Amerikalı dostlarla sohbet ediyordum.
Oradan buradan şuradan derken konu dolaştı geldi tabi; Türkiye-ABD ilişkilerine ve dolayısıyla ABD’nin bölgemizdeki politikalarına…
Trump ve ekibinin çeşitli senaryoları konuştuğunu ama Türkiye özelinde Erdoğan’la devam cihetinde düşündüklerini söyledi.

Nedenlerine gelince:
Erdoğan’ın deneyimi ve bölgesel liderlik bağlamında oluşturduğu karizma sayesinde bölgesel bir uzlaşının daha kolay tesis edilebileceğinden bahseden dostum; Trump yönetimine göre, “yeninin öngörülemezliğindense mevcudun deneyim müreccahtır” diye ekledi.
Aslına bakarsanız, bu yaklaşım oldukça ayakları yere basan bir strateji.
Kaldı ki,
Avrupa ülkeleri ve Ortadoğu özelinde baktığımızda Sayın Erdoğan gibi tecrübe ve deneyim sahip pek bir lider yok, kalmadı…
Tabir caizse; Kaht-ı Rical/Devlet adamı kıtlığı yaşanıyor.
Bu bağlamda Türkiye’nin farkını önümüzdeki ay yapılacak NATO zirvesinde hep birlikte göreceğiz.

Düşünsenize;
Erdoğan’ın, Rusya-Ukrayna savaşında sergilediği denge politikası, Suriye’de, Esad yönetiminin gidişindeki akıllı strateji ve Netenyahu’nun bölgesel saldırganlığının dizginlenmesinde Trump’la oluşturduğu iyi ilişkilerin önemi kesinlikle yadsınamaz.

Bakınız;
Trump’ın salvolarından nasibini almayan ülke veya lider kaldı mı?
Bir tek Sayın Erdoğan.
Bunun sebebi nedir?
Erdoğan’ın karizmatik liderliği ve diplomasi ekibinin oluşturduğu doğru okumalar.
Bu neyi getiriyor?
Bölgemiz ateş çemberiyken Türkiye’nin bundan ari ve azade kalmasını…

Diyebilirsiniz ki; “…ama bölge hala karışık. İran savaşı karmaşık şekilde tüm dünyayı etkilemeye devam ediyor.”
Evet, haklısınız ama ülkemizin, tüm bu badire ve çatışmaların dışında kalabilirliğini sakın göz ardı etmeyin.
Savaşın başlarında, İran’ın bilinçli atraksiyonlarına rağmen Türkiye bu savaşın paydaşı olmadıysa bunda en büyük pay Sayın Erdoğan’ın liderliği ve Türk diplomasi yapıcılarının Trump ve ekibini ikna ediciliğidir.

Her ne kadar son zamanlarda Türk iç politikasında bazı olağandışı gelişmeler olsa da; küresel gelişmeleri nazar-ı dikkate aldığımızda Sayın Erdoğan’ın “İç Cephe Tahkimatı” söylem ve vurgusunun ne kadar anlam ve önem taşıdığını biraz sakin ve soğukkanlı baktığımızda görebilirsiniz.

İnanıyorum ki ve aldığım duyumlar cihetinde, NATO zirvesi sonrası Türk-Amerikan ilişkileri farklı bir evreye girecek ve ivmeye kavuşacak.
İşte o noktadan sonra, şuanda söyleyemiyor olsam da; Türk Ekonomisinde olumlu gelişmeler doğuracak finansal transferler ve yatırımcı artışı görülecektir.

Sonuç:
Bazıları “Erdoğan iktidarda kalmak için Trump’a muhtaç” dese de; ben aynı fikirde değilim.
Hatta tam tersi; ABD yönetimi, Netenyahu gibi bir muhterisin gazıyla bölgeye şangır-şungur girip şimdilerde ne yapacağını bilemez haldeyken; Erdoğan’ın bölgesel itibar ve diplomatik tecrübesine muhtaç.

Arkadaşlar!
Trump ve yönetimi Kasım seçimlerine doğru hızla ilerlerken İran konusunda ne yapacağını bilemez halde.
Ne savaşa devam diyebiliyor, ne de barış yapıp bölgeden çıkalım diyebiliyor.
Tam bu noktada ve bu nedenle; son zamanlarda, Trump, Netenyahu’ya çok kızgın.
Çünkü bu süreç neredeyse Kasım seçimlerini Trump’a kaybettirecek noktaya geldi.
Tüm bu ve benzeri sebepler nedeniyle ABD yönetiminin Türkiye yaklaşımı bana göre ve aldığım duyumlar çerçevesinde Erdoğan’dan yana ve Erdoğan’a destekten yana…
Şimdilik detaylara girmeyeceğim ama NATO zirvesi sürecinde ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız.


Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.