Öncelikle belirtelim. Yılbaşı ve Noel kutlaması ne İslamiyet dininde ne gelenek ve göreneklerimizde ne de Türk töresinde var. Ancak günümüzde hemen hemen herkesin yılbaşını kutladığını görüyoruz. Beş vakit namaz kılan muhafazakar işyeri sahiplerinin bile yılbaşı nedeniyle vitrinlerini süslediklerini görüyoruz. Bahane ise “Biz Noel’i değil yeni yılı kutluyoruz” olarak söyleniyor. Söz konusu bahaneyi yanlış bulmakla beraber yorumunu ilahiyatçılara bırakalım. Yılbaşının bu derece yaygın biçimde kutlanma nedenlerini yazıda açıklamaya çalışacağız. Biliyorum hemen “Hocam! Bu olayı da iktisada, ekonomiye bağlıyorsun” diyeceksiniz. Ama yazıyı okuduktan sonra da çoğunluğuna katılacağınızı düşünüyorum. Şunu da söyleyeyim. Ben de yılbaşını kutlamıyorum, İlber Ortaylı gibi yılbaşı gecesi inadına uyurum.
Kapitalizm, tüketimi artıracak günlerden hoşlanır: Çocukken sadece dini ve milli bayramlarımız vardı. Sonra büyüdükçe fark ettim ki sürekli yeni günler çıkıyor. Şimdi takvime bakıyorum, özel günlerin sayısı yüze yaklaşmış. Herhalde on sene içinde 365 tane özel günümüz olur. Bunun nedeni kapitalist sistemdir. Kapitalist sistemin sürmesi için insanların kazançları ile sürekli harcama yapması gereklidir. Kapitalist sistem tasarruf yapan insanı sevmez, sürekli tüketeceksin. O zaman insanları tüketime özendirecek günler olmalı. Bu nedenle de sürekli özel günlerin sayısı artıyor. Müslüman bir ülkede bile Hz. İsa’nın doğum gününe denk gelen (yılbaşı veya noel), Arabuluculuk (P….lik) yapan rahip Valentine’in idam edilme tarihi (sevgililer günü) kutlanabiliyor. Çünkü işyeri sahipleri bu günler satış yapmak için fırsat olarak görüyorlar ve kampanyalar düzenliyorlar. Bu arada süs eşyaları, sahte çam ağacı ve havai fişek üreticileri gibi firmaları da burada ekleyelim.
İşyeri sahipleri stokta mal bırakmak istemezler: Aslında bu madde de yukarıdaki madde ile bağlantılı… ABD ve Avrupa’da yaşayanlar önemli alışverişlerini 24-25 Aralık sonrası (Gayrimüslimler bu döneme Noel diyor) yapıyorlar. Bunun nedeni bu dönemde önemli indirimlerin olması. Artık Türkiye’de de yapan çok sayıda firma var. Neden indirim yaparlar? Çünkü hiçbir firma satamadığı ürünü depoda bekletmek istemez. Depoda tutmak maliyetlidir. Örneğin; hazır giyim firmasısınız. 1000 tane gömlek ürettiniz ve 800 tanesini sattınız. Geriye satamadığınız 200 gömlek kaldı. Eğer “bu 200 gömleği depoda tutayım da seneye satarım” derseniz çuvallarsınız. Çuvallama nedenlerinden birincisi; depolamak maliyetlidir. Deponun kirası, elektriği, suyu var. Depoya bekçi veya güvenlik kamerası vb koymanız gerekli. İkincisi; depoladığınız ürünün seneye modası geçecek. Yeni ürünler piyasaya çıkmışken sizin modası geçmiş ürününüzü tüketici neden satın alsın? Tüketiciyi ikna etmek için fiyatı indirmeniz gerekli. Hem bir sene boyunca depo maliyetini ödeyeceksiniz hem de fiyatı indireceksiniz. Firma sahipleri bunu göze alamadıkları için de dönemin hemen sonunda fiyatları indirirler ki mallarını hemen satsınlar ve depolama maliyetlerini yüklenmesinler. Bu iki madde nedeniyle firma sahipleri kampanyalar düzenliyorlar, dükkanlarını süslüyorlar, fiyatları düşürüyorlar ve haliyle halk da bundan etkilenerek yılbaşını kutluyorlar.
Medya ve Sanat sektörü yılbaşı kutlamalarını özendiriyor: 1980’lerin sonuna doğru Türkiye’de özel kanallar açılmaya başladı. Özel kanalların amacı kârını maksimize etmek yani mümkün olduğunca para kazanmaktır. Yılbaşı gibi günlerde çok seyredilirlerse çok da para kazanırlar. Bu nedenle de yılbaşı özel programlar yaparlar ve çok seyredilmeye çalışırlar. Bunun açıklaması kolay. Benim açıklayamadığım ise şu. Türkiye’de uzun süre televizyon yayıncılığı devlet tekelinde idi, yani sadece devlet kanalı TRT vardı. Devlet kanalı tekel olduğu zaman bile yılbaşına özel yayın yapardı (yaş ilerledikçe “eskiyi biliyorum, siz bilmezsiniz” deme lüksüm artıyor). Milli bayram değil, dini bayram değil. Türk töresinde yok. Sen devlet kanalı hem de tekel Televizyon kanalı olarak neden yılbaşı kutlarsın? Günümüzde özel sektör olup yabancı sermayeli olan (Now, Birgün, Halk TV, Sözcü, Turkeyscope vb.) çok sayıda medya organı var. Bu medya organları da firma sahiplerinin kültürlerine ait öğeleri öne çıkararak yayın yapıyor ve yılbaşı ayağına Noel’i kutluyorlar. Yabancı istihbarat birimleri de yılbaşı kutlamalarını artırıp Türk gençlerini benliklerinden uzaklaştırmaya çabalaması ihtimal dahilindedir.
Sanat camiası neden kendi kültürü olmadığı halde yılbaşı benzeri kutlamalara sahip çıkar? Bunun da duygusal (Cem Yılmaz’ın “Duygusal” ifadesini bilen ironiyi anladı) nedeni var. Şarkıcı normal zamanda sahneden 10 TL alıyorsa yılbaşı benzeri günlerde 100 TL alır. Medyada söylendiğine göre şarkıcıların on milyonlar istediği söyleniyor. Sahneden 10 milyon adam tabi ki yılbaşı kutlamalarını destekleyecek. Buna yılbaşı günleri ekstradan kazanç sağlayan tiyatrocu, müzisyen vb ekleyin. Cafe, Bar, Otel gibi işletmeler de yılbaşında daha fazla kazanç sağlıyorlar. Yani normalde cafeye 10 TL ödüyorsan yılbaşı günü 200 TL ödüyorsun. İşyeri sahibi de bu 200 TL’nın 100 TL’sını şarkıcıya ödüyor. Senin paran da gittiğiyle kalıyor.
İşin Milli Piyango yönüne de bakalım. Milli Piyango zaten kumar olması nedeniyle uzak durulmalı. Milli Piyango yılbaşında daha fazla ödül koyar. Devletin elindeyken bu uygulama başladı, şimdi özel sektöre geçince bu uygulama devam ediyor. Tekrarlayayım devletin neden TRT ve Milli Piyango gibi kurumlar aracılığıyla yılbaşını çok özel gün gibi lanse ettiğini anlayamadım. Milli Piyango, daha fazla ödül koyunca gariban millet de “demek ki 31 Aralık önemli bir gün” diye düşünmeye başlar. Kendi dininden ve kültüründen uzaklaşır.
Yazının sonucu şudur. Yılbaşı kutlaması bizim dinimize, kültürümüze ait değildir ama Kapitalizm bir şekilde Türkiye’de yılbaşı kutlanmasının yaygınlaşmasını sağlamıştır. Yazının sonunda Resulullah (sav) tarafından söylenen sözü yazalım. “Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa onlardandır”. İşin bu kısmını da ilahiyatçılar yazsın.