Yakın dönemde “Yaşayan Miras”, “Somut Olmayan Kültürel Miras/SOKÜM” terimleriyle hem zenginleşen hem de turizm ve ekonomide önemini daha da artıran folklor/halk bilimi/halk kültürüyle ilgili önemli bir olay TBMM’nin 2006 yılında UNESCO SOKÜM Sözleşmesi’ni onaylamasıdır. Bu sayede Türkiye’nin kültürel turistik değerleri dünyaya daha iyi tanıtılmış, 2026 itibarıyla 32 kültürel unsuru UNESCO SOKÜM Dünya Kültürel Miras Listesine kabul edilmiş, yüzün üzerinde bu mirasın taşıyıcısı Yaşayan İnsan Hazinesi ilan edilmiştir. (Kastamonulu Ahmet Tekeli, Cemil Kızılkaya gibi.) Sözleşmenin uygulaması, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve UNESCO Türkiye Millî Komisyonu vasıtasıyla yürütülmektedir.

Sözleşmenin 20. yılı dolayısıyla, 15-16 Nisan 2026 tarihleri arasında Ankara’da ilgili kuruluşların iş birliğiyle geniş kapsamlı çok önemli bir toplantıda bulunup konuşmak bahtiyarlığını yaşadık: “Halk Biliminin Somut Olmayan Kültürel Miras Yolculuğunda Prof. Dr. Umay Türkeş Günay Sempozyumu, 15-16 Nisan 2026/Ankara Hacı Bayram Velî Ü Itrî Yerleşkesi, Mavi Salon”. Afişte düzenleyen kuruluşlar sırasıyla Ankara Hacı Bayram Velî Ü, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, Somut Olmayan Kültürel Miras Derneği olarak belirtilmişti. Bu kuruluşlar, Ankara, Ege, Erciyes, Hacettepe, Kafkas, Nevşehir Hacı Bektaş Velî ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesindeki Türk Halk Bilimi Bölüm (7) ve Ana Bilim Dalı (1) Başkanlıkları ile iş birliği yaparak sempozyumu düzenlemişlerdi. Maddi desteği Kültür ve Turizm Bakanlığı vermişti.
Sempozyumun düzenlenme amacı davet mektubunda; “Türk halk bilimi konularını bilimin nesnelliği, yeni kuram ve yöntemlerin rehberliği ve eleştirinin geliştirici ve iyileştirici yönüyle ele alan bu bakış açısıyla halk bilimi çalışmalarına yeni bir vizyon kazandıran ve yüzlerce akademisyenin yetişmesinde ‘Hocaların Hocası’ olarak saygın bir yere sahip olan Prof. Dr. Umay Türkeş Günay hocamızın çalışmalarını kendilerinin de katılımıyla ele almak, böylece UNESCO SOKÜM Sözleşmesi’nin 20. yılını da kutlamak” olarak açıklanmıştı .
15 Nisan 2026 Çarşamba günü HBV Üniversitesindeki açılış töreni ve ilk oturum bugüne kadar gördüklerimden çok farklıydı. Çünkü, salonda en yaşlısı 1939 doğumlu T.C.’nin yakın döneminde yetişmiş Halk Bilimi İnsan Kaynağı bütün görkemiyle yer almıştı. Öğrenciler, bu zenginliği hayranlıkla seyrediyorlardı.

Açılış töreninde saygı duruşu ve İstiklal Marşı’ndan sonra protokolde çok sayıda söz alan oldu: Prof. Dr. Prof. Dr.M.Öcal Oğuz, (UNESCO TMK ve HBV Ü THBB ve Başkanı.), Prof. Dr. Fulya Bayraktar (HBV Ü Rektör Yrd.), Prof. Dr.M. Cahit Güran (Hacettepe Ü Rektörü), Prof. Dr. Hüsnü Kapu (Kafkas Ü Rektörü). Dr. Batuhan Mumcu (KTB Bakan Yrd.), Son konuşmayı Bakan Yardımcısından sonra Prof. Dr. Umay Türkeş Günay yapıp düzenleyenlere, katılımcılara teşekkür etti.
Sanatsız tören olamazdı. KTB Sanatçısı İrfan Gürdal ve SOKÜM YİH Âşık Maksut Koca’yı (dijital) zevkle dinledik. Açılış töreni ve ilk oturumunu KTB Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü Selim Terzi (düzenleyicilerden) sonuna kadar izledi.
“Prof. Dr. Umay Türkeş Günay ; Dostluklar ve Tanıklıklar Oturumu” adlı Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un yönettiği ilk oturumda Hocamızın en yakınındaki meslektaş ve dostları onunla ilgili duygu ve düşüncelerinin anılarını anlattılar. Unuttuğu bazı hizmetlerini hatırlattılar. Konuşmalar şu sırayla yapıldı. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Prof. Dr. Mustafa İsen, Prof. Dr. Bilge Ercilasun, Nail Tan, Prof. Dr. Hayrettin İvgin, M. Sabri Koz, Dr. Mehmet Yardımcı, Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun.
İlgiyle dinlenen konuşmaların ardından Prof. Dr. Umay Türkeş Günay duygularını dile getirdi. Konuşmacılara katılım belgelerini verdi.
Öğle yemeği sırasında düzenleme kurulunun aracıyla eşimle evimize döndük. Tekerlekli sandalyeyle bu kadar oldu. Parkinson ilaçları uyku veriyor. Her gün 14.00-16.00 arası uyuyorum mecburen. Sempozyum arasında Kastamonulu halk bilimcilerden Prof. Dr. Naciye Ata Yıldız (HBV Ü), Prof. Dr. Refiye Okuşluk Şenesen (Çukurova Ü) ve Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Safiye Baki Nalcıoğlu (HBV Ü) ile de görüşüp Kastamonu sohbeti yaptık.”. “Kastamonu her yerde, her alanda!” dedik.
İki günlük sempozyumun yedi oturumunda âlim, bilge Hocamızın çalışmalarıyla ilgili 17 Prof. Dr. 2 Doç. Dr. ve 3 Dr. Öğrt. Üyesi ünvanlı bilim insanın bildiri sunduğunu öğrendik. Kapanış oturumunda da oturum başkanları kendi oturumlarının değerlendirmesini yapmışlar.
Konuşmamda MEB/KB/KTB folklor birimindeki müdürlük, başkanlık, genel müdürlük görevim arasında Prof. Dr. Umay Türkeş Günay’la 1973 yılından itibaren mesleki iş birliğimizi anlattım. Anılarla süsledim. Önemli iş birliği çalışmalarımızın alt başlıkları şöyledir: I. Uluslararası Türk Folklor Semineri (1973), I. Milletlerarası Türk Folklor Kongresi (1975), Eşi Dr. Turgut Günay’ın doktora tezini yayınlama (1978), III. Milletlerarası Türk Folklor Kongresi (1986), X. Milletlerarası Türk Folklor Kongresi (2023), Türkiye’de Y. Emre, Karaca Oğlan, Hacı Bayram Velî, Nasreddin Hoca ve halk kültürü konusunda düzenlenen birçok sempozyumda birlikte bulunma, 1990 yılında “21. Yüzyılın Eşiğinde Türk Töresi” adlı ailede çocukların yetiştirilmesiyle ilgili devlet projesinde aynı komisyonda çalışma, “1991 UNESCO Yunus Emre Yılı”nda iş birliği, Üniversitelerde Türk Halk Bilimi ABD ve Bölümlerinin kurulması.
Bilindiği gibi Kastamonulular babası Alparslan Türkeş’i çok sever. Şehirde Üniversiteye ulaşan bir büyük bulvar Türkeş’in adını taşımaktadır. Sözlerimi şöyle bitirdim:
“Prof. Dr. Umay Türkeş Günay’la bir folklor bürokratı olarak iş birliği yaparken babasının adı iktidarlara göre yükseliyor veya düşüyordu. Bu durum bazı bürokratları ürkütmüştür. Benim için böyle bir endişe hiç olmadı. Çünkü Hocamız, DTCF’deki öğrenciliğinden itibaren bilim insanı olacağını hissettirmiş, Osmanlı Türkçesi, İngilizce bilgisini geliştirmiş, liyakat esasına göre akademik kadroya girmişti. Halk bilimi alanında 70’li, 80’li yıllarda kız öğrenci ve kadın öğretim üyesi bakımından büyük bir dengesizlik vardı. Erkekler lehine. Kendisine şiddetle ihtiyaç duyuyorduk. Öğrendiklerini hazmedip yeni bir bilgiye dönüştürme, yorum yapma, nesnel tenkit gibi her bilim insanında görmediğimiz vasıfları vardı. ‘Altmış akıl, yetmiş fikir’ sahibiydi. Hacettepe Ü, Gazi Üniversitesi, diğer üniversitelerde halk bilimi ana bilim dalı ve bölümlerin oluşmasında ‘seksen kapıya doksan değnek çaldı.’ Gün geldi, ‘tekeden süt sağmayı’ bildi. Bilimsel ve toplumsal sorunların çözümü için ‘et eritti, kemik çürüttü’ ve ‘pirincin içindeki beyaz taşların bir bölümünü ayıkladı.’ Hiçbir zaman, ciddiyetini kaybetmedi. İşini ciddiye alıp emsalleri arasında âlim/bilgin, bilge öğretim üyesi oldu. Kızlarımıza çok iyi bir rol model oluşturdu. Bugün Türkiye’de kadın halk bilimci akademisyen ordusunun yetişmesinde emekleri hiçbir zaman unutulmayacaktır. Yaşça benden küçük fakat ilimce büyüksünüz. Müsaade ederseniz ellerinizden öpmek isterim.”