Tam ismiyle “Muhammed Salah Hamid Mahrus Gali” ya da bilinen adıyla Muhammed Salah’ı sadece futbol liginde şampiyon olmak için mi transfer etti Trabzonspor yoksa “doğrudan” Trabzon’u dünyaya tanıtmak ve dolayısıyla turizmini geliştirmek için mi?...
Trabzon’u cemi cümle bilmeyen kalmadı.

İller ancak imece ve müştereklik ile kalkınıyor ve gelişiyor…
Her cüz bir ucundan tutuyor külliyatın.

Mustafa Afacan Köşe Yazısı 19 Eylül (2)

Öyle bir erişilmez akıl ki Trabzon’unki…
Muhammed Salah Trabzon’a ilk ayak bastığı andan itibaren çim sahadaki görüntülerden daha çok Trabzon’un yaylaları, yemekleri, mimari mirası ile dünya ekranlarına yansıdı.

Kısa filmleri çekildi…
Köy evlerinde.

Körfez ve Arap dünyasından fazlası ile turist çekiyordu zaten Trabzon…
İngiliz de gelir Japon da.

Futbol bahane…
Trabzon’un gezilmedik yeri kalmaz.

Trabzonlular gibi olamaz Kastamonu…
Orası başka bir dünya değil basbayağı ayrı bir evren.

Trabzonspor futbolda şampiyon olur veya olmaz…
Elbirliği ile taşı yontmakta, taş üstüne taş koymakta, elini taşın altına koymakta Trabzonluların şampiyon oldukları kesin.

Mustafa Afacan Köşe Yazısı 19 Eylül (5)

Örnektir…
Futbolun sadece futbol olmadığının.

(Futbol ile şehrin kalkınması ve gelişmesine bir örnek de yurtdışından verelim…
İtalya’nın “Como” şehri ve futbol takımı.

6 Mart 2025 tarihindeki yazımdan kısa bir pasaj
https://www.kastamonuistiklal.com/kulup-sayesinde-kastamonu-buyuyecek ...
"Como İtalya'da Alpler ile Akdeniz arasında, meşhur Como Gölü kıyısında, doğal güzellikleri ile sinema filmlerine yardım ve yataklık eden bir şehir. Bir Torino, bir Milano ol(a)madığı için ‘taşra/çevre/periferi’ diyelim. Como'nun futbol kulübü var, seneler senesi istikrarı yakalayamamış olması ile meşhurdu, bir bakmışsınız ‘Seri A’, bir bakmışsınız ‘amatör küme’, ki iflasları ve kapanmaları ile de meşhur. Her kapandığında yeniden kapısını açmaya muktedir ama. İflastan sonra ayağa kalkmasında Como taraftarının iradesini de göz ardı etmemek lazım… Son aldığı isimle ‘Como 1907’ 6 yılda amatör kümeden Seri A'ya yükselmeyi başardı en son... Geçtiğimiz hafta Roma deplasmanında mağluptular. Mevzunun ‘sportif’ yanını bırakıp ‘kalkınma’ tarafına odaklanalım şimdi… Como kulübünün son sahipleri Endonezyalı bir grup, Endonezyalı iki ortak şahsi servetleri ile kendi ülkelerinin en zengini oldukları gibi İtalya'nın da en zengini durumundalar. Endonezyalı sahiplerin futbola yaptıkları yatırımın ana hedefinde Como'yu bir ‘futbol turizmi merkezi’ yapmak olduğu görülüyor. Bu amaçla, kulübe ve stat gibi diğer altyapıya yaptıkları yatırım yanı sıra taraftarların da ötesinde şehir kamuoyunu da olduğu gibi yanlarına alarak ortaya bir ‘şehir kalkınma projesi’ koymuş durumdalar. Üzerine düşünülmüş bir proje... Ayakları yere basıyor. Şehrin toplam ekonomisi hızla yükseliyor... Şehrin çehresi değişiyor aynı hızla.”)

(Spor ile tanıtmaya ve kalkınmaya dair bir diğer örnek “Rize”…
“Kaçkar by UTMB”.

Mustafa Afacan Köşe Yazısı 19 Eylül (3)

“Keşfet” metni…
“Kaçkar by UTMB doğanın büyüleyici ve zorlu koşullarında gerçekleşen bir dağ koşusu etkinliği olarak macera arayanların ve doğa tutkunlarını heyecanlandıran bir deneyim sunar. Katılımcılar, Kaçkar Dağları'nın muhteşem manzaraları eşliğinde hem fiziksel hem de zihinsel bir mücadele yaşarlar… Bu yarış, koşucuların her adımda karşılaştıkları zorluklarla yüzleşirken, Göller Bölgesinde, Kaçkar Dağları'nın yükseklik kazanımları, el değmemiş patikaları ve özgün flora ile dolu manzaralarıyla büyülüyor. Aynı zamanda, fiziksel dayanıklılık ve doğayla uyum içinde olma becerisi gerektirir… Organizasyon, UTMB'nin uluslararası standartlarına uygun olarak düzenlenir ve koşucuların güvenliği ile deneyimini en üst düzeye çıkarmak için her detay özenle planlanır. Yarış boyunca su istasyonları, sağlık destek ekipleri ve yönlendirme noktalarıyla donatılmış olup, katılımcıların güvenli bir ortamda yarışmaları sağlanır… Kaçkar by UTMB, sadece bir yarış değil, aynı zamanda dağların ve doğanın gücünü, güzelliğini ve kırılganlığını anlama ve takdir etme fırsatı sunar. Koşucular, zorluğun ve ödüllendirici manzaraların bir arada olduğu bu etkinlik sayesinde unutulmaz bir deneyim yaşarlar.”

İlki geçtiğimiz yıl 26-28 Eylül’de Rize-Kaçkar Dağları’nda gerçekleştirildi…
İkincisi bu yıl 11-13 Eylül’deydi.

Yine dünyanın farklı kıtalarından ve ülkelerinden sporcu/turistlere kapısını açtı Rize…
Dünya spor gündeminin sayfaları arasında okundu yine.

Geçtiğimiz yıl da enine boyuna yazmıştım bu yıl da yazdım…
Nasılsa ders almıyor(uz) Kastamonu.

60 ülkeden…
2 bin sporcu.

Startı veren Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak organizasyonun sporun ötesinde turizm namına önemine dikkat çekti…
“Ayder'in bir cazibesi var. Bu cazibeyi her türlü turizm aktivitesinde ve toplantıda kullanmak istiyoruz. Nasıl Davos'u ekonomik forumlarla eşleştirdilerse biz de Ayder'ive Rize'mizi bu tür organizasyonlarla eşleştirmek istiyoruz. Kaçkarlar'ın hem kış hem de yaz turizmi potansiyeli var. Doğası, güzellikleri, ırmakları, dereleri ve bitki örtüsüyle müthiş bir organizasyon.”

Görüldüğü üzere…
Doğu Karadeniz aklı ile yarışması namümkün Kastamonu’nun.)

Mustafa Afacan Köşe Yazısı 19 Eylül (4)

Not: Üniversiteler kuruldukları illerin ekonomik kalkınmasına ve sosyal gelişmesine destekle hatta öncülükle sorumlu mudurlar?...
Sorumlu olsalar gerek hele metropol haricindeki illerde.

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Türkiye’nin ilk “Köy Üniversitesi Projesi” uygulamasını iki yıldır başarı ile uyguluyor…
Akademik bilgiyi “kampüs sınırlarının dışına” çıkarak köylerde yaşayan vatandaşlarla buluşturuyor.

“Tarım ve hayvancılık”, “sağlık”, “eğitim”, “aile yaşamı”, “afet bilinci”, “finansal okuryazarlık”…
Akademisyenler köylere gidiyor, vatandaşların ihtiyaçlarını yerinde belirliyor, eğitim programlarını bu ihtiyaçlara göre şekillendiriyor.

Akademisyenler “gönüllülük” temelinde emek veriyor…
2025’in Mart ayından bu yana 200 akademisyen 23 köy ve 2 ilçe merkezinde 44 eğitim ve 13 etkinlikte 3 bini aşkın vatandaş ile bir araya geldi.

Misal…
Kooperatifçilik eğitimlerine katılan kadın üreticiler “kooperatifçilik” çalışmaları başlattı.

“Bizimkilere” tavsiyem
“İcat edemiyorsan taklit et.”