Dağlarda bembeyaz düşler içinde yolculuk…

"Kar, doğanın bize sessizce fısıldadığı şiirlerdir, düşlerimizin üzerine düşerler." Emily Dickinson

Ben Balıkçı şef;

Yürümeyi öğrendiğimden beri,

İlk kez bir ayakkabım olduğundan bu yana, onu doğru giymeyi öğrendiğimden, kısaca kendimi bildim bileli hep yollardayım.

O günden bu güne hayatımdan yıllar bir bir tükense de, gittiğim, yürüdüğüm yollar hiç tükenmedi.

İlk adım attığım günden bu yana hayallerimin peşine, yüreğimin götürdüğü yere, düşlerimdeki ütopyaya yürüyorum,

Hep aradım ait olduğum benim diyeceğim bir yeri, memleketim deyip sığınacağım bir gönlü, benim ütopyamı, ulaşılmaz kaf dağının ardındaki o cennetimi.

Ben bir simurg olmak istedim oysa yolunu şaşıran bir penguendim sadece.

Cebrail Keleş 31 Ocak Köşe Yazısı (2)

Uzak ne kadar uzaktır?

Şimdi bizim memlekette kış zamanıdır. Dağlarında kar, köylerinde zemheri ayazı yakar insanın hem yüreğini, hem yüzünü.

Karakışın ortasında zemheri ayazında düştüm yine yollara, Ilgaz’a mı derseniz hayır “benim terk etmeyen sevdam” azıcık beklesin beni, şimdilerde Ilgaz’ımın başı çok kalabalık bırakalım tatilciler çıkarsın keyfini.

Ben çıkayım izi yolu olmayan, ismini kimselerin bilmediği yerlere.

Uzak dağların bağrında yaşayan köylere doğru düş misali bir yolda gidiyorum. Yolumun güzelliğini anlatayım desem, kelimeler yetmiyor. Yine de kısaca anlatmayı deneyim. Asırlık gürgenlerden çamlardan oluşan bir orman hayal edin, içinden akıp giden bembeyaz bir nehir misali bir yol düşünün. Arada bir de kar atıştırsın, bazen de ağaçların taşıyamadığı kar yükleri yolunuza dökülüversin aniden. Tipi şeklinde kar yağarken bir bakmışsın gün yüzünü göstermiş bulutların arasından gülümsüyor sıcacık.

Manzaraya karşı dilime bir türkü geliyor sessizce mırıldanıyorum, “Şu dağlarda kar olsaydım” diye. Sessizce söylediğim türküme yolumun iki yanında göğü delecek gibi uzanmış gürgenler eşlik ediyor. Aklıma "Ağaçlar, toprağın göğe yazdığı şiirlerdir." Diyen Halil Cibran geliyor. Gülümsüyorum: Toprağın duası kabul görmüş ki zemheri ayazında üzerini kardan kalın bir yorganla örtmüş diyorum.

Cebrai̇l Keleş Köşe (7).Jpg

Yolum uzun, şartlar ağır ama manzara öyle güzel ki her şeye değer.

Duruyorum, bazen görüş açısını değiştirmek gerekir. Dronu kaldırıp kuşbakışı etrafa bakıyorum. Bembeyaz dağlar var, ormanlarla kaplanmış arada biraz açıklık olan yerlerde ise kahverengi lekeler misali köyler, mahalleler görünüyor. Çok çok uzaklarda ufukta belli belirsiz bir mavilik var. Deniz bu kadar yakın mıydı hiç bilmezdim.

Yolumuzun üstünde köylerden geçiyoruz çoğu ahşap ve birçoğu da boş, ben böyle köylerden geçerken çatılarına takılır gözüm, ne zaman bir duman görsem yüreğim ısınır. Bilirim ki burada hayat var.

Cebrail Keleş 31 Ocak Köşe Yazısı (1)

Akdivan, Satı Türbesi, Kızılcaelma, Fırıncık, Mırlavat, Ornu neredir?
Ağlı ilçemiz yazıyla kışıyla baharıyla, insanıyla, kültürüyle, doğal güzellikleriyle bambaşka bir yer. Yıllardır kapısını kapımdan ayırt etmediğim nice dostluklar kurduğum başımın üstünde taşımaktan her zaman onur duyduğum kardeşlerimin yeridir.

Her kış KHGB Müdürümüz Mustafa Yalçın’la mutlaka birkaç kez düşeriz karla kaplı yollara. Küre tarafından Masruf Geçidinden girip Kösreli kahvesinde açıksa tabi soluklanır bir çay içer, Satı Türbesinde durup bir dua okurum. Kızılcaelma yoluna kadar uzanır kışın karın ne demek olduğunu ben bu yollarda görürüm.

Burası Küre dağlarının en yüksek bölümlerinde yer alan Akdivan-Fırıncık, Ocür, Koçcuğaz, Yayla, Mırlavat en fazla kar alan yerlerimizdendir.
Küre- Çat Zırmana’yı da unutmayalım, eski dostumuz Bahadır ustama da bir merhaba demeden geçmem.

Cebrai̇l Keleş Köşe (5).Jpg

Ornu-Akdivan yolu ise 1,5 metreden fazla karla kaplanmış haliyle tam bir doğa harikası, muhteşem güzelliğe sahiptir. Şimdilerde Özel İdareye ait iş makineleri yoldaki karları temizlerken Akdivan Muhtarı Sedat Sipahi ve köylüleri de gözü gibi baktıkları “new holland candır gerisi heycandır” yazılı traktörleriyle peşlerinde görünüyorlar. Her an onlara ihtiyaç duyulabilir nitekim az sonra yolun üstüne yıkılan ağacı el birliği ile traktör yardımıyla kenara çekiyorlar.

Önde iş makinesi ardında traktörüyle muhtar ve köylüleri bembeyaz bir tablonun içindeki renkli noktalar olarak harika görünüyorlar.

Cebrail Keleş 31 Ocak Köşe Yazısı (6)

Televizyon kırsal kesimin dünyaya açılan penceresidir.

Ağlı- Akdivan Köyü, Ornu Mahallesi yamaca kurulmuş tipik bir Kastamonu köyü. Ahşap evler, önünde kışlık odun yığılı bir kuruluk, küçük bir bahçe ve uydu anten. Buralarda tv önemli bir ayrıntı, uzun kış gecelerinde, yolların kardan kapalı olduğu günlerde köylülerin tek eğlencesi, dışarıya açılan tek dünyası.

Ornu mahallesinde kışları evler sessiz, bacalar ıssız. Sadece iki hanede ocak tütüyor. Mehmet Sünnetçi ve Cemal Tekeli ile ablası bu mahallenin yaz kış daimi tek sakinleri.

Kış nasıl geçiyor diye bir soru soruyorum Mehmet emmiye.

Ellerini açıyor, karları gösterip şükür diyor. Kış olmazsa yaz olmaz. Varsın biraz kapalı kalsın yollarımız toprağın, suyun, kurdun, kuşun hepsinin hakkı var bu dağlarda, onların yaşaması için bu kar yağmalı. Köyde iki haneyiz akşamları Cemali çağırırım, bir çay koyar tv yi açar birlikte izleriz. Başka da yapacak bir şey yok. Diyor.

Cemalin boyu normalden kısa ama çok sevimli, cana yakın biri, bu yolda çalışan tüm iş makinelerini bilir hepsi de onu çok severler.

Onları yol ayrımında mutlaka karşılar.

Bugün de bizi heyecanla bekliyor. Ağlı’dan aldığı televizyon yollar kapalı olduğu için bir türlü köye gelemeyince KHGB Müdürüne rica ediyor.

Müdür Mustafa Yalçın ‘da pikabın arkasında taşıdığı TV yi köye götürünce çok mutlu oluyor. Evinin önündeki boyunu aşan karları kürekle temizleyen Cemal;

Müdürümüze de size de teşekkür ediyorum, sağ olun Allah razı olsun diyerek tv yi sevinçle içeri taşıyor.

Cebrail Keleş 31 Ocak Köşe Yazısı (5)

Akdivan yolunda…

Yollar bitmiyor, yıllar tükeniyor. Geride güzel hatıralar kalıyor.

Muhtar Sedat Sipahi’nin evine konuk oluyoruz. Sobaya iki gürgen odunu daha atılıyor. Önümüzde bir yağlı çörek, sobada kaynayan çaydanlığın fokurtusu, dışarıda adam boyu kar. Her taraf bembeyaz buz gibi havaya inat sımsıcak bir dost sohbeti sürüyor.

Müsaade istiyoruz, Muhtar bizi yola kadar salavatlıyor, kucaklaşıyoruz,

Kastamonu’da adet olduğu gibi

Cebrail Keleş 31 Ocak Köşe Yazısı (4)

-Yine gelin yine bekleriz diyor.

Aracımız köyü geride bırakırken Ornu mahallesinde Cemal Tv sini kurmuş, belki komşu Mehmet emmiyi de çağırıp bir bardak çayla birlikte dünyada neler olup bittiğini izliyorlardır.

Uzak dağ köylerinde tüten bir ocağı, karla kaplı yolları geride bırakıp, yaşanmış bir hikâyeyi daha dağarcığımıza katarak evin yolunu tutuyorum.

Bir daha zor görülecek güzellikler.

Ben çok şanslıyım.

Bizim memleketten insan öykülerime bir yenisini daha kattığım, bu memlekette olduğum, böyle bir işim olduğu için çok şanslıyım.

İyi ki Kastamonuluyum.

Cebrail Keleş 31 Ocak Köşe Yazısı (3)