Kastamonu’nun Kıymetiharbiyesini Evvela Kastamonulular Anlamalı (4)

Kastamonu namına “yerli” ve “gurbetçi” veya “bürokrat” sıfatıyla hariçten gazel eyleyenlerden korkarım epey cümle Kastamonu’nun kıymetiharbiyesinden bihaber, “pop” ezberlerden söyleme yahut kaleme ne kadarı gelirse salıver gitsin mikrofon aşağı, nasıl olsa satın alan çokça müşterisi var hamasetin…

Bir nevi esnaflık bu da.

Kastamonu’yu emsal ve akranları ile bir ve benzeşik görmek, tarihsel süreçten kayıtsız kalmak, bilimselliği kapı dışarı etmek…

Hamaset ve pop esnafının iştigali.

Atadan nesle kök salmış dükkanlar…

Kadim çarşılar.

Modası geçmeyen esvap…

Yırtılmayan çarık.

Kastamonu’nun demografisini, sosyolojisini, coğrafyasını, tarihsel mirasını, toplumsal psikolojisini, yetenek ve yetebilirliğini, aidiyet ve müşterekliğini “göz ardı/kulak arkası/bilanço dışı” tutarak edilen her kelam…

“Laf ola beri gele” kümesi haricinde kendine sahici ve kalıcı yer bulamaz vesselam.

Satın alanların da…

Bir kulaklarından girer diğer kulaklarından çıkar gider.

Toz olur…

Duman kalır.

İs olur…

İz kalmaz.

Havanda su dövmek…

Elekte su taşımak.

Kelamşörlerin gayreti Kastamonu’nun ekonomik kalkınması ve sosyal gelişmesi derdine derman olmaksa tuttukları yol yanlış…

Eğer şahsi menfaatlerin siyasi emellere tevhidi ise o yol külliyen yanlış.

Gelin canlar “bil” olalım…

“Özü öze bağlayalım / Sular gibi çağlayalım / Bir yürüyüş eyleyelim / Tevekkeltü ta'lallah”.

(Kastamonu’nun kıymetiharbiyesini anlamak için ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen’in Kastamonu Valiliği’nce yayımlanan “Koruma Kültürü ve Kastamonu” (2002) kitabına “Kentlerin Dönüm Noktaları Vardır” başlığı ile yazdığı “Önsöz” okunmalı…

“Manifesto” değerinde.

Üç paragrafını aldım…

“Kentlerin yaşamı, yaşayanların bilinci oranında kimlik kazanır. Kurulurken seçilen yerin özel durumlarından, olanaklarının zenginliği ve çeşitliliğinden başlayan böyle bir süreçte kentler, kentlilerin kendilerine verdikleri önem oranında gelişir, yaşamı anlamlı kılarlar. Savaşları, barışları, mutlu-mutsuz günleri birlikte karşılama gücünü onlara veren, yaşayan insanların yaşadıkları yere bağlılıklarıdır… Böylesi sıcak ilişkilerin kaynağı Uygarlıklar Ülkesi Anadolu’da, kurulduğu yerde kalmayan, bulunduğu bölgeye birikimlerini aktaran, onlarla çok yönlü değerler üreten kentler de vardır. Bu kentler, tarihin değişik dönemlerinde yönetim merkezi olarak farklı sorumluluklar yüklenmiş olmanın çarpıcı izlerini taşırlar. Kentlilerin duyarlılığı oranında ağırlıklarını sürdürme, sağlıklı yaşama şansı bulurlar. Böylece, büyük birikimin ürünleriyle, günümüze akan değerleriyle bu kentler, kimliklerini yaşatma olanağı sağlarlar. Kentleri kent kılan bu öğelerin göz ardı edilmesi, kentte yanlışların başladığının ilk somut işareti, dönüşü olmayan bir döneme girildiğinin açık belirtidir… Yirminci Yüzyılın ikinci yarısı, bu süreci yaşayan kentlere tanık oldu. Kentlilerin, kentlerinin var olan değerlerini unutmaya başlamasıyla, sorunlar büyüdü, birbirinde önemli kentler kendilerini anlamlı kılan öğelerinden yoksun kaldılar. Şimdi yitirdiklerimizi anımsamaya, kalanları değerlendirmeye çalışıyoruz… İşte bu süreçte, bulunduğu özel yere ve çevresine tarihin her döneminde varlığıyla katkıda bulunmuş, kendini ortak sorunlardan biraz olsun korumaya çalışmış kentlerden biri de Kastamonu’dur…”

Anladık mı Kastamonu’nun kıymetiharbiyesini?...

Anla(ma)dık.

Prof. Dr. Sözen’in önsözündeki sonsöz ise “vasiyet” hükmünde Kastamonululara…

“Şimdi Kastamonu halkına ve herkese düşen ortak sorumluluk, ‘kamu-yerel-özel-sivil birlikteliğine’ dayalı, kısa-orta-uzun dönemli hedefleri içeren bu programın doğrultusunda, beliren umutların pekiştirilmesidir. Her kesimden kurum-kuruluş-kişilerin içinde yer aldığı ‘bu dönüm noktasında’, somut uygulamaların varlığı, Türkiye için de değişmenin açık bir işareti olacaktır. Özverili bu çabalarda emeği geçen herkesi, sağlıklı bir gelecek adına kutlamayı, kaçınılmaz ortak görev biliyoruz.”

Prof. Dr. Sözen’e rahmet, şükran ve minnet…

Kalplerdeki nurdur mekanı.)

(“Koruma Kültürü ve Kastamonu” (2002) kitabının “Sunuş” yazısı Vali Enis Yeter tarafından kaleme alındı…

Kastamonu’nun kıymetiharbiyesini anlayan valilerden biridir.

İki paragrafını okuyalım…

“Valilik görevine başlamak için 15 Eylül 1997 günü ilk defa geldiğim Kastamonu’da beni etkileyen en önemli unsur, tarihi doku olmuştu. Ormanla iç içe olan şehir, ahşap konakları, taş yapıları ile adeta bir tarafta ilgisizliğe ve tahribata meydan okurken, diğer taraftan ivedi korunma çağrıları yapıyordu… İşte bu çağrıları yüreğimizin derinliğine duyarak, ona beklediği yardım elini uzatmanın öncelikli görevlerimizden olduğunu düşündük. 20 Eylül 1997 gününden itibaren hemen her gün sabah 08:00’de vali konutundan çıkıp Hükümet Konağı’na gitmeden bir ya da iki konağı ziyaret edip onları yakından tanıdık. Sirkeli Konağı’nın İl Özel İdaresine satın alınması ile bu yakından tanıma süreci tamamlanıp, uygulama süreci başlamış oldu.”

Kalem tutan ele de sağlık…

Akla da.)

Kastamonu’nun Kıymetiharbiyesini Evvela Kastamonulular Anlamalı (1)

Kastamonu’nun Kıymetiharbiyesini Evvela Kastamonulular Anlamalı (6)

Kastamonu’nun Kıymetiharbiyesini Evvela Kastamonulular Anlamalı (5)

Kastamonu’nun Kıymetiharbiyesini Evvela Kastamonulular Anlamalı (3)

Kastamonu’nun Kıymetiharbiyesini Evvela Kastamonulular Anlamalı (2)