Çok şefkatli pek merhametli Allah’ın adıyla başlıyorum.
Değerli okurlarım,
Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından yazılan ve Anadolu Ajansı tarafından basımı gerçekleştirilen FİLİSTİN SÖZLÜĞÜ hakkında yazmış olduğumuz “TARİHE DÜŞÜLEN NOT: FİLİSTİN SÖZLÜĞÜ” başlıklı yazımız üzerine sözlükle ilgili pek çok soru geldi. Bu soruların genel çerçevesi eseri daha yakından tanımak ile alakalı idi. Bu sebeple eseri tanıtacak bir yazı kaleme almak istedim. Lakin eser daha yeni basıldığı için tamamını inceleme fırsatım olamadı.
Bu sebeple eserin editörlerinden Sn. Prof. Dr. Metin UÇAR Hocamızın eserin başlangıcına yazmış olduğu “Giriş: Siyonist İşgalin Dilsel Araçlarını Anlamak ve Anlam Dünyasını Gerçeklikle Yeniden Örmek” başlıklı yazısından bazı alıntıları -kendi izinlerini de alarak- sizlerle paylaşmak istiyorum.
Prof. Dr. Metin UÇAR, “Giriş: Siyonist İşgalin Dilsel Araçlarını Anlamak ve Anlam Dünyasını Gerçeklikle Yeniden Örmek,” FİLİSTİN SÖZLÜĞÜ, AA Kitap, Ankara 2023, ss. 13-42 (Alıntı).
“İsrail’in Ekim 2023 saldırganlığı başladığında bir grup akademisyen ve araştırmacı Filistin Akademik Düşünce Platformu adıyla bir araya geldi. İlk düşünce Prof. Dr. Hasan Yücel BAŞDEMİR ile yaptığımız bir telefon görüşmesi sonucunda şekillendi. Öncelikle ilgili olacağını düşündüğümüz arkadaşlarımızla konuyu paylaşmak ve davetimizi kabul eden arkadaşlarla online bir toplantı yapmakla başlamaya karar verdik. Toplantı sonrasında her hafta düzenli olarak bir araya gelmek ve katılımcıların ilgili arkadaşları gruba davet etmesi konusunda mutabakata vardık. Böylece zamanla 300 kişiye ulaşacak bir grup oluştu. Farklı düşünce, ideoloji, inanç ve bilimsel bakış açısına sahip olan grubumuzun akademisyen ve araştırmacılarının tek ortak noktasının Filistin duyarlılığı olduğu söylenebilir.
Amaç Filistin’de yaşanan haksızlığa karşı akademisyenlerin neler yapabileceğini konuşmak ve bu konuda bazı adımlar atmaktı. Özellikle (1) akademik çalışmalarını sürdürürken Filistin konusunda kendilerini geliştirmek ve bilgilerini arttırmak, (2) mümkünse bu alanda bilimsel çalışmalar yapmak ve (3) zaten Filistin konusunda çalışmalar yapan Platform üyelerinin de ortak projeler geliştirmesi için bir zemin oluşturmak hedeflendi.
Neler yapılabileceği konusunda gelen öneriler değerlendirildiğinde Filistin Sözlüğü hazırlama düşüncesi daha çok kabul gördü. Öncelikli olarak tüm süreci takip edecek editörler ve editör yardımcılarından oluşan bir organizasyon ekibi belirlendi. Ardından farklı disiplinlerden gelecek maddelerin düzenlenmesi ve değerlendirilmesi için çeşitli alan editörlükleri oluşturuldu.
15 alan editörlüğü şu şekilde belirlendi: Ahlak, Edebiyat, Eğitim, Ekonomi, Hukuk, İlahiyat, Medya, Psikoloji, Sanat, Siyaset Bilimi, Şehir, Tarih, Tıp, Toplum ve Kültür ve Uluslararası İlişkiler. Ayrıca Türkçe, Arapça, İngilizce, Fransızca ve Almanca ile ilgili dil editörlükleri oluşturuldu.
Sözlük düşüncesi Platforma sunulurken öneri metninde 150 civarında madde başlığı vardı. Organizasyon yapıldıktan sonra hem grup üyelerinin hem de editörlerin yeni madde başlıkları ve madde yazarı önerebilecekleri bir sistem oluşturuldu. Buna göre her hafta önerilen maddeler-yazarlar listelendi ve grupla paylaşıldı. Her liste sunumunda alan editörleri ile Platform üyelerinin madde-yazar önerileri değerlendirildi. Nihai aşamada sürekli güncellenen yüzlerce maddelik bir liste oluştu. Böylece çok farklı disiplinlerden yüzlerce kişinin katkısı ile madde çeşitliliği açısından oldukça özgün olan Filistin Sözlüğü’nün yazım aşamasına geçilmiş oldu.
Şüphesiz süreç uzun ve yorucuydu ancak farklı disiplinlerden gelen bilim insanlarıyla çalışmak, onlarla kritik konuları tartışmak ve tartışmalar sonucunda belirli kararlara ulaşmak hem öğretici hem de verimliydi. Aynı zamanda bir ekiple birlikte çalışmanın sinerjisinin yanı sıra küçük bir grubun yapamayacağı büyük işlerin nasıl başarılabileceği de deneyimlendi ve gelecek projeler için ekip ruhu ile hareket edecek değerli araştırmacılarla tanışılmış oldu. Sonuçta 2 yılı aşkın bir süre üzerinde çalışılan, 273 akademisyenin/araştırmacının katkısıyla hazırlanan ve toplam 630 maddeden oluşan Anadolu Ajansının AA Kitap’ından okuyucuya ulaşan bu Sözlük ortaya çıkmış oldu.
Filistin Sözlüğü, okuma kılavuzları, göndermeler, okuma önerileri, bakınız ve “ayrıca bakınız” uyarıları ile okuyucunun işini kolaylaştıracak kullanıcı dostu bir sözlüktür.
Filistin’de yaşananları merak eden her düzeyden okuyucuya hitap edecek bir formülasyonla hazırlandı. Her bir alanın uzmanlığı ve oluşturduğu kendine has dili, o alanın uzmanı olmayanların, yazılan metinleri anlamalarını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle Sözlük’te, mümkün olduğunca farklı alanlar ilişkilendirilmekte, yer yer dipnotlarla ve diğer maddelere değinerek bu sorun giderilmeye çalışılmaktadır. Sözlük disiplinler arası bir çalışma olarak da öne çıkmaktadır. Farklı disiplinlerin yan yana gelmesi, iç içe geçmesi ve yeni sentezler oluşturmasının yanı sıra Sözlük’te maddelerin birbirini iç atıflarla desteklemesi, metinler arasılığı da sağlamaktadır. Sağlık alanında yazılan bir maddeden hukuk, toplum ve kültür maddelerine, bir uluslararası ilişkiler maddesinde ilahiyat, psikoloji ya da sanat maddesine atıfların olması bu kapsamda düşünülmelidir.
Çalışma, alfabetik sıraya konulan kısa bilimsel makalelerden oluşmaktadır. Bu anlamda akademik makalelerde benimsenen yaygın yazım ilkelerine uyulmuştur. Bilhassa kavramların manipülasyonuna odaklanmış ve kavramların siyonistler tarafından kendi amaçları doğrultusunda araçsallaştırılmasına karşı hem bir başucu kaynağı hem de baştan sona okunabilecek bir bilgilendirme kaynağı olmuştur.
Sözlük, her şeyi hatta en önemli şeyleri dahi kapsama iddiasında değildir. Şüphesiz mümkün olduğunca öne çıkan konulara dair yazarlar ve editörler bazı tercihlerde bulundular fakat bazı durumlarda “en önemliden” ziyade yazarın uzmanlık alanı ile ilgili tercihler öne çıktmıştır. Örneğin her bilim alanında manipülasyon olmasına karşın arkeoloji konusunda çalışan yazarlar, özellikle bu konunun altını çizdiler. Doğrudan arkeoloji ile ilgili bir alan editörlüğü olmamasına rağmen bu alanla ilgili bazı kişileri, kurumları ve kavramları öne çıkardılar. Sonuçta Arkeoloji, Filistin Arkeoloji Müzesi, Glock, Albert, Ahit Sandığı, Albright, William Foxwell, Filistin Araştırma Fonu, el-Haj, Nadia Abu, Kültürel Mirasın Korunması gibi maddeler ile Kitab-ı Mukaddes Arkeolojisi ve Filistin Arkeolojisi gibi göndermeler ürettiler. Aynı şekilde Filistin destekçisi bazı ünlü sanatçılar, sporcular, bilim insanları, organizasyonlar ve aktivistler ya da Filistin konusunu dünyaya duyuran bazı etkinlikler madde olarak işlendi ve bazıları ise göndermelere konu oldu. Hiç şüphesiz okuyucu başka bazı bilim alanlarının, ünlülerin ya da olayların da olmasını bekleyebilir ve kendi seçimlerinin daha önemli olduğunu düşünebilir.
Ancak burada yapılmaya çalışılan zaten olması mümkün olmayan, “konuyla ilgili her şeyi” listeleyip maddeleri tüketmek değildir. Amaç kaynaklar, okuma önerileri, konuyla ilgili kişi seçimi, anlatım tarzı ve kavram tercihi ile okuyucuya bir araştırma yöntemi de önermek ve olmayan maddeleri kendisinin de araştırıp doğru şekilde öğrenmesini sağlamaktır. Onun içindir ki Sözlük sadece 630 madde ve 738 gönderme ile sınırlıdır. Filistin Sözlüğü bilhassa siyonist söyleme hâkim olan, manipülasyon amaçlı kullanılan ve çarpıtılan konuları sorunsallaştırmış, bunları yapı bozumuna uğratmayı hedeflemiştir.
Yanı sıra doğrudan siyonizm ile ilgili olduğu düşünülmese de bazı konularda belli bir hassasiyet geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede birkaç ilke belirlenmiş ve bu doğrultuda yol alınmıştır.
(1) Siyonizmin amaçlarına hizmet eden kavram kullanımları dışında eğer literatürde yaygın olan ve yaşananları yeterince anlatan bir kavram var ise bu kavram benimsenmiştir. Örneğin siyonistlerin gerçeği çarpıtan “Güvenlik Duvarı” kavramına karşın literatürde karşılaşılan “Apartheid Duvarı” ya da “Utanç Duvarı” kavramları bu kapsamda değerlendirilebilir.
(2) Literatürde daha az rastlanan ama duyulduğunda yaşananları çok net anlatan bazı kavramlar hassasiyetle kullanılmıştır. “Yerleşimci” yerine “gaspçı” ya da “istilacı” demek bu çerçevede görülebilir. (3) Bazen çok yaygın olarak kullanılan bazı kavramların gerisindeki niyet sezilmiş hem literatürde var olan karşılığı hem de alternatif öneriler sunulmuştur. Mesela “6 Gün Savaşı” yerine literatürde kullanılan “1967 Savaşı” ya da literatürde yer almayan “1967 İsrail Saldırganlığı” daha yerinde bulunduğundan tercih edilmiştir.
(4) İnternet aramalarında bile nadiren görülen ama yaşananları çok iyi ifade ettiği düşünülen bazı kavramlar yaygınlaştırılmak istendiğinden Sözlük kapsamına alınmıştır. Bunlar arasında “siyonazizim” ve “siyofaşizm” sayılabilir.
(5) Konuyu anlatmak için zaman zaman alternatifler yeterli olamamış ve gerçeği anlatacak kavramları üretmek gerekmiştir. “Analıkkırım” ve “siyoniyat” kavramları bu çerçevede görülebilir.
(6) Bazı Filistinli meşhur insanların isimleri, yaygın olarak İngilizceden Türkçeye çevrildiğinden gerçek telaffuzlarını kaybetmektedir. Ancak tüm isimleri bu şekilde vermek, insanların tanınmaması ya da Sözlük içinde aranıp bulunamaması anlamına gelebileceğinden tercih edilmemiştir. Buna karşın Filistinlilerin yabancı kaynaklardan bilinmesi, onları yeterince tanımadığımız hatta isimlerini yanlış telaffuz ettiğimiz gerçeğini gösterdiğinden az da olsa bazı örneklerle bu konunun altı çizilmiş ve okuyucunun dikkatine sunulmuştur. Yasir Arafat (Yaser Arafat) ve Nekbe (Nakba) örnekleri tam da bu kapsama girmektedir.
(7) Tüm “kavram” hassasiyetine rağmen Sözlük’te odağı kaybetmemek için bazı sorunlu kavramları düzeltmek için özel bir çaba sarf edilmemiştir. Örneğin “Orta Doğu” ya da diğer bazı coğrafik kavramlar bunlar arasındadır. Bu tarz kavramları da düzeltmeye kalkmak, Filistin Sözlüğü’ne ek bir yük yüklemek ve birçok tartışmayı Sözlük kapsamına taşımak, böylece asıl hedefi genişletmek ve etkiyi azaltmak anlamına geleceğinden tercih edilmemiştir.
Kimi zaman bilimsel alanlar arasındaki farklılıklar ve maddenin niteliği bazen izin vermese de maddelerin yazımında belli bir formata uyulmaya çalışıldı:
(1) Her madde için öncelikle genel bilgi verildi, gerekliyse bu bilgiye etimoloji ve tarihsel süreç de eklendi.
(2) Her maddenin Filistin’le ve mümkünse Ekim 2023 sonrasında yaşananlar ile ilişkisi kuruldu.
(3) Her madde, mümkünse tarihsel olanla güncel olanı birlikte düşünmeyi sağlayacak şekilde formüle edildi.
(4) Konunun niteliğine göre verilen bilgi için daha dar ya da daha geniş bir çerçeve belirlendi.
(5) Gerekiyorsa konu hakkındaki farklı hatta karşıt tartışmalara değinildi.
(6) Daha ileri okumalar için maddeler birbirleriyle ilişkilendirildi.
(7) Maddelerin sonunda “Ayrıca bkz.” ifadesi ile okunması gereken benzer maddelere işaret edildi.
(8) Göndermelerle ve “okuma önerileri” ile maddelere derinlik kazandırıldı.
Bu Sözlük, şüphesiz Gazze’de soykırımın yaşandığı dinamik bir süreçte hazırlandığı için “özellikle güncele dair olan durumlar, olaylar, veriler” sürekli değişti. Bu değişkenlik bazı maddelerin yazımını zorlaştırdı, bazen de yazılmış olan maddeleri zayıflattı.
Ancak amaç, güncel verileri vermek ya da mevcut olanın resmini çekmekten ziyade olayları doğru okumak için analiz yapacak araçları oluşturmak, kavramları doğru kullanmak ve İsrail sorunu gibi kronik bir meselenin daha iyi anlaşılmasını sağlamak olduğu için bu tarz kaygılar birincil öncelik olarak düşünülmedi.
Filistin Sözlüğü her ne kadar bu haliyle alana önemli bir katkı olarak değerlendirilebilse de her alanda daha derinlikli çalışmalara ihtiyaç olduğu göz ardı edilmemelidir. Onun için bu çalışmayı nihai bir çalışma olarak değil de bu tarz çalışmalar için bir başlangıç olarak düşünmekte yarar olacaktır. Sözlük sürecinde manipülasyona ve propagandaya dayanan siyonist anlatının sorunsallaştırılması ve gerçekte yaşananları merkeze alacak bir anlatının kurulması (yaygınlaştırılması) için farklı disiplinlerden gelen araştırmacıların daha çok etkileşim içinde olması gerektiği görülmüştür. Çünkü Filistin, siyonizm, İsrail, emperyalizm ya da sömürgecilik gibi konular oldukça farklı disiplinleri ilgilendirmektedir. Durum böyle olunca uzmanı olunmayan alanlara da başvurmak kaçınılmazdır.
Farklı bilimsel alanlardan gelen araştırmacılarla birlikte düşünmenin iki büyük faydası Sözlük içinde görünür olmuştur. İlki kendi bilimsel disiplinlerindeki sorunları görebilen araştırmacıların uzman olmadıkları alanlardaki sorunları fark etmesi için diğer alanlardan araştırmacılarla birlikte düşünmesinin sağlayacağı katkıdır. İkincisi ise araştırmacıların kendi alanlarında yerleşik yanlışları anlamaları bazen daha zor olabildiğinden dışarıdan bakan bir araştırmacını kullandığı yöntemlerle, bakış açısıyla ya da kavramla sorunları daha rahat kavrayabilmeleridir. Onun için bu tarz çalışmalarda mümkün olduğunca farklı alanlardan (sosyologlar, siyaset bilimciler, hukukçular, ilahiyatçılar, antropologlar, arkeologlar, sanatçılar, felsefeciler, uluslararası ilişki uzmanları gibi) araştırmacıların bir araya gelerek birlikte üretmeleri çok daha yararlı olacaktır.”
Sağlıcakla kalın.