1970’li yıllardan itibaren incelediğimizde Türkiye’de tüketici enflasyonunun 2004-2016 dönemi haricinde %10 altına inmediğini görüyoruz. Bu dönemde de (2004-2016) enflasyon, gelişmiş ülkelerdeki %1-%4 seviyelerine inmedi, %5 ile %10 arasında değişti. Diğer senelerde de genelde %30 ile %100 arasında değiştiğini görüyoruz. O zaman neden Türkiye’de enflasyonun %1-2 gibi oranlara inmesinin zorluğunu inceleyelim.
İşe önce halkımızın çoğunun yanlış algılaması ile başlayalım. Enflasyon ile hayat pahalılığı birbirinden farklıdır. Enflasyon, belirli bir dönemde fiyatlar genel seviyesinde görülen yüzdelik artıştır. Hayat pahalılığı ise markete gittiğimizde mal fiyatlarının yüksek olmasıdır. Yani ikisi farklıdır. Örnekle açıklayayım. Markete gittiniz ve fiyatların çok yüksek olduğunu gördünüz ama bu enflasyon değildir. Bu hayat pahalılığıdır. Bir hafta sonra markete tekrar gittiniz ve geçen haftaki fiyatların arttığını gördünüz. Bu da enflasyondur. Avrupa’da market fiyatları yüksektir, hayat pahalıdır ama enflasyon düşüktür. Bir sene önce 10 Avroya yaptığınız alışverişi tekrar 10 Avroya yapabilirsiniz. Bu açıklamadan sonra lütfen markete gidip “Sen ne diyorsun hoca! Fiyatlar çok pahalı” demeyin. Önceki market ziyaretinizdeki fiyatlar ile şimdiki ziyaretinizdeki fiyatları karşılaştırın.
Şimdi Türkiye’de enflasyonun düşürülmesinin neden kolay olmadığını inceleyelim.
Birincisi; “Gelişmiş ülkelerdeki enflasyon oranı ile Türkiye’deki enflasyon oranı aynı olmalı” diye düşünmemek gerekir. Örneğin; Almanya, sanayisini geliştirmiş ve kalkınmasını tamamlamıştır. Türkiye ise yeni yeni gelişmeye başlamıştır. Yüksek gelirli ülkeler sınıfına daha yeni girdik. Bazı iktisatçılar enflasyon ile ekonomik büyüme arasında ilişki olduğunu savunur. Yani ekonomik büyüme istiyorsak bir miktar enflasyona katlanmamız gerektiğini savunurlar. Tabi bu oran %30 ve üzerindeki oranlar değil. Ama Almanya’da %2.7 olan enflasyonun bizde olması doğru olmayabilir. Bunu şöyle açıklayayım. %1-%2 gibi çok düşük enflasyon ekonomideki canlılığı olumsuz etkiliyor. Firmaların yatırım yapma iştahını, motivasyonunu düşürüyor. Ama %10-%15 ve üzerindeki enflasyonda da firmalar belirsizlik nedeniyle yatırım yapmayı (fabrika açmak, üretimi artırmak) düşünmüyor. Bu açıdan bakıldığında 2004 ile 2016 yılları arasında %5 ile %10 arasında olan enflasyon bizim gibi kalkınmaya çalışan ülkeler için olumlu kabul edilebilir. Tabi bunun karşısında olan ve Türkiye gibi kalkınma hedefleri olan ülkelerin de %1-2 gibi enflasyonu hedeflemesi gerektiğini savunan iktisatçılar da var. Kişisel olarak ben de %5 ile %10 arasında enflasyonun Türkiye için daha olumlu olduğunu düşünüyorum. Kişi başına düşen milli geliri 40.000-60.000$ olan ülkeler ile 18.040$ olan Türkiye’nin şartları farklıdır. Dolayısıyla onlardaki enflasyon hedefleri ile Türkiye enflasyon hedeflerinin farklı olması doğaldır.
İkincisi; Türkiye sanayisi girdilerinin çoğunu dışarıdan edinmektedir. Karadeniz doğalgazı, Güneydoğu petrolü yeni çıkarılmaya başlandı. Giderek petrol ve doğalgaz üretimini artırıyoruz ama halen yeterli değil. Petrol bulunduktan hemen sonra da petrol üretimini artırmak ve sanayinin dışa bağımlılığını azaltmak mümkün değil. Belli bir süre gerekiyor. Anamızın karnından bile dokuz ayda çıkıyoruz. Bu da firmalarımızın maliyetlerinin dış şoklara bağımlı olmasını sağlıyor. Hürmüz boğazının kapatılması, Rusya-Ukrayna savaşı gibi dış şoklar sanayimizin maliyetlerini ve dolayısıyla enflasyonu artırıyor. Aslında bu maddeden anlaşıldığı gibi petrol ve doğalgaz aramalarının artması, sürdürülebilir enerji kaynaklarına (rüzgar, güneş vb.) yaptığımız stratejik yatırımlar ekonomimiz için oldukça önemlidir.
Üçüncüsü; Türkiye’de uzun dönemdir süren enflasyon nedeniyle önyargılar vardır. 1970’den beri enflasyonla yaşayan bir ülkede insanları enflasyonu düşürmeye ikna etmek kolay değil. Toplumun çoğunluğu kolay kolay enflasyonun düşeceğine ikna olmaz. İnsanlar markete gittiğinde 100 üründen 99’unun fiyatı sabit olsa bile fiyatı artan mala odaklanır ve enflasyonda olduğundan çok fazla artış olduğunu düşünür. Buna psikolojide “algıda seçicilik” diyorlar. Bu durum, fiyatlama davranışlarındaki bozulmayı da beraberinde getiriyor. Firmalar, “enflasyon artıyor” diye fiyatlarına sürekli zam yapma peşindedir. Tüketiciler de “enflasyon var, tüm malların fiyatları artıyor” diye düşünerek zamlara ses çıkarmaz. Sonuç olarak enflasyon kolay kolay düşmez.
Dördüncüsü; ülkeler bazı durumlarda genişletici para ve maliye politikaları uygularlar. Yani ekonomide canlılığı artırmak için kamu harcamalarını artırırlar, vergileri düşürürler, faiz oranlarını düşürürler. İçinde bulunulan durum nedeniyle devletin izlemesi gereken bir politikadır. Örneğin; Covid19 pandemisinde sanayi ve firmalarımızın olumsuz etkilenmesini engellemek için devlet genişletici politikalar izlemek zorundadır. Genişletici politikalar ekonomiyi canlandırır, toplam talebi artar. Talebin artması da firmaların fiyatlara zam yapmasına neden olur. Ama bazı dışsal gelişmeler durumunda devlet genişlemeci politikaları izlemeye mecburdur.
Şimdi “Ne yani! Türkiye’de enflasyon hiç düşmeyecek mi?” diye sorabilirsiniz. Hayır! Enflasyon düşer. Zaten 2004-2016 yılları arasında da istediğimiz seviyeye getirmiştik. Yine yapabiliriz. Bazı dezavantajlarımız var. Son dönemlerde Dünya konjonktürü hiç de stabil değil. Covid19 pandemisi çıkıyor, sonra Rusya-Ukrayna savaşı çıkıyor. İsrail soykırım yaptığı yetmezmiş gibi ABD’yi İran’ın üzerine salıyor. Sürekli bir yerlerde savaşlar çıkıyor. Yani dış konjonktür biizm dezavantajımız. Ama Merkez Bankası ve ekonomi politika yürütücüleri enflasyonu düşürecek daraltıcı politikalar izliyorlar. Enflasyon bir süredir düşüş eğiliminde ve güncel enflasyon oranı %30,87’e kadar geriledi. Merkez Bankasının yaptığı ankete göre bankalar, önemli finans kurumları, akademisyenler yılın sonunda %24,80’e inmesini bekliyorlar. Merkez Bankasının tahmini de %21. Yani yavaş da olsa enflasyon düşüyor. Toplumun da enflasyonun düştüğünü algılaması ve enflasyonun düşeceğine yönelik inanması gerekiyor. Ekonomide beklentiler, gerçekleşmelerin öncüsüdür. Eğer toplum enflasyonun %24 civarına düşmesini bekliyorsa çok olumsuz gelişmeler olmazsa enflasyon %24’e hatta daha da altına düşer.