19’uncu yüzyılın kum saati 20’inci yüzyılın vakit haznesine devrolurken şehri Kastamonu ekonomisi üç ayrı kültürün kulvarındaydı, “Türkler, Ermeniler, Rumlar”, gelir piramidinin en altında ekseriyetle Türk nüfusun yer aldığı gerçek…
Ermeni ve Rumlar mesleklerinden gelen sermaye birikiminden dolayı Türklere görece refah içindeydi.
Toplumsal işbölümünde Türkler elbette evvela askerdi, köyde çiftçi, şehirde küçük esnaf ve zanaatkar…
“Savaşmayı değil ölmeyi” emredilendi.
Tekstil üretimi, maden sahipliği, tütün ve demir sair toptancılıklar Ermenilerden sorulurdu…
Gerçi, Tanzimat ile başlayan yoğun ithalat ile işleri bozuldu, hele “tiftik” çok kaybettirdi.
İşi bozulan bir diğer kesim Rum tüccardı, tekstildekiler geriledi, kuyumcular yürüdü…
Aralarında terzi, demirci, inşaatçı zanaatkarlar da vardı.
Kastamonu’da “bakırcılık, kalaycılık, kenevircilik” misali zanaatların Türk asıllı olduğuna ilişkin görüş ağırlıkta…
Günümüze ulaşan ardıllarına bakıldığında Türk emeği olduğu ikna edici bu iş kollarının.
2000’lerin arifesine kadar Kastamonu şehrinde “inşaat ustaları” içinde Ermeni yurttaşların öne çıktığı ve aranır oldukları da bir diğer gerçek…
“Alaylı” zanaatkar hatta sanatkarlardı.
Ekmeklerini taştan çıkardılar…
Yaptıkları binalar hala “taş gibi”.
Ebediyete göçenlerin “toprakları bol olsun”…
Kastamonu’nun yerli kültürlerindendiler, Kastamonuluydular, bakidir anıları.
(Panayot Kalfa’nın köprüleri durur mu Tosya’da bugün?...
Altından su geçer mi?
Yıkıldılar mı?...
Yerinde yel mi eser?
1800’lerin ikinci yarısı Kastamonu’sunda yaşayan bir “mekan yapıcısı” ve “müteahhit” Panayot Kalfa…
“Mimar/mühendis/usta”.

https://khalkedonrarebooks.com/products/greek-architects-anatolia-original-document-written-to-the-sultan-detailing-the-procedures-regarding-the-application-by-panayot-kalfa-the-contractor-of-the-bridges-on-the-tosya-road-in-kastamonu-for-the-payment-of-his-entitlement-dated-1889 adresindeki evrak Panayot Kalfa’dan söz ediyor…
Sahaf eliyle satışa çıkan belgeye istenen rakam “kıymetine kanıt”.
Belgeyi kıymetli kardeşim Araştırmacı Melih Kuyulu günümüz alfabesine ve Türkçesine çevirdi ricam ile…
Sağ olsun.
“Dilekçe” hükmünde belge…
Penayot/Panayot Kalfa devlet ile yaptığı mukavele neticesinde “1305/1889” yılında Tosya yolunda on beş köprü yapacağını taahhüt etmiştir ve sekizinin tamamını ve iki tanesinin de kısmen temellerini bitirmiştir, beş köprünün ise malzemelerini tedarik etmiştir. Ki bu işlerden Tosya Mal Sandığından 9659 ve Kastamonu Merkez Mal Sandığından 3529 kuruş olmak üzere epey de bir ödeme almıştır. Hem kalan köprülerin bütçesi ile ilgili hem de 500 küsur kuruş alacağı ile ilgili dilekçesi bu.
Cevabı da aynı evrakta yazılı…
Kalan iki köprünün tamamlanması ve istenilen paranın da bir şekilde tesviyesine/ödenmesine ayrıca Vilayet İdare Meclisi azasından Hacı İzzet Bey'in elinde bulunan bin kuruşun doğrudan Penayot'a gönderilmesine karar verilmiştir.
Belge tarihi 1890 yılı Haziran ortaları…
O tarihte Tosya’ya 15 köprü.)

(Melih Kuyulu “not düşmüş”…
“Bu belgenin ilginç yönü üstünde bir de Latin harfleri ile Kastamonu Kız Ortaokulu’na yazılacak bir dilekçenin taslağı bulunması. Taslak ‘Velisi bulunduğum ... A şubesinden ve ... numaralı Meliha Melekoğlu...’ şeklinde başlıyor.”
Melih Kuyulu, Melekoğlu ailesinin büyüğü ve aile isimlerini aldıkları Kastamonu Müftüsü Hafız Melek Efendi'nin mezar taşının 2023 yılında çektiği fotoğrafını gönderdi, fotoğraf ekte…
Nasrullah Camii kabristanında.)
(“Hafız Melek Efendi”…
“Kastamonu Müftüsü”.
Mustafa Yavuz’un “Meşihat Arşivi Müftü Defterlerine Göre XIX. Yüzyıl ve Sonrası Kastamonu Müftüleri (1218-1342/1804-1924)” başlıklı makalesinde “Hafız Melek Efendi” yer alıyor
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3799002 ...
“İbrahim Efendi, Melek Hafız diye bilinmektedir. Cecelizâde Mustafa Efendi’nin 3 Ağustos 1809 tarihinde hacr edilerek görevden uzaklaştırılmasıyla Kastamonu Müftülüğü uhdesine verilmiş ve 23 Şubat 1817 tarihine kadar sekiz yıl vazife yapmış ve vefatıyla görevi son bulmuştur.”)
(Panoyat Kalfa ile başladık yazıya…
“Hafız Melek Efendi” ile bitirdik yazıyı.
“Kastamonu tarihi” nihayetinde hem “dikey” hem de “yatay” boyutlarda “zengin” ve “çeşitli”…
Her sayfası “yerli” ve “kök”.)

Next