Kötümser beyan tüm ayanlığı ile galebe çalsa da, mevzu “Kastamonu” olduğunda yine de bir “acaba” kapısı açmadan duramıyor “memleketçi/yerelci/yurtsever refleks”, mevta çoktan girdi mezara oysa…
Rahmet ola.
“Kastamonululuk” ifadesiyle klişeleştirebileceğimiz “ilinin ali faydasını” önde tutmak hasleti bitti-gitti Kastamonu coğrafyasında hüküm süren yerlide ve kabul edilenlerde…
Kendi faydasını elbette her insan emsallerine nazaran az ya da çok bütünden evvel tutar, toplumun sesi yahut kimliği harmanında toplandığında ise sesler/gönüller/bilinçler ortaya yekpare bir seda çıkar, Kastamonu’da “Kastamonululuktur” bu ortak “ses/gönül/bilinç”.
Kastamonu’nun özellikle son yarım asırda çok göç vermesinin ve üzerine bir de kendi içinde köyden şehre devir daim olmasının elbette failliği var bu hüsranda, bozumda, iç değiştirmekte…
Ancak perde arkası, büyük fotoğraf, azmettirici başka ya da diğer deyişle “hepsi” olması lazım gele.
Farklı ırmakların biriktiği denizde kayboldu “Kastamonululuk”, farklı sebeplerin deryasında oksijen bitti, kıyıya vurdu balık…
Durgun su en tehlikeli deniz halidir.
Kastamonu’nun “ekonomik kalkınması” ve “sosyal gelişmesi” halinde kendisinin de refaha ve feraha ereceğini yok sayan yurttaş, kendi bacağından asılmanın gayretinde, “yok tek başına kurtuluş” oysa…
“Ya Kastamonu ya hiçbirimiz” diyebilmektir “Kastamonululuk”.
“Ortak akıl” var olmasına yine var…
Niteliği ne ama?
“Kastamonu Kimliği” ya da “Kastamonululuk” ortak aklın dışında bırakılan bir banliyö nicedir…
Işıkları seçilmiyor zifiri gecede.

Not: Kastamonu ihracatını epeycedir “mücevher” sektörü sırtlıyordu, geçtiğimiz Şubat ayında yeni bir aktör zuhur etti, “Kimyevi Maddeler ve Mamulleri”…
“17 milyon 407 bin 63 dolar” ihracat.
“Kimyevi Maddeler ve Mamulleri” sektörü öyle bir ihracat ivmesi gösterdi ki 2026 Şubat’ında, Kastamonu ihracatını 7 haneli rakama düşmekten kurtardı, epeydir gediklisi olduğu 8’li ligde tutmayı başardı…
2025 Şubat ayındaki ihracat çıtasını “yüzde 3 bin 191,8” kez katlamayı başardı kendi kulvarında hem de.

Kastamonu’yu ekonomide tarif eden “tarım, orman, hayvancılık, turizm” merkezi şeklinde uzayıp giden hamasi nutuk “ihracat” söz konusu olduğunda hakikaten ala “masal”…
Kimin diline geldi şimdiye kadar “kimyevi maddeler ve mamulleri” sektörü?
Aldı yürüdü bir anda…
Öncesi yok bakalım sonrası ne ola.
İçi ne?...
Dışı ne?
Sahibinin “kimya devi” olduğu su götürmez…
Kastamonulu mu yoksa ilin kalkınmasına ve gelişmesine dair tek dayanak olarak hiç dillerden düşürülmeyen “dışarıdan yatırımcı” kervanından mı?
Kimya sektöründe varsa bir şehir, çoktan “ileri endüstri” olup çıkmış olsa gerek, ileri endüstri il mi Kastamonu?...
Keşke.
(Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) Şubat ayı verisine göre Kastamonu ihracatı “26 milyon 382 bin 86 dolar” tamı tamına…
Ocak ayında “33 milyon 819 bin 62 dolar” idi.
“17 milyon 407 bin 63 dolar” kısmı “Kimyevi maddeler ve mamulleri” sektörünce sırtlandı…
Geri kalan yekun sırasıyla “Hazırgiyim ve Konfeksiyon”, “Madencilik Ürünleri”, “Demir ve Demir Dışı Metaller” sektörleri arasında pay edildi.
“Orman varlığı ve ahşap zanaatları merkezi” Kastamonu’da “Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri” sektörünün Şubat ihracatı “529 bin 69 dolar”…
“7” rakama adım ataydı.
Geçtiğimiz yıl Şubat ayında Kastamonu’nun ihracatı “51 milyon 611 bin 13” idi…
2026 Şubat’ında “yüzde 48,9” düşük.
Kastamonu’da “veri okuryazarlık” var mı?...
Ekonomi göstergelerine göre memleketin ahvaline “ah-vah” eden ya da?
Hedef var mı?...
“Plan, strateji, ölçüm”?)
(“Kimyevi maddeler ve mamulleri” ihracatının “fiili üretiminin” Kastamonu’da mı olduğu yoksa merkezi Kastamonu’da olan bir şirketin farklı bir ildeki birimince mi yapıldığı meçhul elbette mevcut sunumda…
Mart ayında yayımlanacak TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) dış ticaret istatistiği aydınlatacaktır yukarıdaki soruyu.
TİM ile TÜİK’in ilan ettiği ihracat dökümleri arasında fark var farklı veri setlerini kullandıkları için…
“TİM, ihracat verilerini ülkemizin farklı bölgelerindeki ihracatçı birliklerinden topluyor, firmaların merkezleri ve beyanları esas alınıyor, şirketlerin beyan ettikleri ihracat belki daha sonraki bir zaman dilimine kayabiliyor. Diğer bazı teknik ve metodolojiye dair farkları da var illa ki TİM’in TÜİK’e göre” demiştim önceki yazılarımın birinde ve devam etmiştim aradaki farkı TÜİK veçhesinden de anlamaya “TÜİK ise firmaların fiili üretim ve ihracat faaliyetlerini esas alıyor, merkez adreslerinden bağımsız olarak gerçek üretim kuruluşlarındaki ihracata odaklanıyor, o ay gerçekleşeni kaydediyor… ‘Faaliyet İllerine Göre İhracat’ veri seti ilin gerçek ihracat tablosunu oluşturuyor.”
Çok da sevinmemek lazım…
“Kastamonu, ‘ileri endüstri ili’” olmayabilir.
Gerçi sevinenler de olacaktır kuşkusuz…
Sanayi ile kalkınmayı herkes istemiyor nitekim.
Tercihtir…
Saygıya şayan.)