16 Eylül’ü 17 Eylül’e bağlayan gece ay ve yıldızın kırmızı zemin üzerine yakamozcasına düşeceğini Üsteğmen Şevket Bey biliyordu 16 Eylül akşamı, uğruna canından geçmeyi zaten fikrine yazmıştı, ne olacaksa olsundu…
Şehadet şerbeti kızılcık suyundan tatlıydı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 6 sene sonra “Bir Türk Dünyaya Bedeldir” sözünü edeceği Kastamonu Kışlası'ndaydı Üsteğmen Şevket Bey…
Gece meydana getireceği depremin denklemini kuruyordu usul usul.
Vatanperverlerin doğacak güneşi millete armağan etmesiyle kurtuldu vatan…
Bedelini canla ödediler.
Millet sağ olsundu…
Gerisinin mühimmiyatı yoktu.
58. Alay’ın sancağı ilelebet dalgalana…
“Üsteğmen Şevket Bey, Birinci Tabur Silahçısı Yakup Batur, Defterdar Ferit Bey, Zarbanalı Şaban Reis, Kadri Bey, Açıksöz Gazetesi Sahibi Hamdi Bey, Başyazar Hüsnü Bey, Tatlızade Emin Bey, Nami Bey, Celal Bey, Baki Bey…” ve cemi cümle vatanperverlere şükran ve vefa ile.
Rahmet olsun…
Cennet mekan.
(Hasan İzzet Dinamo’nun “Kutsal İsyan” kitabından okuyalım Üsteğmen Şevket Bey’in 16 Eylül akşamını…
“İkinci bölük kumandanı Üsteğmen Şevket, gizli ve tehlikeli düşünceleriyle baş başa kalmanın verdiği yiğitlik duygularıyla dopdolu olarak sırtını kalın bir kavağa dayadı ve güz çimenleri üstüne oturdu. Bacaklarını boylu boyunca uzattı ve elindeki uzun kamçıyla parlak çizmelerini usul usul döğerek düşünmeğe ve plân kurmağa başladı. Herkes kendini akıllı sanıyorsa da uslar arasındaki aralığın kıl gibi ince olduğunu anladığı gün iş işten geçmiş olacaktı. Sarı bir güz güneşi yaprakları ve toprakları altına boyayarak ağaç denizinin üzerine doğru alçalıyordu. Keskin sesli güz kuşları, nar bülbülleri, sessizliği çın çın öttürüyordu. Genç subayın çevresine yağan güz yaprakları, onun sert ve çetin düşüncelerine romantik renkler serpiyordu. Düşünceleri hızlandıkça elindeki kamçı çizmelerine daha hızlı ve ritmik vuruşlarla iniyordu. Ali Fuat Paşa'ya gönderilecek raporu kalın çizgileriyle kafasında hazırlamıştı. Rapor, elbette, Ali Fuat Paşa yerine 24. Tümen Kumandanı Mahmut beyin eline varacak, ondan Ali Fuat Paşa öğrenecek daha sonra da gerekirse Mustafa Kemal'in eline dek gidecekti. Güneş, ağaç denizinin arkasında gözden ırak olup ta Ilgaz dağının gölgesi, karanlığın artmasını hızlandırınca Şevket bey, yerinden doğruldu ve kışlanın biraz ötesindeki ıssız bir bahçe içindeki evine doğru yürüdü.”
16 Eylül’ü 17 Eylül’e bağlayan gece harekete geçti Üsteğmen Şevket Bey…
Sabah olduğunda Kuvayi Milliye safındaki yerini almıştı Kastamonu.
Telgraf başındaydı geceden sabaha Gazi Mustafa Kemal Atatürk…
Ufuktan gelmekte olan güzel günleri gördü sabahın ilk ışıklarıyla.
Kastamonu geçmeseydi Kuvayi Milleye safına…
Ne İstiklal Yolu olurdu ne de vatanın İstikbal Yolu.
Her 16/17 gecesi…
Türkiye Cumhuriyeti’nin Kastamonu'dan doğan güneşine gebedir.)
(Kastamonu’yu milli güçler ile buluşturdu 58. Alay…
Kahraman alay.
Havalide baş gösteren isyanları bastırmakla görevlendirildi ardından 58. Alay…
Gerede'ye vardı 58. Alay, isyanını bastırırken yaralı halde isyancıların eline düştü Üsteğmen Şevket Bey, işkencede dişleri söküldü.
Diz çökmedi…
Aman dilemedi.
Başıbozukların elinden kurtulmayı başardı…
Alay'ına geri döndü.
İsyanları bastırdıktan sonra İnönü cephesine gitmek için Ankara tren istasyonuna geldi 58. Alay, “Yüzbaşı” rütbesine terfi etmişti Şevket Bey, düşmanı denize dökene kadar savaşmakta kararlıydı…
Yük taşıyan “makineli tüfek” nam bir katırı vardı 58. Alay’ın, huysuzdu o gün, ne yapıldıysa vagona bindirilemeyince ayaklarını bağlamak dışında çare kalmamıştı katırın, titriyordu tedirginlikten. Yüzbaşı Şevket Bey ayaklarını bağlatmadı, katırın karnının altına girdi, ittire ittire vagona sokmayı başardı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk de gardaydı ve tüm olup biteni gördü. 58. Alay Komutanı Yarbay Vasfi Bey’e “Bu aslan zabit kim?” diye sordu. Kastamonu’nun İstanbul hükümetinden kurtuluşunu ve Kuvayi Milliye safına geçişini gece boyu telgraf başında geçirerek takip eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sorduğu o aslan gibi zabitin Kastamonu olayının ve Gerede isyanının bastırılmasının kahramanı Üsteğmen Şevket Bey olduğunu öğrenince takdir ve tebriklerini dile getirdi.
Ve şehitlik makamı…
Metris Tepe'de İkinci İnönü Savaşı’nın en hararetli anı. Dağılmaya yüz tutan askerlerini yerlerinde tutmak için kırbaçlayan işgal subaylarını ellerindeki piyade tüfekleri ile bir bir indirirken 58. Alay Komutanı Vasfi Bey ve Taşköprülü Kel Hasan Çavuş; Yüzbaşı Şevket Bey elinde dürbün ile karşı siperdeki hareketleri izliyordu ayakta. Birlik tam süngü hücumuna kalkıyorken bir kurşun buldu karnını, yere düştü Yüzbaşı Şevket Bey.
Alay Doktoru İbrahim Koşumdok başucundaydı Yüzbaşı Şevket Bey’in ve şehadet anını yıllar sonra Nurettin Peker’e anlattı…
“Bu acı akıbete hepimiz üzüldük. Taburun doktoru ve Şevket’in eski bir arkadaşı olarak, gözlerim yaşlı bir halde yarasını sararken yarasının hafif olduğunu söyleyerek teselliye çalışsam da, o, metin bir tebessümle ‘Katip doktorum, ben yaramı biliyorum, öleceğim. Rica ederim beni düşmana bırakmayın, intikamımı alın. Allah vatanımızı, milletimizi istiklaline kavuştursun’ dedi ve başındaki kumandan ve arkadaşları da vedalaştı. Sedye ile geri gönderdik. Benim bulup, sardığım bir harp paketinden başka her sıhhi vasıtadan mahrum olan kahraman Şevket şehit olmuş ve İnönü köyü mezarlığına gömülmüştür. Yeri bellidir. Nur içinde yatsın.”)
Not: Kahraman Şevket Bey’in kabri İnönü Şehitliği’nde…
Nice kahramanla koyun koyuna.
İnönü Şehitliği’ni bilelim…
Dua okuyalım.
“İnönü Şehitliği, Bilecik Bozüyük İlçesi ile Akpınar Köyü arasında bir tepede bulunmaktadır. İstiklâl Savaşı’nın Metristepe-İnönü istikametinde gelişen ve tarihimizde İnönü Savaşları olarak bilinen savaşların geçtiği cephedir. 844 mezardan oluşmaktadır ve 1930 yılında Milli Savunma Bakanlığınca yaptırılmıştır.1981 yılına kadar Haziran ayı içinde yapılan şenlikler bu yıldan itibaren İnönü Savaşı’nın kazanıldığı tarih olan 1 Nisan günü yapılmaya başlanmıştır. Dikdörtgen duvarlarla çevrili olan mezarların ayakuçlarında Türk bayrakları resmedilmiştir. Burada 4 200 şehit’in kaydı olmasına rağmen isimleri bilinemediğinden sadece 141 mezar vardır. Şehitliğin ortasında küçük boyda mermerden bir anıt vardır. Üzerindeki pirinç levhada ise şu sözler yazılmıştır:
"Ey Yolcu burada şu gördüğün mezar
Türklerin İstiklâl abidesidir.
Bir gökten bir göğe haykıran rüzgâr
İnönü Cengi'nin Zafer Sesi'dir.”
Her 17 Eylül Kahraman Şevket Bey'i yazmayı sürdüreceğim…
Ruhu şad olsun vatanperverlerin.