“Kastamonu Kimliği” mimariden zanaata, şiirden gazele, giyimden mutfağa “bütüncül” mirası ifade ediyor, “nesnel” şartların oluşturduğu “öznel” parmak izi…
Toplumsal “hüviyet cüzdanı”.
Küresel köy olsa da dünya her ne kadar…
Öz giderse maya tutmaz.
Mirasa sahip çıkmayan toplumlar…
“Mirasyedi” olur.
Farkı koruyarak benzeş(me)mek…
Tüm mesele bu.
Yeri geldiğinde mağara duvarına çizgi çizmek…
Ama kendi çizgini muhafaza etmek.
Renk kartelasında sınırını korumak…
Yağmur sonrası gökkuşağı olabilmek.
“Kastamonu Kimliği”…
Silinmeye yüz tutmuş kurşun kalem yazısı.
Kağıtta bıraktığı iz…
Tüm umut onda.
(Televizyonda bir yemek programı…
Tribünler dolu.
Seyirci pür dikkat…
Şeflerin ağzından çıkan kanun.
Pideleri yarışıyor Türkiye’nin…
Dört bir tarafın “kültür mirası”.
“Bursa”…
“Kayseri”.
“Giresun”…
“Trabzon”.

“Kastamonu kesin vardır”…
“Et ekmeği” ile.
“Pastırmalı ekmek” olsa da…
Yollara düşsek haydi.

“Kastamonu” anons edildi…
“Kır pidesi”.)
(Asla şaşırmak yok…
Kastamonu’nun alameti farikası “kır pidesi”.
Kendimize kızacağız…
Kastamonu mutfağına ve dolayısıyla “Kastamonu Kimliği” cüzdanımıza sahip çıkamadığımız için.
Lamı cimi yok…
Koca bir ülke Kastamonu’nun nevi şahsına münhasır pidesinin “kır pidesi” olduğuna yemin etmiş durumda.
Koca şefler bilmeyecek de…
Kim bilecek?

Bangır bangır dakikalarca söylendi…
“Kastamonu Kır Pidesi”.
Kastamonuluya düşen görev derhal kır pidesinin “coğrafi işaret tescili” başvurusunu yapmak ve yapıştırmak!…
Eksik kalmışız.
“Patatesli” türevi yapıldı yarışmada…
Kastamonu’nun has “patatesli ekmeği” ağladı bir köşede.
“Patatesli Kır Pidesi”…
Kastamonu’yu tanıttı ekranda tüm ülkeye.)
(Yazılı kaynaklarda hiç rastlamadığım ve tadını bilmeyecek kadar uzak olduğum için Google’a müracaat ettim…
Araştırmacı olmak artık çok kolay!
Herkesin “bilgiç” olduğu bir devir…
“Bilgin” nerede?
İki kelam hatmet sosyal medya ansiklopedisinden…
Sal gitsin.

Kır pidesi ne imiş “Vikipedi” açık kaynağında?...
“Kır pidesi veya Kastamonu pidesi, genellikle börekçi ve kendine has kır pidesi dükkanlarında satılan bir pide türüdür. Kapalı pidedir. Kıymalı, peynirli, ıspanaklı veya patatesli olabilir. Karadeniz pidesinden farklı olarak taş fırında değil, elektrikli fırında pişirilir. İkisi arasında bir diğer fark da kır pidesinin alışılageldik biçimde çatalla yenmesidir. Kahvaltı ve bazen de öğle yemeğinde tüketilen kır pidesinin yanında genellikle çay içilir.”
Reçetesi var kır pidesinin!...
Kafana göre yapamıyorsun.
Adabı muaşereti var kır pidesinin!…
Öyle elle dalamıyorsun.
Eşlikçisi var!…
Gazozla götüremiyorsun.
Taş fırına sakın atma…
Elektrikli fırından şaşma.)
(Kastamonu mutfağını tam kelamıyla anlatamazsan…
Kır pidesi et ekmeğini de döver sade gözlemeni de döver hatta ve hatta pastırmalı ekmeğini de döver.
Suya götürür cemi cümlesini…
Susuz getirir.
“Serme”, “Bazlama”, “Yoğurt ekmeği” Kastamonu mutfağının “hamurluları/pideleri” sınıfından silinmiş gitmiş…
Meydan kır pidesine kalmış.
Fena sopa yedik…
Acısı çıkmaz kolayına.
Kastamonu tanıtımının “tek” süvarileri “İstanbul’da Kastamonu Günleri”, “Başkent’te Kastamonu Günleri”, yalan yanlış sabah kuşağı televizyon programları oldukça…
Sonuç meydanda.
Varsa da “Kastamonu Kır Pidesi”…
Yoksa da.)
