Türkiye’de her “15-22 Nisan” tarihleri arasında kutlanan Turizm Haftası’nın Kastamonu’daki izdüşümü “yas haftası” olsa gerek, farklı veçhelerdeki potansiyelini turizme aktaramamasının yası olduğu gibi aynı zamanda tabloyu terse çevirmeye dair iradeden sarfınazar kalmanın da yasıdır, turizmde yas evidir Kastamonu…
Kutlamaktansa ağlanmalı hale.
Turizmde ne bereketli ovalara inecek ne de başı göğe eren yamaçlara çıkacak süvari kolu var Kastamonu’da…
At yok, eyer yok, terki yok.
Turizmde “gen” şifresi kaybedildiğinde…
Yolu da, yordamı da, yoldaşı da kaybetmek şaşılacak hal değil elbette.
Plansız…
Öngörüsüz, songörüsüz, uzgörüsüz.
Bakmayın turizme dair debdebeli hamaset nutuklarına mikrofon ve kalem sahiplerinin dilinden ve elinden atmosfere boca edilen…
Kastamonu’da turizm namına halihazırda kimsenin umudu yok.
Turizm için “kolektif emek” lazım, halkın bizatihi “özne” olması lazım, “kural” lazım…
Kim akıl ede de kim emek vere.
En kolayına kaça…
İpe un sere.
(Vaktin valisi Enis Yeter çeyrek asır önce Kastamonu’nun yıl içinde alacağı turist sayısı hedefini ilk etapta “bir milyon” olarak ilan ettiğinde…
İnanmadık.
Aklımız yatmadı…
Aya böldük, güne böldük, matematiğimiz iflas etti.
Vali Yeter’e “inanmış gibi” göründük, rol yaptık, çizdiği yolun yolcusu olduğumuza yemin ettik…
Bir ayağımızı havada tutarak.
Vali Yeter Kastamonu’dan görevi bitimine ayrılırken “Turizme sahip çıkın” özsözünde toplayabileceğimiz cümleleri sıraladı her vedaya gittiği toplulukta…
Kulak arkası ettik.
Yılda “bir milyon turisti” kim kaybede de Kastamonu bula…
Güldük geçtik.
Aradan çeyrek asır geçti…
Kastamonu’nun valilikçe kaydı verilen son turizm istatistiği 2024 yılına ait, Kastamonu’ya 2024 yılında giriş yapan yerli turist sayısı “123 bin 144”, yabancı turist sayısı “2 bin 895”.
Vali Yeter’in ağzından Kastamonu’nun çeyrek asır önceki yıllık turist sayısı 2024 yılında “yüzde 12” oranında tuttu…
Turizmde pür melalimiz budur.)
(Turizmin boy atması için evvela “iklim” lazım…
İlin “kamu, yerel yönetim, üniversite, sivil toplum örgütleri” işbirliğinde turizme dair tüm “gerek” ve “yeter” şartları oluşturdukları iradenin kavramı “iklim”.
İl/şehir turizm ile kalkınacak mı kalkınmayacak mı?...
Dört ayaklı masanın karar vereceği ve toplumun önünde ama içinde yola çıkacağı seferin ilk umdesi yukarıdaki soruya vereceği cevap, ki Kastamonu’nun bu soruya ne cevabı belli ne de yol planı, tam bir “kaos”.
Turizmin “lafız” olarak dahi gündemden bu kadar düştüğü bir devri hatırlamıyorum son çeyrek yüzyıllık dilimde…
Tam bir “çakılış”.
Elbette baş fail gerek sektördeki işletmeler gerekse meslek örgütleri olarak sivil inisiyatif kefesinin bir türlü “sesli, güçlü, özgüvenli” hale gelememesidir…
Toplumun özne olamaması.
Bir dönem valilikten beklendi turizm, bir ara Kastamonu Belediyesi’nden, hep devletten beklendi hep…
Kamu çekilince Kastamonu turizmi “şarampol”.)
(Kastamonu “2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti” unvanını dahi turizme yedekleyemedi…
Şehirde bu maziye dair en ufak emare kalmamacasına sil(in)di.
Kastamonu “kültür turizmi” maddesini de söktü zihninden…
Bu alandaki gerek “somut” gerekse “soyut” mirasa sırtını da döndü, zihnini de, elinin tersi itti Kastamonu.
Kastamonu’nun “7 Güzel Adam” çıkaracak edebiyatı yok mu?...
17’de çıkar sandık açıldığında.
“Atatürk ve İstiklal Yolu” aynı zamanda “edebiyatçılar yolu” idi…
Kimlerin gelip kimlerin geçtiğini dahi diline dolayamayan Kastamonu.
Tarihi Kentler Birliği tarafından “Milli Mücadele Rotası” dışında tutulmasına ve adeta “yok sayılmasına” dahi ses çıkarmayan Kastamonu…
Vah, vah, vah.
“Antik Kastamonu”…
“Türk Kastamonu”.
Lebi derya…
Sırtını okyanusa dönen Kastamonu.)
(Bir de “kültür” havadisi vereyim…
ÇEKÜL bülteninden.
“Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2025 yılında Türkiye’de öne çıkan 10 arkeolojik keşfi açıkladı. Çok sayıda arkeolojik kazı ve araştırmaya ev sahipliği yapan Türkiye’nin en önemli 10 buluntu listesinde şu eserler yer alıyor…
“Gülümseyen Medusa figürü / Amastris (Bartın)”, “Tanrıça İştar kolyesi / Amos (Muğla)”, “Hz. İsa tasvirli ekmek / Topraktepe / Eirenopolis (Karaman)”, “Tunç Çağı İdolleri / Tavşanlı Höyük (Kütahya)”, “İnsan yüzlü dikilitaşlar / Taş Tepeler (Şanlıurfa)”, “Mısır tanrısı Serapis kabartmalı tütsü kabı / Efes (İzmir)”, “4500 yıllık altın broş / Troya (Çanakkale)”, “Hadrianus heykeli / Kibyra (Burdur)”, “Datça’da Osmanlı batığı / Datça Batığı (Muğla)”, “Urartu dönemine ait 76 küp / Kevenli Kalesi (Van)”.)



