Kastamonu’nun “İl SEGE 2025” istatistiğine göre “sağlık” alanında 81 il içinde 44’üncü sıra (k)almasının elbette yıllara sari hikmeti sebepleri var, 2017’de 37’nciydi misal, o tarihten itibaren peyderpey düşe yuvarlana, bugünümüze şükür!...
Yarınımıza dua.

Kabahati elbette çemberin kamusal bölmeleri içine hapsetmemek lazım, “ekosistem” nihayetinde, her bileşenin etkisi var asansör halatının kopmasında…
Önce farkına varıp yolda kalındığının, ardından da atlara eyer vurmak lazım, “kımıldamak”.

Kastamonu’nun mazisi sağlık alanında (da) şan ile dolu…
Modern tıbbın Osmanlı İmparatorluğu’na giriş yapması ile Kastamonu da nüfusuna gerektiği kadar olmasa da somut koşulların nüfuz ettiği oranda yettiği kadar sağlık kurumları aldı payına.

“Göç” olgusu elbette mevzunun altını koyu uçlu kalemle çizecek kadar belirleyici…
Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Gelen gitti, gelen gitti / Ağlayan gülen gitti / Yerle yeri toprak bozuk / Gül ektim diken bitti” satırları misali, Kastamonu göç verdikçe sadece nüfus kaybetmedi, aklını da fikrini de yitirdi.

Mustafa Afacan Köşe (1) (1)-2

Akleyleyen kalmadı…
“Fikrimakus” devre girdi Kastamonu.

(“Koç Healthcare” İzmir Balçova’da İzmir Amerikan Hastanesi’ni geçtiğimiz hafta törenle hayata geçirdi…
4 senelik emek ve 150 milyon dolarlık yatırım.

İzmir Amerikan Hastanesi’nin “majör” özellikleri…
“33 bin metrekare kapalı alan”, “8 ameliyathane”, “192 yatak kapasitesi”.

Müthiş…
Fevkalade.

Mustafa Afacan Köşe (2)-105

Kastamonu’da da tıpkı İzmir Amerikan Hastanesi misali yılların emeği ve milyonlarca dolar ile hayata geçirilen “Özel Royal Uğurlu Hastanesi” vardı…
Sene “2012”.

Özel Uğurlu Royal Hospital’in “majör” özellikleri…
“25 bin metrekare kapalı alan”, “9 ameliyathane”, “185 yatak kapasitesi”.

İki hastane arasındaki majör özellikler “bir aşağı-bir yukarı” benzeşik…
Hey gidi Kastamonu(lu)nun vizyonu.

İzmir Amerikan Hastanesi Koç Holding’in…
Kastamonu Özel Royal Uğurlu Hospital Kastamonulu hekim girişimcinin.

2012’de kısa süre açık kaldıktan sonra kapısı kapat(tır)ıldı Özel Uğurlu Royal Hospital’in…
İzmir’den 14 yıl önce.)

(Kastamonu’nun ekonomik kalkınması ve sosyal gelişmesinin mimarının ancak ve ancak “yerli halk” olacağını yaza yaza mürekkep kalmadı…
Toplumsal havsalamız almadı.

Yerli halkın emeği “girişimcilikle, müştereklikle, kooperatifleşmekle” hedefe uzanan yola çıkabilir ve yolda kalıcı olabilir…
Hazindir ki Kastamonu’daki köklü ve sayıca çoklu rakamlardaki kooperatiflerin dahi ekonomik kalkınmaya etkileri tartışılır.

Onlarca/yüzlerce ortakla cürmü kadar yer yakılan toprakta…
Mantar dahi yetişmiyor.

Şirket evlilikleri şurada dursun!...
Şirketler büyüyeceğini bölünmenin sultası altında.

Özel sektörü güçlü şehirlerin toplumsal refahının da ivme sağlayacağına her kesimin iman etmesi lazım olmasına lazım da…
Kastamonu’da “büyüyen kol bizden çıksın” düsturunu ara ki bulasın.

“Sahiplik” yok Kastamonu’da…
Gidenin ardından su döken yok.

Vefa yok…
Hafıza kayıp.)

(“İL SEGE 2025” istatistiğinde Kastamonu’nun 81 il içinde “sağlık alanında “44” ve “eğitim” alanında “60” basamağında olmasını dert etmenin alemi yok…
“Bin kişiye düşen otomobil sayısında” 21’inciyiz.

Mustafa Afacan Köşe (4)-55

SEGE metninden okuyalım…
“Dördüncü gelişmişlik kademesinin son sırasında yer alan Kastamonu, özellikle istihdam ve yaşam kalitesi göstergelerinde önemli bir performans sergilemektedir. Türkiye genelinde en düşük işsizlik oranına sahip il konumunda olan Kastamonu, aynı zamanda istihdam oranının en yüksek olduğu üçüncü il olarak öne çıkmaktadır. Yaşam kalitesi boyutunda da Kastamonu, bin kişiye düşen 185 özel otomobil sayısıyla yirmi birinci sırada yer alırken, yüz bin kişi başına düşen sinema ve tiyatro koltuğu sayısında altıncı sırada yer alarak kültürel altyapı bakımından da olumlu bir tablo sergilemektedir.”

Dertlenmeye mahal yok!…
Recâizâde Mahmud Ekrem’in 1896’da yazdığı “Araba Sevdası” romanını okumak kaydıyla.

(Kastamonu Kalkınma Vakfı (KKV) mali kongresini yaptı…
Kongre çağrısının “her” üyeye ulaştırılmadığı yolunda iddia mevzubahis.

Olup biteni medyadan öğrenen kurucu üyelerin olması…
Kurumsallık namına hoş olmasa gerek.

Kurumsallık “su alırsa”…
Kavram batar.

Ki istemez kimse…
Vali Kamil Demircioğlu başta olmak üzere nice üyenin emeğine gölge düşmesini.)

Mustafa Afacan Köşe (3) (1)-3