“İnsan ancak çabasının sonucunu elde eder.” (Kur’an-ı Kerim; Necm/39)
“Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var.” (Kur’an-ı Kerim; İnşirah/6)
Ülkemizin sürdürülebilir bir kalkınma hamlesini başarması için, kaynakların verimli kullanılması, kamu ve özel sektör kurumlarımızın verimlilik ve kalite esaslı çalışmaları ve aralarında geliştirecekleri işbirliklerinin önemi büyüktür. Hedeflerin başarısı için diğer önemli bir husus da her ilimizde kurulu bulunan üniversitelerin bu çalışmalarda lokomotif görevini üstlenmeleri olacaktır.
Kurumlarda/işletmelerde kaynakların verimli kullanmasında dikkat edilmesi gereken iki önemli husus vardır. Bunlardan birincisi; makro açıdan, var olan insan değerinin ve sağlanan maddi kaynakların öncelikli alanlara yönlendirilerek, israftan ve gereksiz yatırımlardan kaçınılmasıdır. İkincisi de; öncelikli alanlara yönelik tahsis edilmiş kaynakların doğru bir planlama ve stratejiyle kullanılmasıdır.
YEREL KALKINMAVE KASTAMONU
Kastamonu, tarih boyunca yalnızca tarihi, kültürel ve manevi mirasıyla değil, aynı zamanda zengin orman, hayvancılık, deniz ürünleri, turizm ve maden kaynaklarıyla Türkiye’nin ekonomik gelişiminde üstlendiği stratejik rol ile dikkat çeken önemli bir şehrimizdir. Son yıllarda gelişen ulaşım imkânlarıyla, üniversitesiyle, ekonomik kalkınmadan sorumlu kamu birimlerin ve girişimci iş insanlarını gayretiyle ve yatırmalara yönelik devletimiz tarafından sağlanan maddi teşviklerinin de etkisiyle sanayi/üretim altyapısı gelişmektedir. Orta vadede, girişimci insan sayısının ve stratejik alanlardaki yatırımların daha da artmasıyla Kastamonu ili, bölgesel kalkınmanın lokomotif şehri konumuna gelebilir.
Hızlı ve nitelikli bir yerel kalkınma hamlesi için yeterli devlet desteği var ama yerel kapasite ve zihniyet dönüşümü, bu desteği yüksek verimlilik* endeksiyle kullanma noktasında yeterince etkin ve hızlı değildir (*Verimlilik endeksi, işletmelerin kaynaklarını (işgücü, sermaye, enerji) ne kadar etkili kullanarak çıktı (üretim, ciro, hizmet) elde ettiklerini ölçen bir performans göstergesidir).
Kastamonu’nun mevcut potansiyelinin doğru okunup, yerel kalkınma programları kapsamında KOSGEB, Yerel Kalkınma Ajansları, TÜBİTAK vb. kuruluşlarımız tarafından sunulan devlet desteklerini stratejik bir vizyonla değerlendirilmesi, üniversite-sanayi-toplum ilişkilerinin istenen düzeye yükseltilmesi şehrin geleceğini şekillendirebilecek stratejik meselelerdir. Kastamonu il ve ilçelerine tersine göçü de teşvik edebilecek bu tür desteklerin verimli kullanılması gerekiyor.
Son dönemlerde, Kastamonu Üniversitesi tarafından, akademisyen potansiyeli harekete geçirilerek; yerel kalkınma ve yereldeki toplumsal sorunların çözümüne yönelik, farklı alanlarda raporlar hazırlatılmakta ve kamuoyunun dikkatine sunulmaktadır. Bu çalışmaların amacı yerelde verilen hizmetlerin ve üretilen ürünlerin niteliğinin artırılmasına katkı sunmaktır. Bu gelişimler geleceğe dönük umut veren gelişimlerdir. Bu kapsamda, sürdürülebilir ekonomik kalkınmaya yönelik raporların da hazırlanıp ilgili kuruluşlar tarafında dikkate alınması önemli bir ihtiyaçtır.
YEREL KALKINMAİLE İLGİLİ BAZI TESPİTLER VE EN TEMEL MESELE
Türkiye’nin yerel kalkınma politikaları ve teşvik mekanizmaları çerçevesinde Kastamonu ilinin mevcut durumunu analiz etmek, sahip olduğu potansiyeli ortaya koymak ve kalkınma sürecini hızlandırmaya yönelik politika önerileri geliştirmek amacıyla yapılan veya yapılacak olan çalışmalar çok iyi analiz edilmelidir. Bu tür çalışmalarda önerilen stratejik politika önerileri kısa, orta ve uzun vadede hayat geçirilmelidir.
Yerel kalkınmaya ivme kazandırmak açasından, kurumlar arası etkili ve verimli bir iş birliğiyle hayat geçirilmesi kritik bir öneme sahiptir. Bu süreçte, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının bu iş birliğine katkıları kalkınmanın sürdürülebilirliği açısından temel belirleyici unsurdur.
Kastamonu için günümüzdeki temel mesele, imkân eksikliği değil; mevcut imkânları harekete geçirecek ortak iradenin ortaya konulup konulamayacağıdır. Kastamonu ilinin sahip olduğu güçlü yönleri/imkânları ve fırsatları, karşılaşabileceği güçlükleri/tehditleri ve zayıf yönlerini ortaya koyacak SWOT analiz vb. bilimsel çalışmalar bu tür süreçlerde doğru kararlar alma noktasında sürece değer katacaktır. Devlet tarafından sağlanan teşvikler, doğal kaynaklar, altyapı yatırımları ve kurumsal destek mekanizmaları incelendiğinde, birçok şehrin arzu ettiği fırsatların önemli bir kısmının Kastamonu için zaten oluşturulduğu görülmektedir (güçlü yönler). Ancak kalkınma yalnızca merkezî politikalarla değil, yerelde oluşan vizyon, işbirliği kültürü ve sorumluluk bilinciyle mümkün olacaktır. Tam da bu noktada kendimize şu soruyu sormak zorundayız: Sağlanan imkânları gerçekten ortak bir hedef doğrultusunda kullanabiliyor muyuz?
Ne yazık ki, zaman zaman kurumlar arası koordinasyon eksikliği, Kastamonu’ya özgü stratejik ve özgün bir yerel kalkınma modelinin geliştirilememiş olması, bireysel önceliklerin, kısa dönemli kazançların orta vadeli ortak menfaatlerin/kazançların önüne geçmesi, bir başka ifadeyle, kısa vadeli kazanımların uzun vadeli şehir vizyonunun yerini alması kalkınma süreçlerini yavaşlatan görünmez engeller hâline dönüşebilmektedir (zayıf yönler). Oysa sürdürülebilir ekonomik kalkınma; yalnızca yatırım yapmak ve/veya teşvik almak değil, aynı zamanda birlikte hareket edebilme, orta ve uzun vadeli stratejik planlarla yüksek verimli/yüksek karlı üretim/kazanç kültürünü geliştirebilmektir. Aynı şehirde yaşayan, aynı geleceği paylaşan aktörlerin birbirini rakip değil tamamlayıcı unsur olarak görmesi ve sorunların çözümüne bilimsel yaklaşmayı benimsemeleri başarının en kritik şartıdır.
NETİCE
Kastamonu’nun kalkınma yolculuğunda ihtiyaç duyduğu şey yeni imkânlar üretmekten ziyade, mevcut imkânları ortak bir akıl ve güçlü bir iş birliği kültürüyle harekete geçirebilmektir. Devlet destekleri, doğal kaynaklar ve akademik birikim önemli bir zemin oluştururken, bu zemini gerçek bir başarı hikâyesine dönüştürecek olan; kısa vadeli çıkarların ötesine geçen, uzun vadeli şehir vizyonuna odaklanan bir anlayışın hâkim kılınmasıdır. Kurumlar arası koordinasyonun güçlendiği, üniversite-sanayi-toplum iş birliğinin derinleştiği ve her aktörün sorumluluk üstlendiği bir yapı inşa edilebildiği takdirde, Kastamonu yalnızca kendi kabuğunu kırmakla kalmayacak, aynı zamanda bölgesel kalkınmanın örnek şehirlerinden biri hâline gelecektir.
Sonuç olarak, her zorluğun ardından bir kolaylığın olduğunu ve göstereceğimiz gayretin karşılığını mutlaka alacağımızı unutmayalım. Sürdürülebilir kalkınmada belirleyici olan sadece maddi imkânlar değil; o imkânları stratejik iş birlikleriyle harekete geçiren ve sürdürülebilir kılan güçlü bir iradedir.