Kastamonu Âşık Edebiyatı’nın 19-20. yüzyıl önemli şairlerinden Âşık Fevzî’nin (1857-1917) dört eserden oluşan külliyatı (bugünkü bilgilerimize göre); Kastamonu Üniversitemizin değerli, çalışkan öğretim üyesi, aynı zamanda hemşehrimiz Prof. Dr. Eyüp Akman tarafından bir bir yayımlanarak gün ışığına çıkarılıyor.

Tam adıyla Kastamonulu İshak-zade Hasan Fevzî’nin en önemli eseri Fusûl-ı Âşıkan çalışması 2024 yılında KTB AYK Atatürk Kültür Merkezince Ankara’da yayımlanmıştı (XI+861s.). Bu eseri AKM’ye teslim eder etmez bir diğer önemli eseri (kaybolduğu sanılan) Mecmû’a-ı Eş’âr Hâtırât-ı Fevzî’ye yöneldi gecikmeden. Nisan 2026 ayında Kastamonu Valiliğince yayımlandığına şahit olup çok sevindik. Üzerimizde vebali vardı. KB’ye satın almaya çalışmış, başaramamıştık.

Prof. Dr. E. Akman’ın verdiği bilgiye göre (s. 47); “eser 20x13 mm ile 16x11 mm ebatlarında olup 300 sayfadır. 64-65 ve 67-86 sayfalar arası 22 sayfa eksiktir. Çalışılan eser 278 sayfadır. Her sayfanın başına bir numara konulmuştur. Koyu kahverengi deri bir cilde sahiptir. Yaprakları kalın saman kâğıttandır. Yazı çeşidi nesihtir. Mecmuada son iki varak boştur. Son sayfası mor ebrulu bir kâğıttır. İç kapakta Fevzî Efendi’nin, 291. sayfada da kızı Nakiyye’nin fotoğrafı bulunmaktadır. Arka iç kapakta Bayburtlu Zihnî’nin sonradan yazılmış iki beyiti yer alır. Eserin ilk sayfasında gül süslemeleri bulunur.”
Eserin başlıca özellikleri ile önemi, Prof. Dr. Akman’ın veciz ifadesiyle arka kapak tanıtım yazısında şöyle belirtilmiştir:
“Hâtırât-ı Fevzî, Kastamonulu İshak-zâde Hasan Fevzî’nin tertip ettiği bir şiir mecmuasıdır. Hasan Fevzî’nin 1904 yılında tamamladığı ve yaklaşık otuz yıla yakın bir birikimin eseri olan bu eserde Âşık Fevzî’ye ait 434 adet manzume yer almaktadır. Bunlardan 66 tanesi hece ölçüsüyle yazılmıştır.
Bu incelemeyle, yıllardır kayıp olduğu söylenen Âşık Fevzî’nin üçüncü eseri de gün yüzüne çıkmış olmaktadır. Bu eser, hem Kastamonu âşık edebiyatına hem de Kastamonu tarihi ve kültürüne büyük katkı sağlayacaktır. Eserde yer alan tarihler ile pek çok konu aydınlanacaktır. Çalışmanın diğer önemli yönü, on dokuzuncu yüzyılda Kastamonu’da Fevzî’nin gezdiği bölgelerde icra edilen âşık fasıllarının detaylı olarak anlatılmış olmasıdır. Âşık Fevzî, gittiği yerlerde söylediği şiirlerin üzerine, şiir söyleme sebebini ve tarihini yazmıştır. Bu bakımdan bu eser hem gezi türüne hem de hatıraya örnek sayılabilir. Böyle manzum hatıra yazma geleneği belki de ilktir.

Fevzî’nin bu eseri bir divan değildir. Fakat kendi şiirlerini bizzat kendisinin bir araya getirmesi, onu bir müellif yapmaktadır. Âşık edebiyatında bunun örneğine çok az rastlanır.”
Prof. Dr. E. Akman’ın tespitine göre (s. 52-55), Âşık Fevzî 1879-1902 yılları arasında sırasıyla Balıkesir, İstanbul, Tosya, Safranbolu, Bursa, Kirmastı (M. Kemalpaşa), Sinop, Samsun, Trabzon, Ortahisar (Trabzon), Giresun, Mihalıç (Karacabey), İnegöl, Edremit, Susurluk, Mudurnu, Seydişehir, Elekdağı, Bolu, Göynük ve Ankara’ya gitmiş, âşık fasıllarına ya katılmış ya da kendisi düzenlemiştir. Bazı yerlere, birden çok seyahati vardır. Ayrıntılı liste için kitaba bakınız.
Yine külliyatın bu ve diğer eserlerinde Âşık Kemalî’nin oğlu Hasan’dan söz edilmemesi Eyüp Hoca’nın Âşık Hasan’la ilgili son görüşlerini (âşık olmadığı) doğrulamaktadır.
Bu kitaptan sonra, Âşık Fevzî’nin bugünkü bilgilerimize göre son eseri, Şiir Mecmuası 2’ye sıra gelmiştir. Bilindiği gibi birinci mecmua Boyacıoğulları’nın Atabeygazi Dergâhı’ndan Amasya Ü öğretim üyelerinin eline geçmiş ve Tarık Büyüm tarafından 2021 yılında bir yüksek lisans çalışması ile bilim dünyasına sunulmuştur. 102 varak 204 sayfadan oluşan bu ikinci eserin de çalışılmasıyla şehirli tipi âşık Fevzî Külliyatı tamamlanmış olacaktır. İddialı olarak söylüyorum, Türkiye’de Âşık Fevzî Külliyatını doğru olarak okuyup baskıya hazırlayabilecek üç bilim insanını çok zor bulursunuz. Bulsanız bile yayımlanması çok meşakkatli olduğundan yayımlayacak kuruluş karşınıza çıkmaz. İkinci iddiamız, külliyatın Türk âşık edebiyatının yeniden yazılacağına vesile olacağıdır.
Âşık Fevzî deyince artık yazmaktan bıktığım ama Kastamonu için bu büyük ayıp ortadan kalkmadığı sürece de devam edeceğim üç önemli âşığın mezarları meselesidir. Ne yazık ki benim anlı şanlı kültür şehrim 20. yüzyıl sonu ile 21. yüzyılda Âşık Kemalî, Âşık Meydanî ve Âşık Fevzî’nin mezarlarının nerede, ne hâlde olduğunu bilmemektedir. Değerli Valimiz Meftun Dallı’ya Kastamonu’yla ilgili şahsiyetlerin eserlerinin yayımlanmasına verdiği önem dolayısıyla tekrar teşekkür ediyoruz. Mezarlar konusu, önce İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün görevidir. En büyük teşekkür tabii Prof. Dr. Eyüp Akman’a,,,Ha gayret,. Taç esere bir kaldı.