Mart ayı sonu itibarıyla Kastamonu'nun toplam banka mevduatı “69 milyar 366 milyon 866 bin TL”, 2025’in Aralık sonundan beri üzerine “380 milyon 398 bin TL” koydu, vah Kastamonu mudisinin hali pür melaline vah…
Banka faizi ile ancak bu kadar.
Nerede o eski “rant”...
Faiz düştü, mevduatçı mudi düştü, Kastamonu düştü.
Rantçıda oyun biter mi?...
Altın, gümüş, bakır ne güne duruyor?
Riske yelken açan için…
Karşıda borsa takımadası.
“Yatırım için” mülk almayı da unutmamak lazım elbet…
Kiraya bak.
Döviz al…
Döviz yaz “Dolar, Euro, Sterlin”.
Sakın ne tarlada üret ne de fabrikada imal et…
Torna tezgahından dahi uzak dur.
(Kısa bir özet geçeyim Kastamonu’nun yakın tarihteki mevduat geçmişine dair…
Mazi; öğretir.
Kastamonu mudisinin 2024 31 Aralık’ında bankadaki mevduatı “58 milyar 953 milyon 393 bin TL” idi, 2025’in 31 Mart’ında “66 milyar 767 milyon 461 TL” oldu, Haziran 30’da “75 milyar 868 milyon 492 bin TL” rakamını vurdu…
6 aylık sürede mudinin cebine giren faiz tutarı tamı tamına “16 milyar 915 milyon 99 bin TL”.
Baş pehlivan mudilerden tüy siklemiyor müdilere, herkes cüssesi ölçüsünde nemalandı, cirmi kadar yer yaktı…
Kar cebe yakıştı.
Kimisi hamutuyla…
Kimi kırıntısıyla.
Mudinin hiç işine gelmeyen başına geldi, rüzgar ters döndü, yelken yırtıldı…
Devlet tedbir aldı, mevduatın suyunu kesti, mudinin işini bozdu, 2025 Eylül 30’da Kastamonu mudisinin mevduatı “67 milyar 402 milyon 7 bin TL” tutarına indi, “8 milyar 466 milyon 485 bin TL” eksildi.
“Bedava para” düştükçe düştü…
Kardan zarar da olsa ziyan büyük oldu.
Devletin mevduattaki hamlesine karşı hamle olarak mevduattan çıktı Kastamonu mudisi…
Akıllıdır, kurnazlık, işini bilendir.
Reste…
Rest.
2025’in Aralık 31’inde Kastamonu mudisinin bankadaki mevduat tutarı “68 milyar 986 milyon 468 bin TL” idi…
2026 Mart'ında ola gele “69 milyar 366 milyon 866 bin TL” oldu.
“Bereket versin”...
“Buna da şükür”.
Kastamonu mudisi 2025 Haziran ayı sonu itibarıyla Türkiye mevduat liginde 81 il içinde 29’uncuydu…
Kastamonu'ya bakın hele.
Fabrikası yok bacası tüte…
Mevduatı var cepten taşa.)
(Elbette kimsenin tasarruf tercihi kimseyi ilgilendirmez…
Parasını hangi koridorda değerlendirmek isterse istesin cümle aktörlerin lakabı “yatırımcı” nihayetinde.
Hem kim deyu illa “reel sektör”?...
Gemisini yürüten kaptan.
Ticaret değil mi ki Türk vatanında hep üretimden/imalattan önde gele?...
Oturduğu yerden “al-sat”.
Elbette mevzunun derini Osmanlı Devleti’nin ekonomi anatomisinde gizli…
“Türk” ne ticarete girebildi ne imalata.
Savaş zamanı asker…
Barış zamanı çiftçi.
Eldeki bir avuç küçük esnafın imecesi ile Kurtuluş Savaşı kazanıldı…
Cumhuriyet kuruldu kurulmasına ama “yerli burjuva” yoktu, haydi bakalım “saksıda burjuva yetiştirmece”, “kollayıcı ekonomi”.
Kastamonulu neyleye…
“Devlet baba” kapısını en refah istikamet bildi, kimi kamuda işçi kimi memur, devlete kapağı atamayan gurbet yolcusu.
Kastamonu köylerinin boşalmasında devlet müesselerinin personel alımının dahlini aramak lazım…
Kastamonu şehirleşmesi “devletleşme” yoluyla oldu.
Arada bir kaç “özel teşebbüs” hamlesinin hüsranla bitmesi tuz biber oldu “girişimcilik” çorbasının zehir kesmesine, “kiremit fabrikası” misali, göz korktu…
Merak ediyorum, Göl Köy Enstitüsü’nde öğretmen ve öğrenciler imal ettikleri tuğlayı ülkenin dört bir tarafındaki enstitüleri ihraç etmişlerken, Kastamonulu girişimcilerce kurulan “Kiremit Fabrikası” aynı başarıyı neden gösteremedi, kısa sürede batarak Kastamonu’ya Titanic vari bir enkaz bıraktı.
Kastamonu “garantici” bir rota izliyor “yatırım” denizinde…
Elini avcundakini en risksiz gördüğü alana “yığıyor”.
Ne işine yatırım yapar Kastamonulu…
Ne sosyal refahına.)



