor. Polonya, Kazakistan, Türkiye, Brezilya, Hindistan ve Çin gibi ülkelerin merkez bankaları agresif biçimde altın rezervlerini artırıyorlar. Türkiye son beş yılda altın rezervlerini en fazla artıran üç ülkeden biri (diğerleri Çin ve Polonya). Polonya 2025’te 100 tondan fazla altın alımı gerçekleştirdi. Merkez bankalarının bu stratejileri de doğal olarak altın fiyatlarını yükseltici etki yapıyor. 1999’da merkez bankaları rezervlerinin %71’i dolar iken 2025’te bu oran %56’a kadar geriledi ve aynı dönemde rezervlerde altın oranı %13’ten %25’e çıktı. Başarılı olurlar mı bilmem ama ülkeler (BRICS vd.) tek rezerv para dolara karşı bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Bu konuya da ilerdeki yazılarımızda değiniriz.
Tahmin ediyorum ki “Biz gram altın fiyatı ile ilgileniyoruz sen ise uluslararası altın fiyatlarını anlattın” diyeceksiniz. Gram altın fiyatlarını iki şey etkiler. Birincisi; uluslararası piyasalardaki altın fiyatlarıdır. İkincisi döviz kurlarıdır. Yani anlattığım uluslararası piyasalardaki altın fiyatları sizin aldığınız veya almayı düşündüğünüz altın fiyatlarını etkiliyor.
Gelelim bundan sonra altın fiyatlarına ne olacağına. İktisatçılar ne olacağını doğru tahmin eden kişiler değildir ama bir olay olduktan sonra neden olduğunu saatlerce çene çalarak anlatan kişilerdir. Yani geleceği ancak Allah (cc) bilir. İktisatçılar dahil kimse bilemez. Geçen hafta gördüğümüz gibi pek çok faktör altın piyasasını etkileyebiliyor. Hürmüz Boğazı'ndaki bir tıkanıklık, Chicago borsasındaki bir kural değişikliğiyle birleşip cebimizdeki altının değerini belirleyebiliyor. Küresel ekonomide artık hiçbir olay 'uzak' değildir.