Ekmeğini taştan çıkaranların dirayeti ile doğdu uygarlık, taşı ilmek ilmek dokuyan emekle, taştan sert iradeli işçilerle…
Emektir doğurduğu uygarlığı kökleştiren, dal budak sardıran, çınarlaştıran.
Ekini tarlaya eken emek…
Ekini (kültür) topluma eken (de) emek.
“Hars” diyelim ya da…
Emektir sebebi.
Emek, “en yüce değer” olarak elbette kalacak hayat sürdükçe, altyapının ve üstyapının öznesi çünkü…
Üretim ilişkilerinin faili.
İster “kafa” ister “kol” ile vücut bulsun…
Yaşamın tükenmez tohumu.
Emekten yana vurmayan tel kopar…
Müzik susar.
Emekten yana yazmayan mürekkep kurur…
Defterin sayfası boş kalır.
Emekten yana konuşmazsa dil…
Meydan boş kalır.
(Avustralya’da 1856’da taş ve inşaat işçilerinin çalışma saatinin çokluğuna itirazı ile yola çıkan konvoy…
Dünyanın tüm işçilerini birleştirmeyi başardı.
“1 Mayıs”...
“İşçinin emekçinin bayramı”.
Git gide çemberin içi daha da kalabalıklaşıyor…
Dünya “efendiler” ve “emekçiler” olarak ikiye ayrılıyor keskin hatlarla.
“Emekçi” kafilesi içinde amele de var memur da, “mavi yakalı” da var “beyaz yakalı” da, esnaf da var çiftçi de…
Dar gelirlisinden bol gelirlisine kadar, “emeğini satan” herkes emekçi, kovanın işçi arısı.
“Emek cephesi” çeşitlenirken…
Emek kavramı yerli yerinde duruyor taa taş devrindeki ilk tanımıyla.
Gün gelir, gün gelir, robotlar bile 1 Mayıs marşı safına geçecek kim bilir?...
Robotlaşan insanların omuz başında.)
(Web sörfünde “1 Mayıs” yazıldığında…
“Tatil mi?” sorusu karşılıyor en çok.
Besbelli ülkemizde en çok merak edilesi tarafı 1 Mayıs'ın…
Tatil olup olmaması.
Zaten “mücadele günü” olmaktan çıktı da nicedir…
“Bayram” tarafı da pek kalmışa benzemiyor hani.
Emeğin karşı safı “sermaye” değil günümüzde…
Emekçinin bilincini kaybetmiş olması.
Emekçi bilincini nasıl kaybetti?...
Emekten tarafa olduğunu hatta başını çektiğini nutuk atan siyasi akımların eliyle.
Adının içine ya da tüzüğüne emekten yana kelimeler koyan siyasi partiler emekçi bilincinin hunharca katledilmesini birinci derece tetikçileridir…
“Düzen” karşıtlığını “yaşam modeli” üzerinden topluma inandıran ne kadar siyasi akım/parti varsa el birliği ile yok ettiler emek bilincini.
İşçinin alınterini görmezden gelen hatta düşman kesilen “emekçi” partiler cenneti Türkiye…
Kökenine göre işçi haklarını ayırmaya vardıracak kadar işçi düşmanı.)

(Kastamonu’da 1 Mayıs nasıl kutlanageldi yahut ne anlam ifade etti geçmiş zamandan günümüze?...
İşçisi olmayan şehirde 1 Mayıs neyleye?
Bir değil 30 Mayıs olsa…
Vız gele.
Ortalama ücretlere göre çok yüksek olan kamu işçileri daha ne istesindi?...
Elli torpilin belini kırarak girilecek kadar kıymetli bir makam olageldi Kastamonu’da kamu işçiliği.
“Özel sektör” dünkü çocuk…
Kaç fabrika vardı da kaç işçi konvoyu meydana yol eyleye?
Esnaf yanlarındaki çıraklara mı meydan kalaydı?...
Berber çırakları, tezgahtarlar, garsonlar.
“Kamu emekçisi” olduklarının ayırdına varamayan memurlar mı elde pankart yola çıkalardı?...
“Sözleşmeliler” mi?
“Mevsimlikler” mi?...
Seneye mevsimi düşünmeyeler miydi?
Kastamonu’da “1 Mayıs”...
Ne “mücadele günü” ne de “bayram”.
“Tatil”...
Hele bir de hafta içine denk gelirse tadından yenmez.)