22 Haziran Perşembe günü İlahiyat Fakültesinde İslam Ekonomisi Araştırma ve Uygulama Merkezinin gerçekleştirdiği bir etkinlikte konuştum ve meslektaşlarımla İslam ekonomisi ve güncel iktisadi meseleler hakkında fikir alışverişinde bulundum. Bu vesile ile toplantıyı organize eden Ahmet Özdemir, Recep Özdirek, Burhan Baltacı ve Mustafa Kısbet hocalarıma ve katılım sağlayan meslektaşlarıma teşekkür ederim. Bu toplantıda ve genel etrafımda karşıma sık olarak şu soru çıktı.

Soru 1: Merkez Bankası faizleri uzun zaman sonra %8.5 seviyesinden %15 seviyesine çıkardı. O halde şimdiye kadar uygulanan düşük faiz politikası yanlış mıydı?

Bu soruyu cevaplandırmadan önce aşağıda Avrupa’dan bazı haberler derledim. Onları birlikte okuyalım.

İtalyan Merkezli Telekom İtalia, 2000 çalışanını işten çıkarma kararı aldı.

İsveç Merkezli Ericsson, 8500 çalışanını isten çıkarma kararı aldı

İrlanda-ABD ortaklı Accenture, 19.000 çalışanını işten çıkarma kararı aldı.

Alman Merkezli SAP 3000 çalışanını işten çıkarma kararı aldı.

İsveç merkezli Autoliv, 8000 çalışanını işten çıkarma kararı aldı

Finlandiya merkezli Stora Enso, Avrupa’daki 4 tesisini kapatma kararı aldı.

İngiltere merkezli Vodafone 11.000 çalışanını işten çıkarma kararı aldı.

İngiltere merkezli BT 40.000 çalışanını işten çıkarma kararı aldı.

Allianz Trade 2023 ekonomik görünüm raporuna göre 2023 sonundan itibaren Avrupa’da işsizliğin artması bekleniyor.

OECD ve IMF ekonomik görünüm raporlarına göre başta gelişmiş ülkeler olmak üzere ekonomik büyüme rakamları düşük gelecek.

Şimdi gelelim bu haberle sorunun nasıl alakalı olduğuna… Faiz artışı ekonomide duraklamaya, ekonomik büyümenin düşmesine neden olur. Avrupa’da bir süredir faiz oranlarını artırıyor. Bunun sonucu olarak da işsizlik oranlarının yükselmesi gayet normal bir sonuç. “Faizleri artırıyor” diyoruz ama adamlarda yine de faiz oranları enflasyonun altında yani negatif reel faiz var. Diğer bir deyişle adamlar faizi çok düşük seviyeden düşük seviyeye çıkarıyor. Buna rağmen işsizlik oranları artış gösterecek. Okuyucuların daha rahat anlaması için bir örnek kullanalım. Elinizde para var, faizler de yüksek. Fabrika mı açarsınız yoksa parayı faize yatırıp evde yan gelip yatar mısınız? Çoğunluk faizler yüksek iken parayı mevduata yatırıp faiz geliri elde etmek ister. Dolayısıyla da yeni işyerleri açılmaz, ekonomi büyümez, yeni istihdam olmaz. İnsanlar faizler yüksek olduğu için kredi çekip tüketim yapmaz. Mevcut firmaların işleri de azalır ve mevcut işyerleri de işçi çıkarır. Avrupa’da halen faiz oranları, enflasyonun altında ama yine de halen %6-6.5 bandında olan işsizlik oranlarının artış eğilimine gireceğini göreceğiz.

Buraya kadar ki kısımda yüksek faizin ekonomide duraklamaya ve işsizliğin artmasına neden olacağını açıkladık. Şimdi gelelim baştaki sorunun cevabına…

Her ülkede aynı ekonomik politikalar uygulanmaz. Bir doktor kalp rahatsızlığı olan hasta ile kalp rahatsızlığı olmayan hastaya aynı tedaviyi uygular mı? Uygulamaz. Ekonomide de bu böyledir. Pandemi öncesinde Türkiye’de işsizlik oranı %14’e çıkmıştı. İşsizlik %14 olan ülke ile %6-6.5 olan ülkede de aynı ekonomi politikaları uygulanmaz. Ayrıca Avrupa ülkeleri gelişmiş ülkeler iken Türkiye gelişmekte olan ülke. Kısaca Türkiye için öncelik ekonomik büyüme ve işsizliğin düşürülmesidir. Avrupa ise gelişmiş ülke olması ve işsizliğin de (%6.5 civarı) olması nedeniyle ekonomik büyüme yerine enflasyonu düşürmeye odaklanması normal. Ayrıca Türkiye bu politikalar sayesinde %14 olan işsizliğini %10’a hatta daha da aşağıya düşürdü mü? Evet. Piyasada işverenler çalışacak adam bulamıyor. Enflasyon var ama işyerleri mallarını satabiliyor mu? Evet. İhracat 255 milyar dolara çıktı mı? Evet. Yani Faizleri düşürme politikası doğruydu ve işe de yaradı.

Bu cevabı verdikten sonra karşıma çıkan ikinci soru da şu.

Soru 2: Madem düşük faiz politikası doğru, neden devam ettirmiyoruz? Devam edelim o zaman.

Birincisi; bizim izlediğimiz politika “Düşük faiz” değil “Çok çok düşük faiz” politikası idi. Yani enflasyon %60-70 iken faizler %8.5 civarında idi. Bankalar, Merkez Bankası ve mudilerden (vatandaşlardan) para yani mevduat toplar. Sonra bunu fabrika açmak, ev ve otomobil almak isteyen kişilere kredi olarak verir. Bu iktisatta ödünç verilebilir fon piyasası diye anlatılır. Elinde fon (para) bulunan kesim vardır bir de fon (para) isteyip bununla ev, otomobil satın almak fabrika açmak isteyen kesim vardır. Bankalar bu iki kesimi buluşturur. Ama “Çok çok düşük faiz” politikasında şu olur. Mudiler bankaya gidip para yatırmazlar. Yani bankanın elinde yeteri kadar para olmaz. Buna karşılık toplumun büyük çoğunluğu faizler düşükken kredi çekip ev, otomobil almak ve fabrika açmak ister. Yani bankadan kredi çekmek isteyen kişi çoktur. Bankadan para isteyen çok ama bankaya para yatıran az olduğu durum uzun süre devam ettirilemez. Bakın ne oldu? Merkez bankası faiz oranlarını %8.5’dan %15’e çıkarmadan önce bankalar mevduat ve kredi faizlerini yükseltmek zorunda kalmıştı. Merkez bankası faizleri bir miktar daha yükseltecek ama faizlerin yine de enflasyonun altında kalmasına dikkat edecek. Faizler yükseldiği için hem mal hem de dolar talebi azalacak. Kur önemli bir artış göstermeyecek, mal talebi de düştüğü için enflasyon düşme eğilimine girecek. Ama ekonomi önceki dönemde olduğu gibi çok agresif bir büyüme göstermeyecek. Enflasyon düşme eğilimine girince faizler tekrar indirilmeye başlanacak.

Yani MB, enflasyonun altında faiz belirlemeye devam edecek. Para politikasında değişme olacak ama birilerinin iddia ettiği kadar radikal değişim olmayacak. Faiz yükselecek ama enflasyonun altında kalmaya devam edecek. O zamanki politika da doğruydu, şimdiki politika da doğru.

Şimdi muhtemelen aranızda “sen İslam ekonomisine meraklısın, bu nedenle düşük faiz politikasını doğru buluyorsun” diyenler olabilir. Gelişmiş ülkelerin faiz oranlarını tarihsel olarak inceleyin. Tarihin %90’lık kısmında faizlerini enflasyondan düşük tuttuklarını göreceksiniz. Ama adamlar kapitalist sistemi iyi kurmuş, kendileri hep enflasyondan daha düşük faiz veriyor. Gelişmekte olan ülkeler faizi biraz düşürünce aniden portföy yatırımları ülkeyi terk edip döviz kurunu çıkarıyor. Yani gelişmekte olan ülkelerin faizi düşürmesine izin vermiyor. “Neden?” diye sorduğunda da “siz riskli ülkesiniz, dolayısıyla size borç vereceksem yüksek faiz isterim” diye masal okuyor.

Buradan söyleyeyim. Türkiye bu oyunu bozar.