Öncelikle sorunumuzu ortaya koyalım. 1923 yılında Kastamonu ilinin nüfusu 336,501 kişi. 1980’li yıllarda Kastamonu nüfusu 450,000 civarına çıkıyor ama sonra düşmeye başlıyor. 2000 yılı sonrasında ise 350,000 ile 400,000 arasında değişiyor. Bir türlü 400,000 kritik barajını aşamıyoruz. Nüfusun artmaması ekonominin dinamizmini yitirdiğini gösterir. Toplam talep yükselmez. Nitelikli işgücü, beşeri sermaye sıkıntısı yaşanır.

Bu konuda genel ezber Kastamonu ilinin Türkiye’nin diğer illerine özellikle de İstanbul’a yoğun göç vermesinin bu soruna neden olduğu biçimindedir. Gerçekten de İstanbul’da Sivas’tan sonra en fazla Kastamonu doğumlu kişilerin olması bu kanıyı kuvvetlendirmektedir. 1980 yılı sonrasında İstanbul’a çok sayıda Kastamonu’lu gencin gittiği de vakıadır. Ancak bugünkü yazımızda Kastamonu nüfusu hakkında ezber bozan bir yazı yazacağız.

Birincisi; 2012 yılına kadar gerçekten de Kastamonu net göç veren bir ildir. Yani Kastamonu’dan göç eden kişi sayısı, Kastamonu’ya gelen sayısından fazladır. Bu da nüfusu azaltır. Ancak 2012 yılından sonra iş değişiyor. 2012-2024 dönemindeki 13 senede tam tersi bir tablo ortaya çıkıyor. Yani Kastamonu’ya gelen sayısı, Kastamonu’dan göç eden sayısını geçiyor. Sekiz sene Kastamonu net göç alan, beş sene ise net göç veren il oluyor. Hatta 2023 yılında Kastamonu’nun aldığı göç, verdiği göçten 12,676 kişi daha fazla. Son 13 senelik periyotta ise Kastamonu’ya yerleşen sayısı, Kastamonu’dan göç eden sayısından 23,327 kişi daha fazla.

Şimdi “O zaman neden Kastamonu nüfusu artmıyor. Yazının başında Kastamonu nüfusu 400,000’i geçemedi. 2000 yılında 375,476 olan nüfus 2024 yılında 381,991 olmuş yani neredeyse hiç artmamış. Nasıl olur bu iş?” diyeceksiniz. Haklısınız ilk bakışta çelişki gibi duruyor. Yani bir ile göç eden sayısı fazla ise o ilin nüfusunda belirgin bir artış yaşanması gerekir.

Şimdi işin ikinci kısmına gelelim. Göç eden sayısı artıyor ama diğer demografik değişkenler kötüye gidiyor. Örneğin; 2024 yılında 3996 kişi ölmüşken sadece 3059 kişi doğmuş. Yani doğan kişiden daha fazla kişi ölmüş. Dolayısıyla nüfus azalmış. Toplam doğurganlık oranı sadece 1,32. Türkiye’nin ortalaması 1,48 bile yeterli değil. Nüfusun kendi kendini beslemesi için 2,1 olması gerekir. Bu kadar mı? Hayır. Boşanma oranları da giderek artıyor. 2021 yılında 561 olan boşanma sayısı 2025 yılında 745’e yükselmiş. Yani boşanma oranı artarsa nüfus da doğal olarak artmaz. Evlilik sayılarında da belirgin bir artış yok, 2000 ile 2186 arasında değişmiş. İlk evlilik yaşı erkeklerde 28; kadınlarda 25,7’ye çıkmış. İnsanlar geç yaşta evlendikçe çocuk sayısı da doğal olarak azalır. Ortalama hanehalkı büyüklüğü de 2,8. Oysa Türkiye ortalaması 3,2. Yani tek başına veya çocuksuz yaşayan aileler çoğalmış. Ayrıca Kastamonu giderek yaşlanan bir il. Türkiye’nin Sinop’tan sonra en yaşlı ikinci ili konumundayız.

Şimdiye kadar Kastamonu nüfusunun artmamasını hatta bazı seneler düşmesini verdiğimiz göçe bağlıyorduk ama demografik değişkenler artık başka bir nedeni öne çıkarıyor. Artık göçten dolayı nüfusumuz azalmıyor. Doğum oranlarındaki azalmalar, boşanma sayılarındaki artış, ilk evlilik yaşlarının büyümesi, ortalama hane büyüklüğünün düşmesi karşımıza farklı bir nedeni ortaya çıkarıyor. Modern yaşam…

Modern yaşamın getirdiği artan yaşam maliyetleri, barınma sorunları ve kariyer odaklı bireyselleşme, Kastamonu'nun demografik yapısını derinden etkiliyor. Gençlerimiz evlilik ve çocuk planlarını ertelerken, ilimiz net göç alsa dahi ekonomik dinamizmini sağlayacak taze kanı üretemiyor. Nitelikli işgücü ve canlı bir yerel piyasa istiyorsak, yerel yöneticilerimizin ve karar alıcıların sadece 'gidenleri nasıl geri döndürürüz' sorusuna değil, 'buradaki gençleri aile kurmaya ve Kastamonu'da kök salmaya nasıl teşvik ederiz' sorusuna da acilen kafa yorması gerekiyor. Aksi takdirde, göç alsak bile giderek yaşlanan ve küçülen bir ekonomiye hapsolmamız kaçınılmaz.