1980 ve 1990’lı yıllarda yabancı “İktisada Giriş” ve “Mikro İktisat” kitaplarını okuduğumda gençlerin üniversiteye gitmek ile işyerinde çalışmak arasında tercih yaptıklarını belirterek fırsat maliyeti kavramını anlatıyorlardı. O zamanlar Türkiye için böyle bir tercih çok yabancı geliyordu. “İnsanlar elbette üniversiteye gitmek ister, böyle bir tercih olur mu?” diye düşünülüyordu. Bu yazımızda fırsat maliyeti kavramını anlatarak başlayacağım. Sonra yaşantımızda fırsat maliyetinin yerini göreceğiz.
Yaşantımızın her döneminde tercihlerde bulunuruz. Bir tercihte bulunduğumuzda diğer tercih veya tercihlerden vazgeçeriz. İşte bu vazgeçtiğimiz alternatiflerden en değerlisi bizim için fırsat maliyetidir. Örneğin; liseden mezun olan bir gencin önünde iki alternatif vardır. Birincisi; üniversiteye gitmek ve ikincisi iş hayatına atılmaktır. İş hayatına atılırsa genç hemen para kazanmaya başlayacaktır. Üniversiteye giderse dört sene sonra iş hayatına atılacaktır ancak üniversiteden mezun olduğunda biraz daha yüksek ücretle işe başlamayı umut ediyordur. Genç, üniversiteye giderse iş hayatına hemen başlamaktan vazgeçecektir. En az dört sene daha az maaş alacaktır. Daha geç evlenecek, daha geç anne ve baba olacaktır. Vazgeçtiği iş hayatına başlamak da fırsat maliyetidir. Liseye gidip iş hayatına erken atılırsa da üniversiteye gitmekten vazgeçecektir. Dört sene sonra daha yüksek ücret almaktan vazgeçecektir. Bu durumda da üniversiteye gitmek fırsat maliyetidir. Hemen belirtelim, 1980-1990’lı yıllarda Türkiye’de üniversite mezunu sayısı yeterli olmadığı için üniversite mezunu olanlar gerçekten daha yüksek ücretle işe başlayabiliyordu. Ancak 208 üniversitenin olduğu günümüz Türkiye’sinde artık bayağı üniversite mezunu var. Bu nedenle artık lise mezunundan daha yüksek ücretle işe başlamak kolay değil. 2026 YKS başvuruları yaklaşık 1 milyon azaldı. Bunun nedenlerinden biri de gençlerin üniversiteye gitmek yerine iş hayatına başlamayı tercih etmeleridir.
Daha net anlatmak için bir örnek daha vereyim. Markete gittiniz. Karşınızda iki farklı marka ürün var. Paranız da sadece birini almak için yeterli. Yani ikisini birden alamazsınız. Birincisi biraz daha bilinen ve biraz daha pahalı marka. İkincisi; biraz daha az bilinen ama daha ucuz marka. İkisinden birini tercih edeceksiniz. Birinciyi tercih ederseniz ikinciden vazgeçeceksiniz. Yani ikincisi sizin fırsat maliyetinizdir. İkinciyi tercih ederseniz de birinciden vazgeçersiniz. Birinci sizin için fırsat maliyetidir. Birinciyi tercih ettiğinizde daha fazla para ödersiniz ama muhtemelen biraz daha kaliteli bir mal alırsınız. Daha fazla dayanıklı, daha sağlıklı, daha lezzetli vs. İkinciyi tercih ederseniz daha az para ödersiniz ama bu sefer de biraz daha düşük kaliteli mal alırsınız. Örneğin; ayakkabı aldıysanız daha bir sene dayanıklı ayakkabı alırsınız. Eğer birinci marka ayakkabıyı alsaydınız iki sene o ayakkabıyı giyebilecektiniz.
Fırsat maliyeti sadece tüketimle mi alakalı? Hayır. Bir de üretimle ilgili örnek verelim. Bir üretim tesisi müdürü veya yöneticisisiniz. Bisküvi mi üreteceksiniz yoksa gofret mi üreteceksiniz? Bu kararı vermeniz gerekli. Elinizdeki makineler ve işçiler sadece birini üretmek için yeterli. İkisini aynı anda üretemiyorsunuz. Bisküvi üretirseniz 10 TL, gofret üretirseniz 8 TL kazanacaksınız. Rasyonel bir girişimci ne yapar? Bisküvi üretmeyi yani 10 TL kazanmayı tercih eder. Bu durumda da gofret üretmek yani 8 TL kazanmaktan vazgeçer. Bu vazgeçtiği gofret üretimi yani 8 TL da fırsat maliyetidir.
Bir tane de tüketim ve üretimle ilgili olmayan gerçek yaşamla ilgili bir örnek vereyim. Sinemaya gitmek ile tiyatroya gitmek arasında tercihte bulunacaksınız. Sinemaya herkesin övdüğü bir film gelmiş. Varsayalım ki sinema filmi sadece tek seans gösterilecek. Tiyatroda da Kastamonu’ya her zaman gelmeyen ünlü oyunculardan oluşan bir ekip gelmiş. Sinema filmi ve tiyatro oyununun saatleri de çakışıyor. Eğer tiyatroya gitmezseniz bir daha bu oyuncuları canlı canlı kim bilir ne zaman görebileceksiniz? Sinemada da tüm arkadaşlarınız gidiyor ve film hakkında konuşuyor. Sohbetlerde arkadaşlarınızın gerisinde kalmak da istemiyorsunuz. Eğer sinemaya giderseniz vazgeçtiğiniz tiyatroya gitmek sizin fırsat maliyetiniz olacaktır. Tiyatroya giderseniz de sinemaya gitmekten vazgeçmiş olacaksınız.
Gördüğünüz gibi hayatınızın her anında bir tercihte bulunmanız gerekiyor. Tabi bir tercihte bulunduğumuz zaman haliyle diğer tercihlerden vazgeçiyoruz. Vazgeçtiğimiz diğer tercihler de bizim fırsat maliyetimiz oluyor. Yani kaçırdığımız fırsat oluyor.