Kastamonu’nun aşağı yukarı çeyrek yüzyıl süren “kültürel mirası koruma” koşusu ecdada ve bilince dair yüz akı bir dönemdi muhakkak, yarış sonunda iki eli böğründe yarı büklüm atlet misali kaldı(k) nihayetinde, koşulan parkurun izi de siliniyor peyderpey…
Ne lisans kaldı ne atlet ne şort.
Damak hafızasının kapısı açık kaldı…
Kekrek mi kekrek bir kek.
Fail mülki ve yerel yönetimler değil…
Koltuklar geçici nitekim.
Ata ve doğa(l) mirasa sahiplikten bil(mey)erek sarfınazar eden toplumsal bilinç…
“Hepimiz oradaydık”.
Taşlar döküldü kum kum…
Söveler küflendi dirhem dirhem.
Asarın bileti kesildi…
Ardından bir tas su dökmeyen vicdan utana.
Suya mı yazılmıştı!...
Tarih siliniyor.
(Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) “Kültürel Miras İstatistikleri, 2025” dosyasını yayımladı…
Kastamonu’nun hem kültürel miras envanteri hem de sahiplik katsayısı böylece bir kez daha tanıklık buldu.
Kastamonu’da müze envanterinde kayıtlı “31 bin 952” sikke mevcut…
Ezelden geliyor Kastamonulunun “istifçi” kimliği.
Fukara yastık altına istif…
Derebeyi küp içine.
Kime kaldı behey?...
Müze deposuna istif.
Ankara’nın mevcut sikkesi “78 bin 179”…
Gaziantep “50 bin 11”.
Kayseri “23 bin 198”…
Aydın “66 bin 676”.
Nasıl yarışmışız antik dönemde metropollerle…
Varsılmışız, istifçiymişiz, iz sürenmişiz.
Giden gitmiştir elbet…
Kalan sikkeler bizimdir.)

(“Sokak sağlıklaştırmaları” yahut “sokak iyileştirmeleri”, “eski şehrin bütüncül korunması hülyası”, “korumaya dönük kentsel dönüşüm” ve sair…
O kadar iş ve üzerine “lafı güzaf”
“Olukbaşı” ile “Kışla” arasındaki eski şehir alanında en az bir elin parmakları kadar sokağın “koruma altında” varsaysak yeridir…
Kastamonu’da “korunmaya alınan sokak” sayısı “sıfır”.
Hoş “kentsel sit” varlığı “5” olsa da…
Sağlıklaştırılmış sokaklar kentsel sit içinde yer alsa da (belki) yaraya tütün değil.
Merhem değil…
Şifa değil.
“Koruma altına” alınmayacaktı madem…
Ne diye etap etap sokak iyileştirmeleri yapıldı?
Cepheler giydirildi…
Çatılar elden geçirildi.
İnci tanesi gibi dizildi asar mekanlar…
Kaldırımlar döşendi.
Ne diye?...
Hikaye miydi?)
(Çankırılıdan misal ala Kastamonulu…
Çankırı’nın “korunma altına alınan” sokak sayısı “4”.
Kastamonu “0”…
Çankırı “4”.
Maç skoru bu…
Kastamonu’nun net mağlubiyeti.
Çankırı’nın “koruma altındaki sokakları”…
“Uzunyol Caddesi, Şehit Emrah Ersoy Sokağı, Hale Sokak, Fikri Demirkök Caddesi ve Su Deposu Çevresi”.
Dört caddenin ortak özelliği…
Tescilli ahşap konutlara, çeşmelere, geleneksel dükkanlara, envai kültür mirasına ev sahipliği yapmaları.
Çorum’da “2” sokak koruma altında…
Sinop “1” sokak.
“Sokaklarımızla güçlüyüz” derken…
Surda gedik varmış meğer.)
Not: Her Kastamonulunun okuması elzem kitap…
“Mutâyebât-ı Türkiyye”.
“Kastamonulu Galib Paşa” ve “Türk Galip” lakabıyla bilinen “Abdülhalim Gâlib Paşa” 10 Eylül 1876’da kalplerdeki nura defnolundu…
Rahmet ola.
Osmanlı devlet adamı…
Şair.
Kastamonulu Galib Paşa’yı https://islamansiklopedisi.org.tr/abdulhalim-galib-pasa linkinden etraflıca okuyalım...
“Galib Paşa’nın bilinen tek eseri Mutâyebât-ı Türkiyye’dir. Mensur bir mukaddime ile başlayan eser Sultan Abdülaziz’e sunulan kırk üç beyitlik bir kaside, Abdülaziz’in Avrupa seyahatinden dönüşü üzerine yazılmış bir kıta, bir tahmîs, bir şarkı ve yetmiş dokuz gazelden meydana gelmektedir. İbnülemin bu eserde yer almayan “âlem bu ya” redifli bir gazelini yayımlamıştır (Son Asır Türk Şairleri, I, 449-451). Kastamonu yöresi ağzıyla yazılmış olan ve altmış iki şiir içeren eserin anlaşılabilmesi için Galib Paşa 898 mahallî kelimenin anlamını sayfa kenarlarında açıklamış, mizahî bir dille yazdığı eserini eğlenceli vakit geçirmek amacıyla kaleme aldığını belirtmiştir. Eser atasözleri ve deyimler, Kastamonu yöresinin az bilinen kelimelerini ve bölgeye ait yemek adlarını içermesi bakımından önemlidir. Mutâyebât-ı Türkiyye orta boyda elli beş sayfa, harekeli, nesih hattıyla ve taş basması olarak yayımlanmıştır.”

