“Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti” 22-30 Nisan 1930 tarihleri arasında “Sanayi Kongresi” düzenledi Ankara’da, Cumhuriyet’in ilk sanayi kongresiydi, sanayinin de Türkiye gibi “yeni ve ileri” olması hedefleniyordu…
Kongrede ismi bolca telaffuz edilen illerden biri de övünelim ve gururlanalım ki “Kastamonu” idi.
Sanayici illere dair “Vilayet Raporları” yer aldı kongrede…
Rapor tanzim edilen İstanbul hariç 15 ilden biri de Kastamonu oldu.
Sanayi Kongresi’nde “Vilayet Raporları” cüzünde bahsi geçen şehirler “Bursa, Eskişehir, Edremit, Ayvalık, Uşak, Isparta, Elazığ, Kastamonu, Denizli, Balıkesir, Zonguldak, Ankara, Gaziantep, Kütahya, İzmir”…
İstanbul’un vilayet raporuna yer verilmese de o dönemin “sanayici” ili olduğunu vurgulamaya gerek yok.
Sanayi Kongresi’nin sloganı…
“Gayemiz: Türkiye, Sanayi Türkiye Devleti gibi yeni ve ileri olmalıdır.”
Kongrenin rapor ve zabıtları yayımlandı kitap olarak…
https://acikerisim.tbmm.gov.tr/items/fc92c8e4-971b-4ea5-b59a-f48677cae9f1
“887” sayfa…
“Memleket sevdalıları” okusun.
(Yeni keşifler nedeniyle ticaret yollarının değişmesi, Avrupa’nın bilimde yaşadığı gelişmeleri iş dünyasına uyarlaması ve sanayi devriminin Osmanlı sınırları haricinde vuku bulması, bir de üzerine “kapitülasyon” belası...
Osmanlı İmparatorluğu’nu sanayide geride bıraktı.
Elbette Avrupa’nın ticaret boyunduruğundan çıkmanın türlü yollarını aradı ve yürüdü Osmanlı…
Ama nafile.
Türkiye Cumhuriyeti “yerli ve milli sanayi(ci)” yaratma gayesini en baştan güttü ve bu uğurda elindeki kıt kaynakları cömertçe bu yola süvari kıldı…
Ama nafile.
Kongrenin amacı “Yerli mallarımızın miktarını çoğaltmaya, cinslerini metanet, zarafet, nefaset ve sair evsafı itibarı ile yabancı mümasil mallar derecesine getirmeğe ve fiyatları ucuzlatmaya çalışmak” olarak ifade edili…
“Ekonomik bağımsızlık”.
“887” sayfalık bütünü “hammadde, sermaye ve kredi, vergiler ve rüsum, teşviki sanayi kanunu ve tatbikatı, standart meseleleri, rasyonalizasyon meseleleri, ticaret ve sanayi odalarında sanayicilerin temsili, sanayi tedrisatı, nakliye tarifeleri” oluşturuyor ana konu başlığı olarak…
İller üzerinden misallerle.)
(Kongrenin “Kastamonu Raporu” hangi konu başlıklarından oluşuyor?...
“Dokuma” başta olmak üzere “tabak” ve “urgan”.
Kastamonu’daki mevcut sanayi sektörleri “hammadde, sermaye ve kredi, vergiler ve rüsum, teşviki sanayi kanunu ve tatbikatı, standart meseleleri, rasyonalizasyon meseleleri, ticaret ve sanayi odalarında sanayicilerin temsili, sanayi tedrisatı, nakliye tarifeleri” üzerinden boylu boyunca inceli…
Fotoğrafı tastamam ortada.
“Dokumacılık sanayisi” içindeki “urgancılık” üzerine ayrı bir koridor açılı raporda…
“Kendir” durumu tüm yönleri ile kayıt altında.
Önceki günkü yazımda da altını çizdiğim üzere, raporda da belirtili Kastamonulu dokuma sanayicilerinin Adana’dan pamuk hammaddesi getirip dokuma ürettikleri, ki üzerine bir de Bergama’dan da pamuk getirildiği ilavesiyle…
“Yelken bezi” imaları hakeza raporda yer alıyor.
Kendine yettiği gibi il dışına ve ülke dışına ihraç ederken mamullerini Kastamonu…
Emperyalizm yok mu emperyalizm, illa top tüfekle işgale mahal yok, ucuz fiyatlı ürünleri ile Kastamonu dokumasının önünü kesti ve bitirdi yanına özgün koşulları da alarak.
“Ne yapmalı da “yeniden/yine” revaca çıkarmak lazım Kastamonu dokumasını?”…
Sanayi Kongresi’nin kafa yorduğu mevzu buydu?)
(95 yıl atlayıp 2025’e gelirsek…
Kastamonu günümüzde “sanayici” değil.
Bir asır öncesine nazaran ülkemizin “yekun sanayi” haritasında tuttuğu yer küçüldükçe küçüldü…
95 yıl önce sanayi alanında İstanbul hariç 15 ilden biriyken Kastamonu, bugün esamesi okunmaz bir halde, bizatihi “üretimci” olmaktan çıkmış halde.
Bir asır öncenin “dokuma, tabak, urgan/kendir” sektörleri bugün yok Kastamonu’da…
Yerine ne konabildi?
Bir ayrıntının daha altını çizmekte fayda var…
Bir asır önceki sanayi ve sanayiciyi “anlamaya” dair “bilimsel yöntem” günümüzde var mı yoksa “karabalta/karaburun” mu gidiyor işler/günler?)
(Kastamonu’nun “dokumacılık” sanayisinde/sektöründe/ticaretinde geride kalmasının hatta “yok olmasının” en büyük faturası ekonomi yanında elbette “sosyal gelişme” alanından ses verdi…
4 bin evdeki dokuma tezgahlarının susması asıl olarak kadınları susturdu.
Kadınlar önce ekonomiden ardından da ne yazık ki sosyal hayattan “çıktı”…
Dokumacılığın bitmesi kadın sesini kıstı/kesti Kastamonu’da.)







