Malı sadece tek üreten firma varsa buna tekel piyasası denir. Toplumda tekel piyasaları sevilmez, İktisat bilimi de tekel piyasalarına olumlu bakmaz. Şimdi tekel piyasalarına neden olumlu bakılmadığını açıklayalım.
Az önce belirttiğimiz gibi bir malı üreten veya satan tek firma varsa bu durumda piyasaya tekel piyasası deriz. Tabi böyle bir durumda firmanın pazarlık gücü bayağı yüksektir. Bir kere piyasada talep yapısına bakarak fiyat ve üretim kararını kendisi verir. Örneğin; şimdi duruyorlar mı bilmiyorum ama şehirlerarası vapurlarda büfeler vardı. Dışarıda 5 TL olan çayı 50 TL’ye satardı. Tost, poğaça, kahve ve diğer malları da aşırı yüksek fiyata satarlardı. Onlara bu gücü veren tekel piyasası olmalarıydı. İstanbul’da vapurda bir yerden başka yere gideceksiniz ve canınız çay içmek istedi. Normal fiyatı 5 TL olan çayın fiyatının 50 TL olduğunu öğrendiğinizde ne yaparsınız? İtiraz eder, pazarlık etmeye çalışırsınız. Firma “İster al ister alma beyim! Keyfin bilir” diyerek pazarlık etmezse sizin önünüzde iki seçenek kalır. Ya 50 TL verip çay içersiniz veya içmezsiniz. Çünkü “Almıyorum kardeşim! Yandaki dükkana gideceğim” deme şansınız yoktur. Vapurun içinde yanda dükkan yoktur. Yani tekel piyasasında firmanın dediği olur.
Olumsuz yanlarını biraz ele alalım. Birincisi; toplumda gelir dağılımını bozar. Tekelci firma normalde 10 TL olacak malı tekel olduğu için misal 100 TL’ya satabilir. Doğal olarak kendisi çok para kazanır. Ama tüketiciler bu durumdan mağdur olur. Onların ceplerinden fazladan para çıkar. Tüketiciler para kaybederken firma sahibi para kazanır. Zengin firma sahibi daha zengin olurken tüketiciler para kaybederler. Toplumda gelir dağılımı adaleti bozulur. Firma sahibi açısından olumlu bir durumdur ama kalabalık tüketici kesimi için olumsuz durumdur. İkincisi; rekabet olmadığı için firma kendisini zorlamaz, etkin üretim teknikleri kullanmaz. Şöyle anlatayım. Kendi başınıza bir koşuya çıkarsanız fazla hızlı koşmazsınız çünkü rakibiniz yoktur. Ama bir arkadaşınızla koşuya çıkarsanız hızınızı artırırsınız çünkü bir rakibiniz vardır. Firma için de öyledir. Tekel piyasasında firmanın rakibi olmadığı için firma maliyetlerini düşürmek için yeterince çaba göstermez. Ama eğer rakibi olsaydı maliyetlerini düşürmek için çaba gösterirdi. Üçüncüsü; firma karını maksimize etmek peşindedir. Doğal olarak bunun için fiyatı yüksek tutmak ister. Fiyatı yüksek tutmanın yolu da üretimi düşük tutmaktır. Örneğin; elmas madeni sahibi fiyatı yüksek tutmak için madendeki tüm elmasları hemen çıkarmaz, üretimi yavaşlatarak elmasları yavaş yavaş çıkarır. Üretim yeterince olmaz, fiyatlar yüksek olur.
Şimdi “Hiç olumlu yanı yok mu?” diyeceksiniz. Elbette var. Piyasada çok firma olursa her biri küçük boyutlu olacaktır. Küçük boyutlu firmalar da Ar-Ge (Araştırma- Geliştirme) için yeterince fon ayıramazlar. Yeterince fon ayıramayınca da yenilikler yapılamaz, teknoloji ilerleyemez. Ama piyasada sadece tek firma olursa doğal olarak bu firma güçlü ve rahatlıkla fon bulabilecek bir firma olur. Büyük firma olur. Büyük firmalar da Ar-Ge için pay ayırabilir ve teknolojinin ilerlemesini sağlar. Günümüzde teknolojik yeniliklerin çoğunluğu firmaların Ar-Ge departmanlarının çalışmaları sonucu ortaya çıkmaktadır. Yeni denizleri keşfetmek için büyük balığa ihtiyaç vardır, çok sayıda küçük balıkla o iş olmaz. İkincisi; bazı piyasalarda üretim miktarının artması ortalama maliyetleri düşürür. Buna “Ölçek Ekonomileri” adı verilir. Örneğin; elektrik dağıtımını ele alalım. Birden fazla elektrik dağıtımı yapan firma olursa ortalama maliyetler yükselir. Şöyle açıklayalım. Tek elektrik dağıtıcısı firma olursa bu firma elektrik kablolarını 100 dairelik apartman önüne kadar getirir yani tek kablo sistemi döşeyerek 100 daireye elektrik verir. Ama iki elektrik dağıtıcısı olursa ikisi de ayrı kablo döşeyerek apartman önüne elektrik getirir ve ikisi de 50’şer daireye elektrik verir. Doğal olarak aynı kablo ile 50 daireye elektrik ulaştıran firmanın ortalama maliyeti yüksektir, ama 100 daireye elektrik ulaştıran firmanın ortalama maliyeti düşüktür. Maliyet yüksek olursa fiyatlar artar.
Kısaca genelde tekel piyasaları istenmez ama bazı istisnai koşullarda karşımıza çıkabilir ve az olmakla beraber olumlu yanları da vardır. Şimdi “Olumlu yanları olumsuz yanlarından daha fazla ise neden Tekel piyasaları var? Çok sayıda rakip firma olsun.” Diyeceksiniz. Bu o kadar kolay değil. Tekel piyasalarının varlığı giriş engelleridir. Örneğin; bir maden kaynağının sahibi tek firmaysa doğal olarak piyasaya başka firma giremez. Firma, yeni bir ürün geliştirip bunun patentini aldıysa başka firma piyasaya giriş yapamaz. Piyasaya lisans alarak giriş yapıldığı ortamda başka firmalar elini kolunu sallayarak piyasaya giriş yapamaz. Örneğin; önüne gelen cep telefonu operatörü olamaz. Devletten lisans alması gereklidir.
Devlet ve politika yapıcılar da tekel piyasasını arzu etmezler. Zira tekel piyasası toplumun geniş kesimini rahatsız eder, refahını düşürür. Bu nedenle de piyasaya müdahale ederler, düzenleme (regülasyon) yaparlar. Bu düzenlemelerle mümkün mertebe tekel piyasalarının oluşumunu engellemeye çalışırlar. Örneğin; zamanında Rockefeller Dünya petrol piyasasına tek başına hakim olmuştu. ABD devleti de “Sherman Antitröst yasaları” çıkararak şirketi birkaç parçaya bölmüştü. Günümüzde hemen hemen tüm ülkelerde piyasaları regüle eden çeşitli denetleme ve düzenleme kurumları vardır. Bu kurumlar mümkün mertebe piyasalarda rekabeti sağlamayı, tekelleşmeyi önlemeye çalışır. Örneğin; Türkiye Rekabet Kurumu da böyle bir kurumdur. Eğer iki firma birleşirse piyasada tekelleşme olup olmadığına bakar, eğer piyasada tekelleşme olacaksa buna izin vermeyebilir. Bazı iktisatçılar piyasada düzenleme, regülasyon yapılmasını desteklerken bazıları da desteklemez. Piyasalarda regülasyon istemeyen iktisatçılara göre piyasalarda tekel firmalarının oluşmasının nedeni bu firmaların etkin üretim, pazarlama vb. teknikleri kullanarak başarılı olmalarıdır. Zamanla piyasaya başka firmalar giriş yapacak ve onlardan daha etkin teknikler kullanarak piyasaya hakim olacaklardır. Piyasada regülasyon yapmak aslında etkin teknikler, stratejiler kullanan başarılı firmaları cezalandırmaktır. Regülasyon yapılmasına gerek yoktur çünkü uzun dönemde piyasaya başka başarılı firmalar giriş yapacaktır.
Tekel konularında daha yazacak şeyler var ama yazının da fazla uzamasını istemiyorum. Nasıl olsa daha sonraki yazılarda tekrar bu konuya değiniriz.