Muasır medeniyet otobanına çıkmanın ve sürgit rallinin evvela aksamı “hür zihin”, okuldan başlar ilk, bireyin dış dünya ile kolsuz-kanatsız ilk temasıdır nihayetinde…

Ceketin ilk düğmesidir.

Okulun mekânsal haletiruhiyesi…

Seyrüseferin yönünü belirler.

Paslı demir parmaklık yetmezmiş gibi ilaveten dikenli tel ve çit teli ile çevrildiğinde okul yerleşkesi…

Göz görür, bilinç tutuklar kendini, müebbede hükmeder infazını.

Tavan olmaktan çıkar cam…

Çepeçevre duvar (da) olur.

Kovuk olur öğrencinin zihnine…

Ömrünce çıkamaz.

Mekansal “kuş uçurtmamak” mevzuat olmaktan daha ilk kulvarı dönmeden “gelenek” halini almış olsa gerek maarifte…

Öğrenciler olmasa çok kolay olurdu haliyle “iş”.

İdareyi maslahatın müphem vesveselerinin etrafını çeviren çit ile (güya) asayiş berkemal kılınacak…

Zevahir kurtarılacak.

“Aferin” alınacak belki de…

Gardiyanlık ne yana düşer usta?

21’inci yüzyılın ilk çeyreği geride kaldı…

“Yüksek güvenlikli” okul binaları Ortaçağ’dan emanet halel getirmemecesine titizlikle.

El aya…

Şedid şamarın ayasının törpülediği genç dimağlar “yaya”.

(Girdik bir koridora şehrin göbeğinde…

Cezaevi kapısına yürürcesine.

“Korku yolu” (adeta)…

İç ürpertircesine.

Yolun iki tarafı demir korkuluk, dikenli tel, tel çit ile boydan boya…

Görünürde “içeridekiler” ve “dışarıdakiler” sınırı çizilmiş olsa da aslında her iki tarafta kalanlar da “içeride”, “çevrili alan” içinden çıkamayan kadar giremeyen de aynı cenderenin bileşeni, zihnin hapsedildiği küçükten büyüğe “hapishaneler”.

Bin bir emekle etrafına kale suru örülen binalardan biri şehrin “kadim lisesi”…

Hesap uzmanları, ticaret erbapları, bürokrat yetiştiren bir ilim/irfan yuvası.

Üç kademeli “güvenlik duvarı” hat boyu…

“Taş duvar, demir parmaklık, tel örgü”.

Eksiği “nöbetçi kulesi”…

El tetikte.

Diğeri “pek” ve “ala” akademik…

Öğretmen yetiştiriyor.

Demir parmaklık yetmemiş…

Aynı sıra çit tel teli.

Öğretmen mi?...

Bekçi mi?

Eğiticilerin haletiruhiyesinden geçtim…

Göz göre göre koca bir “şehircilik” ayıbı bu, “dışarıdaki” yurttaşın zihnini “demir parmaklık, dikenli tel, çit teli” içine almaya hak yok, var mı?)

(6 Şubat'ta İtalya'nın Milano ve Cortina kentlerinde başlayan “25. Kış Olimpiyat Oyunları” sona erdi….

26’ncısına 2030’da Fransa ev sahipliği yapacak.

4 branşta 8 sporcuyla mücadele etti ülkemiz…

Madalya kazanamadık, tecrübe kazandık, umut 2030’da.

18 altın, 12 gümüş, 11 bronz madalya ile…

Olimpiyatın şampiyonu “Norveç”.

Her “yaz/kış” olimpiyat oyunlarından sonra yazarım…

Kastamonu’nun olimpiyata sporcu gönderememesinin hicranını.

Kastamonu ne “yaz” ne “kış” memleketi olduğu için!…

Kimse oralı olmaz haliyle.

İdareyi maslahattan asla beklemem de…

“Spor camiası” da az bir kıpırdanmaz.

Envai branş var “yaz/kış” olimpiyatlarında…

Kastamonu ses vermez.

“Yaz Sporları”…

“Atıcılık, Atletizm, Badminton, Basketbol, Beyzbol/Softbol, Binicilik, Bisiklet, Boks, Jimnastik, Dalga Sörfü, Eskrim, Flag Futbol, Futbol, Golf, Güreş, Halter, Hentbol, Hokey, Judo, Kano, Kaykay, Kriket, Kürek, Lakros, Masa Tenisi, Modern Pentatlon, Okçuluk, Ragby, Sportif Tırmanış, Squash, Su Sporları, Taekwondo, Tenis, Triatlon, Voleybol, Yelken.”

“Kış Sporları”…

Kayak (6 Spor Dalı) “Alp Disiplini, Kayakla Atlama, Kayaklı Koşu, Kuzey Kombine, Serbest Stil Kayak, Snowboard”; Buz Pateni (3 Spor Dalı) “Artistik Buz Pateni”, “Kısa Kulvar Sürat Pateni”, “Sürat Pateni”; Buz Sporları (2 Spor Dalı) “Buz Hokeyi, Curling”; Kızak Sporları (2 Spor Dalı) “Kızak, Yarış Kızağı”; Kar Sporları (1 Spor Dalı) “Biatlon”; Yarış Kızağı (1 Spor Dalı) “Skeleton”.

Hiç birinde dünyayı sallayacak bir sporcu çıkaramayacak kadar olanaksız mı Kastamonu?...

Elbette değil.

“Olimpiyat Hazırlık Merkezi” var Kastamonu’nun dillere destan…

Olimpiyat sporcusu yok.)

(Dağı da var…

Denizi de.

Salonu da var…

Sahası da.

Amirleri de var…

Kurumları da.

Olimpiyat sporcusu yok…

Dertleneni de.)