-Teleferik yok,

-Kıyafet gerekmiyor

-Ekipman gereksiz

Ocak ayının ortasındayız ve her yerden yoğun bir kar haberi geliyor.

Kastamonu İl Özel İdaresi 600e yaklaşan kapalı köy yolunu açmak için gece gündüz çaba sarf ediyor.

Kar yağıyor dağlara.

Yağmur için sosyalisttir derler, herkese eşit yağdığı için.

Rüzgâr ise kapitalisttir zayıf olanı yıkar! Diye söylenir.

Ya kar nedir acaba?

Bana göre kar yağdığı yere göre isim alan meteorolojik bir metafordur.

Büyük şehirlere birkaç cm yağarsa yüzyılın felaketi adını alır.

Kırsal kesimdeki köylerin yolunu kapatınca beyaz esaret klişe manşeti atılır bolca.

Kayak merkezlerine yağan kar; bolluk, para demektir.

Köylü vatandaşın tarlasına yağarsa sevinir ellerini açıp berekettir deyip dua eder, şükreder.

Yani kısaca kar; ne sosyalist ne kapitalisttir. Kar, bizden içimizden biridir.

Cebrai̇l Keleş Köşe (14).Jpg

Sömestr tatilinde ne yapmalı?

Bu günlerde birçok aileyi tatlı bir telaş sarar çünkü okullar ara tatiline girmiştir. Karneyi alan çocuklar sevinçli anne babalar ise düşüncelidir. Tatil için en iyi seçenek ana, baba ocağına yapılan kısa ziyaret olup torun yolu gözleyen dedeler babaanneler için en güzel hediyedir.

Memlekette kalanlar içinde farklı alternatifler düşünülebilir mesela, Bizim Kastamonu’daki çocuklar çok şanslı, Ilgaz hemen yanı başımızda. Kalmaya da gerek kalmadan günübirlik kar keyfi yaşayabilir. Öyle çok masraflı da değil hani, BİM den bir kızak alıp kaymak, poşetle karlarda yuvarlanmak bedava. Ama ben illa kayak yapacağım, zirveye çıkacağım, elimde kahve insta ya story atacağım diyorsan o seçeneklerden de bolca var.

Cebrai̇l Keleş Köşe (14).Jpg

Orda bir köy var uzakta!

Ilgaz’ı kışın kayak severlere ve kar tatilcilerine bırakan “benim meskenim dağlardır dağlardır” diye türkü söyleyip gezen Balıkçı Şefin kıştan tatilden anladığı nedir acaba?

Kastamonu merkezdeki bir iki cm bile olmayan kar kırıntılarına bakıp iç geçiren karsever şef; madem kar bize gelmiyor öyle ise ben kar olan yere giderim diyerek düşer yollara. İlk hedefi dörkeni (Devrekâni) ovası olup, aşacağı ilk zorlu geçitte Oyraktır. Bu zirveden aşağı sallanınca Devrekâni ovası bir kitap sayfası gibi önünde açılır. Çarşaf gibi dümdüz bir ovadır. Taaa Yaralıgöz eteklerinden, Ağlı-Seydiler’e kadar uzanır.

Şefte bilir ki bu mevsimde Devrekâni çok güzel olur, hele ki sıcaklığın sıfırın altında epey bir yerlere demir attığında yerel ismi “püso” olan kırağı yağar kar yerine ağaçlara.

İşte o dağlarda uzaklarda da bir köy var. Hani gitmesek de gelmesek de o köy bizim diyoruz ya, yolumuz o köylerden birine doğru bembeyaz bir ırmak gibi akıp gidiyor.

Cebrai̇l Keleş Köşe (4).Jpg

Alçılar köyünde kış oyunları…

Devrekâni ovasından yaralıgöze doğru uzun ince bir yoldan gidiyoruz. Bu yollar çok tanıdık bilindik. Alçılar köyü ise artık kapı komşumuz sayılacak kadar sık gittiğimiz yerlerden biri. Kanyonu ve inanılmaz doğa güzelliğinin yanı sıra “Sisli mağarası” başlı başına bir değerimiz. Gerçi bana kalsa kimse bilmesin, burası bize kalsın derdim. Günümüzde ne yazık ki insan nereye elini atıyorsa oraları bozuyor. Bu mağara da, yaban hayatına yarasalara ayılara güvenli bir mekân olarak kalsın.

Bu kadar sosyal mesaj yeter; artık köye giriş yapalım.

Bizi köyde Ali Yaldız karşılıyor, kendisiyle uzun zamandır tanışırız akraba olduk sayılır. Sarılıp kucaklaşıyoruz hal hatır sorup, köyden kasabadan çitten çubuktan, konuşuyor ve sosyal medyada gördüğüm o videoyu soruyorum.

-Nettin öyle Ali kardeşim gençler karda çok güzel eğleniyordu.

Kimdi onlar hele bir gelsinler görelim.

Birkaç telefon sonrasında pırıl pırıl bakışlarıyla köyün gençleri etrafımı sarıyor, neşeli, keyifli, eğlenceli bir sohbet başlıyor. Köydeki olumsuz hava koşullarını bir eğlenceye çeviren bu gençlerle epeyce uzun bir sohbete dalınca arkalardan bir ses geliyor,

-Şefim 1.Alçılar kış oyunlarını başlatalım mı?

-Durduğunuz hata, haydin bakalım.

Garajda duran devasa çift çeker traktörü çalıştıran Emre Yaldız, arkadaşlarına sesleniyor

-Bağlayın bizim emektarı.

Kocaman bir traktör lastiği geliyor ortaya zincirlerle traktörü bağlayıp üstüne ellerine geçen çul çaput ne varsa atıyorlar. Berkay Usluer, Arda Yaldız, Gürsoy Yaldız, Muhammed Açıkgöz,Barış Yüce, tekerin üstüne binip Emre, sal gari bizim taze Hollandalıyı(New Hollandı) diye bağırıyorlar.

Arkasında “Verme beni ellere görür dayanamazsın” yazılı çok sevdikleri traktörleriyle karla kaplı yolda kocaman traktör lastiği ile müthiş keyifli bir yolculuk yapmaya başlıyorlar.

Arada bir zıpladıkça hep beraber eller havaya kalkıp neşeyle bağırıyorlar. Köyün başından köprüye kadar gidip gidip dönüyorlar.

- eee bu kadar mı deyince de;

-Dur daha bitmedi şefim az bekle diyerek köye dağılıyorlar. Az sonra ellerinde kendilerinin yaptığı derme çatma kızaklarla geliyorlar. Asıl eğlence şimdi başlıyor haydi gelin peşimizden diye tekrar traktöre doluşuyorlar.

Hep birlikte kanyon yoluna doğru gidip bir yamaç buluyoruz.

Yukarıdan aşağı salınca durdurabilene aşk olsun. Endişe ile bakacak oluyorum.

-Merak etme şefim, biz istediğimiz zaman dururuz sıkıntı yok güvenlik önplanda merak etme diyor.

Cebrai̇l Keleş Köşe (12).Jpg

Elde eldiven kar kıyafeti gibi ekipman arama ne buldularsa giyip eğleniyorlar. Hava buz gibi üşümüşüz iyice, sıcak bir çayla içimizi ısıtalım diyerek eğlenceye ara veriyoruz. Köye dönüp Ali Yaldız’ın evinde gürgen odununun çıtırtıyla yandığı sobanın başına toplaşıyoruz.

Ev sahibimiz bizim titrediğimizi görünce sobaya iki gürgen daha vuruyor. Çok geçmeden odaya sımsıcak bir hava hâkim oluyor, Ortaya açılan masaya tabaklar gelirken ev sahibimiz Ali;

Artın yavan yaşık ne varsa paylaşacağız hele buyurun sofraya diyor.

Yahu bu tam bir ziyafet sofrası, daha ne olsun ki, tarhana çorbasıyla başlayıp banduma, fasulyeli pilavla devam edip kabak tatlısı ve yanında erik eğşisi ile son bulan bir sofra.

Ve hepsinden önemlisi kanlıca turşusu o kadar iştah açıcı görünüyor ki alıp tablo niyetine duvara asasım geliyor, yemeye kıyamıyorum.

Cebrai̇l Keleş Köşe (11).Jpg

3G “Gar-Gış-Güzellik”

Bizim memleketin uzak köylerinde karlar yağar. Sobalarda gürgenler çıtırtıyla yanarken üstündeki maşrapa da sıcak su her daim bulunur.

Karlar yağar köylere, dağlara, yollara.

Karda kimi kayak merkezinde, kimi traktör lastiği ile eğlenir, kızağa,(kayık)binerler, kayak yapıp teleferikle zirvelere çıkarlar.

Benimde kendime göre bir kış keyfim var.

Kardan tünellerde köy yollarında gezmek, kimsenin ayak basmadığı yerlerde izini bırakmak, uzak dağ köylerindeki dostlarıyla yol açılınca bir araya gelmek gibi.

Son söz; Balıkçı Şef der ki, belki maddi olarak birikimim yoksa bile iyi insan, güzel dostlar olarak oldukça fazla zenginliğe sahibim. Memleketimin hangi köyüne gitsem illa ki çalacağım bir dost kapısı mutlaka bulunur.

İyi ki böyle bir memleketim var. Ne mutlu bana ki Kastamonuluyum.

...

14 Ocak 2026-Devrekâni-Alçılar

Cebrail Keleş-Balıkçı Şef

Cebrai̇l Keleş Köşe (2).JpgCebrai̇l Keleş Köşe (1).JpgCebrai̇l Keleş Köşe (3).Jpg