Geçen hafta kamu harcamaları hakkında yazmıştık. Eğitim ve sağlık hakkında her ülkenin farklı uygulaması olduğunu belirtmiştik. Türkiye ve Norveç gibi ülkelerde yükseköğretim bedava ama ABD, Hollanda gibi ülkelerde ücretli… Ücretsiz olan ülkeler bazen üniversite öğrencilerine farklı imkanlar da sunuyor. Örneğin; Türkiye’de üniversiteler öğrencilere bedavadan azıcık daha yüksek ücretle yemek ve yurt imkanı veriyor.
Bu hafta da devlet bu giderleri nasıl karşıladığını konuşalım. Devlet bu giderleri topladığı vergilerle karşılar. Geçen haftaki yazımı okuyanlar biliyor ki Türkiye genel kanının aksine oldukça sosyal bir devlet. Eğitim ve sağlık alanında devlet vatandaşlarına bayağı imkan veriyor. Geçen hafta yazımı yazdıktan sonra sağlık bakanlığı 72 ilacı daha geri ödeme kapsamına aldı. Şimdi vergilerin özelliklerine gelelim.
Yüksek vergiler iyi değildir, Kötüdür: İbni Haldun ve Adam Smith gibi iktisadın öncü isimleri vergilerin düşük olması gerektiğini savunmuşlardır. İbni Haldun, vergilerin yükselmesinin devletin sonunu getireceğini savunmuştur. Çünkü vergilerin yükselmesi halkın tepkisini çeker ve üretimin azalmasına neden olacaktır. Gerçekten de halk manasız ve yüksek vergilere karşı vergilerden kaçmak için çeşitli yollar denemişler ve bunlar da tahmini güç sonuçlara neden olmuştur. Örneğin; Fransa’da bir ara pencere vergisi konmuştu. Bu nedenle yeni evler penceresiz yapılmaya başlandı. Eski evlerin bir kısmında da pencereler tuğla örülerek kapatılmıştı. Sonuçta hava almayan, güneş girmeyen odalar ve salgın hastalıklar ortaya çıkmıştı.
Kamu harcaması arttıkça vergiler de artırılır: Devletin para basma yetkisi vardır. Böylece devlet, kağıt ve mürekkep maliyeti ile paranın üzerindeki değer arasındaki fark kadar kazanç elde eder (biz buna senyoraj deriz). Ama çok para basmak ve para arzını artırmak iyi değildir, enflasyonu artırır. Bu nedenle de Merkez Bankaları ılımlı miktarda para basmayı tercih eder. Ancak Covid19 pandemisi, savaşlar, büyük ekonomik krizler vb durumlarda para arzı yüksek oranda artırılır. “Şimdi vergi konuşurken bunu neden dediniz hocam?” diye sorabilirsiniz. Çünkü bazılarınız “Devlet harcama yapacaksa para bassın böylece eğitim, sağlık, kamu malları vb hepsi bedava olsun.” Diyebilir. Ben önceden bunu dememeniz için önlem aldım. Para arzı ılımlı miktarda artırıldığı için vergiler kullanılır. Yani devletler kazandıkları vergiler kadar harcama yapmaya gayret ederler. Sosyal harcamaları yüksek olan Avrupa ülkelerinde vergiler de yüksektir. Türkiye’de de eğitim, sağlık harcamaları yüksek olduğu için vergiler (Avrupa kadar olmasa da) yüksektir. Fikir vermesi için birkaç ülkedeki gelir vergisi oranlarını verelim. ABD (%37), Türkiye (%40), İtalya (%43), İngiltere (%45), Hollanda (%49.5), Finlandiya (%57.3). Verileri Trading Economics sitesinden aldım.
Zaman zaman devletin vergileri artırması gerekebilir: Savaş, deprem, afetler gibi durumlarda devletlerin harcamaları artar. Örneğin; Rusya-Ukrayna savaşı çıkınca bazı Avrupa ülkeleri Ukrayna’ya yardım gerekçesi ile ek vergiler koydular. Yani devlet harcamaları yüksekse vergi oranları yükselir. Örneğin; Maraş depreminde Hatay, K.Maraş, Adıyaman gibi illerde büyük hasar ortaya çıkmış, çoğu evler yıkılmıştı. Devlet bu evleri kısa zamanda TOKİ aracılığıyla inşa etti. Maliyetlerinin bir kısmını vatandaşlardan ufak taksitlerle alıyor ama sonuçta devlet önemli maliyetler üstlendi. 2022 yılında kurumlar vergisi %23 iken 2023 yılında bu oran %25 oldu. Bu artışın 2023 Maraş depremi nedeniyle devlet harcamalarındaki artışa bağlı olduğunu tahmin ediyorum. İlla bu durumlarda devletin devreye girmesi şart değil. ABD gibi ülkelerde de zaman zaman doğal afetler, kasırgalar, seller oluyor. Oralarda sigortanız varsa zararınız karşılanıyor. Ama eğer sigortanız yoksa Başkan televizyona çıkıp sizin için dua ediyor. Almanya gibi sosyal devlet olması ile ünlü ülkelerde bile yıkılan yerler kolayca inşa edilemiyor.
İnsanlar Vergiden hoşlanmazlar: İnsanlar vergiden hoşlanmazlar. “Hem vergi vermeyeyim hem de devlet bana bedava eğitim, sağlık hizmetleri sunsun. Kamu malları çok kaliteli olsun.” derler. Kamu mallarında da vergi vermeyenin dışlanması mümkün değildir. Yani vergi vermeyen için polis, asker, itfaiye, mahkemeler gibi kamu malları arzı sunulmaması mümkün değildir. Bu nedenle de bazı insanlar vergi kaçırır. Buna iktisatta bedavacılık (Free-rider) denir. Bedavacılık nedeniyle kayıtdışı ekonomi artar. Kayıtdışı ekonomi kayıt altına alınmamış, karşılığında makbuz, fiş, fatura verilmemiş olan işlemlerden kaynaklanır. Gelişmiş ülkelerde kredi kartı, QR kodlu uygulamalar vb arttığı için kayıtdışı ekonomi oranı düşüktür. Devletin vergiyi düzgün toplamak için kayıtdışı ekonomiyi azaltmakta göstereceği başarı aynı zamanda suç oranlarını da düşürür. Çünkü kayıtdışı ekonominin büyük kısmı suçlulara aittir. Kimse uyuşturucu alırken kredi kartı ile ödeme yapmaz. Hiçbir torbacı, sattığı uyuşturucu karşılığında fatura, fiş kesmez. Hiçbir belediye başkanı rüşvet alırken makbuz vermez. Devlet te rüşvet, uyuşturucu vb. suçları araştırırken mali verilere bakar. Valizlerle paralar taşındı mı? Çok ucuz neredeyse bedava fiyatlara villalar alınıp satıldı mı? Resmi kazancı olmayan adamlar lüks otomobiller, villaları nasıl alabiliyor? Bu sorular araştırılır.
Yazının sonunda gelelim sadede. Devlet ılımlı miktarda harcama yapmalı ve bunun karşılığında ılımlı vergi oranı almalıdır. Yani ne eksik ne fazla. Çok fazla vergi almak iyi bir şey değildir. Buna karşılık vergi kaçağı engellenmeli ve kayıtdışı ekonomi düşürülmelidir. Kayıtdışı ekonomi düşürülürse toplumdaki suç oranları da azalır. Çünkü suçlar, büyük oranda maddi kazanç gayesiyle işlenmektedir ve suçlular da elde ettikleri kazancı kayıt altına almak istemezler. Namuslu vatandaşlar vergisini layıkıyla ödemektedir. Vergi kaçağı önlenir, kayıtdışı ekonomi düşürülürse devletin vergi gelirleri artar. Böylece ya devlet kamu malları arzını artırır; eğitim ve sağlık harcamalarını artırır ya da namuslu vatandaşların ödediği vergi oranı azalır.
Kaynak:
Trading Economics (2025). https://tr.tradingeconomics.com/country-list/personal-income-tax-rate?continent=europe