Öyle görünüyor ki Kastamonu ilinin 20 şehri ile bütün olarak elinde kalan tek övüneceği argümanı “kent kimliği” mevcudiyetini “az” da olsa sürdürüyor olması, emsallerine bakarak elindeki cephanesi bu cephede çarpışması için epey yeter, rüzgarın kayayı aşındırmasına rağmen “mihrap” (henüz) yerinde…
En azından bir yabancı gözün başka şehirlerle “karıştırma” ihtimali yok denecek kadar az.
Kastamonu (Merkez) şehrini misal tutarsak…
“Benim” diyor kısık sesle de olsa.
Az örselenmedi gerçi “şehir kimliği” aksine yapılaşma ile…
Muğlak zihinle bakanlar “Kastamonu büyümüş” tespitini konduruyor ister istemez, “yüksek kat” ve “albenili mağazalar” büyümenin alametifarikası ne de olsa, “eski yapı stoku” defedildikçe şehir “kalkınmış” ve bir ileri toptan ifade ile “modernleşmiş” oluyor!
Çarşı gide…
AVM gele.
Sokak bite…
Site dikile.
Apartman kat kat…
Ortası havuz.
“Kastamonu” demek “Honsalar, Gökdere, Kızılbayır, Vakıf, Bayır, Kefeli, Atlambaç…” demek desem ayıplar “modernciler”…
Şehir kimliğine bihaberler.
(“Karadeniz Sahil Yolu” boyu…
Samsun’dan Trabzon’a sıralı şehirler.
Kimi “merkez”…
Kimi “periferi”.
Eski yapı stokunu “sıfırlayacak” kadar “yeni” bir şehirleşme göze çarpıyor ki…
Ne ara, hangi para, hangi alet edevat ile “10 yılda 15 milyon” bina dikile geldi?
Beton, beton, beton…
Çok kat, çok kat, çok kat.
Bir kenarda Karadeniz’in mavisi ve diğer yanda dağın yeşili…
Ortada betonun beyazı.
Kıyı beton…
Yamaç beton.
Etek beton…
Kol beton.
Sahil yolu hattına “inci tanesi” misali dizili şehirleri görüntüleri itibarıyla birbirinden ayırmak mümkün değil…
Aynı “inci tanesi” her biri.
“Kent kimliği” kaybolmuş Karadeniz Sahil Yolu hattı şehirlerinde cemi cümle…
“Modern benzeşik” şehirler.
Ve sürekli “tazelenen” şehirleşme…
Kısa sürede içinden yeni şehirler çıkaran şehirler.
Şehrin “kalkınması/büyümesi/gelişmesi” inşaat sektörünün alıp başını gitmesi midir?...
Eski yapı stokunu süpürmek midir?
“Gökdelenleşmek” ile…
Baş göğe mi erer?)
(Düşünmeden edemedim misal, “Terzi Fikri” (Fikri Sönmez) yaşasaydı ve belediye başkanlığı koltuğunda otursaydı Fatsa yine bugünkü Fatsa mı olurdu, teslim olur muydu şehir kimliğinin “modern” hale evrilmesine?...
Söküğünü dikerdi bence Terzi Fikri.)
(“Karadeniz Sahil Yolu” şehirleri ile Kastamonu (Merkez) şehri mukayese edildiğinde “şehirleşme” terazisinde…
Kastamonu’nun kefesi kimine göre “hafif” kimine göre “ağır” basar.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın şehirleri “sosyo-ekonomik” alanda çok sayıda veri üzerinden değerlendirdiği “SEGE İlçe 2022” sıralaması Kastamonu’nun Karadeniz Sahil Yolu şehirlerinden geride kaldığını gösteriyor…
Kastamonu’nun “kent kimliği” para etmiyor anlaşılan.

Kastamonu (Merkez) şehri “SEGE İlçe 2022” sıralamasında 146’ncı sırada…
Trabzon Ortahisar 56, Samsun Atakum 60, Samsun İlkadım 91, Giresun Merkez 109, Ordu Altınordu 113, Rize Merkez 119, Sinop Merkez 141’inci.
Görüldüğü üzere…
Kastamonu en geride.)

(Kastamonu (Merkez) şehri “SEGE İlçe 2022” sıralamasında 146’ncı sırada…
Tunceli (Merkez) ise 117’inci.
Kastamonu’nun Tunceli’den sosyo-ekonomide geride kalmasından dolayı Tunceli’yi takdir ve tebrik…
Hakkını teslimle mükellefiz.
Aradaki farkın daha da açılmaması için…
Kastamonu’nun çok çalışması lazım gele mi?)
(Başlıktaki soruya geri dönelim…
Şehir kimliğini muhafaza ederek ayrışmak mı lazım diğer şehirlerden yoksa modern ve son model yapılara bel bağlayarak benzeşmek mi cümle aynı istikamettekilerle?
“Kent kimliği” kavramını “Marka şehir” söylemini tedavüle sokarak yerli yerinden etmeye gösterilen gayret sürüyor…
Sözünü ettiğim “benzeşik” şehirlerin cümlesi “marka” olmuş durumda.
Bıraksa kanun ve yönetmelikler Kastamonu’yu da “marka” olma yolunda kimse tutamaz?...
Bir gece de düzlenir.
(B)ilgisizlik her şehrin belası…
Beton belası.
“Karadeniz Sahil Yolu”, geçtiği irili-küçüklü tüm şehirleri büyüttü, hem de süratle “yeni bir hayat” başlattı…
Ancak “torna işi” oldu.
Kastamonu sahilinden de geçsin “Karadeniz Sahil Yolu” derken…
Benzeşmeyi de kabullenmek gerekiyor.
Hatta “hızlı tren” de gelsin…
Oldu olacak!)
Next