Anca “imece” ve “müştereklik” ile var edilebilecek “yerel demokrasi” deneyimini “zafere iliştirmenin” ve devamında “sürdürülür kılmanın” gerek şartı önünde sonunda “herkese yetecek ekmeği sağlamak” olsa gerek…
Toplum fiziğinin değişmez kuralı “Altyapı; üstyapıyı kurar”.
Hamasi debdebeyle paçal hale getirilmiş ve ne idiği tanımlanmamış (güya) “yerel demokrasi” hülyası anca dilde, hayalde, sözde kalmaya mahkum…
Ekmek varsa demokrasi var.
Demokrasinin “yukarıdan aşağı” kurulamayacağı öznellik kalıbını aşan nesnel bir gerçeklik dünya sathında, coğrafya ayırt etmemecesine tüm toplumlar aşina bu hale, “tepeden inme” hakeza…
“Demokrasi felci”.
Öyle bir mekanizma ki demokrasi, ancak ve ancak, “aşağıdan yukarı” inşası olası…
Hayatın doğal akışınca.
Yerel demokrasiyi “imece ile kurmak” ve “müştereklik ile yaşatmak”…
Formül bu.
Tek araç var “imece” ve “müştereklik” istasyonlarına kalkan…
“Kooperatif”.
Üretimden tüketime, eğitimden sağlığa, gelenekten geleceğe toplumsal yaşamın her alanına...
Tez ve antitez kefelerinde tartılarak “sentez” haline erebilen “kooperatif”.
(Kastamonu’nun “yerel demokrasi” deneyimine (olmaz da) bir nebze “kulağa kar suyu” olur derdiyle…
Geçmişteki ve günümüzdeki “yerel demokrasi” kompartımanlarını birbiri ardına katar yapmanın gayreti olageliyor bu satırlar karınca kararı ile.

“Fatsa, Porto Alegre, Ovacık, Fındıklı, Dikili” deneyimlerinin ardından ver elini “İspanya”…
Biri güneydeki Endülüs’ten ve diğeri kuzeydeki Bask’tan olmak üzere “imece, müştereklik, yerel demokrasi” namına, mecazen “buz gibi”, insaniyet namına ise “sıcacık” iki deneyim.

Bask’tan “Mondragon”…
Endülüs’ten “Marinaleda”.
Altını çizmekte fayda var…
İspanya’da “sosyal ekonomi” ve dolayısıyla “sosyal kooperatif” kavramları yasalarla belirli, korunuyor ve önemli oranda ekonomiye pay sağlıyor.
“Mondragon”…
“Ejderha”.
Bask’ta 1956’da kuruldu, “finans, sanayi, perakende, bilgi teknolojileri” alanlarında çalışan bir “kooperatif üst kuruluşu”, 81 özerk kooperatifi çatısı altında bulunduruyor, 70 bin ortağı var, zamanla dünyanın farklı bölgelerine uzandı, 37 ülkede 104 üretim tesisine sahip, 53 ülkede ticaret faaliyet yürütüyor, 150’yi aşkın ülkede satış noktası var, yarattığı değer ile Bask’ta birinci, İspanya’da 10’uncu sırada, dünyanın önde gelen “iş projelerinden”, “kar” amaçlı bir kuruluş değil ama elde edilen karı kooperatifin tüm ortaklarına dağıtıyor, ortaklarına/çalışanlarına ödediği maaş asgari ücretin çok üstünde, beyaz ve mavi yakalılar arasındaki ücret farkı “bire altı” ile sınırlı, işten çıkarma yok, kapanırsa bir kooperatifin/şirketin çalışanları aynı çatı altındaki bir diğer işletme kapsamına alınıyor, “rekabetçiliği sosyal korumayı ihmal etmeden” gerçekleştiriyor, kapitalizmin “abide” kuruluşu Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nce (OECD) “Sosyal bir ekonominin abidevi örneği” olarak nitelemesi dahi nasıl bir “yeni yol” açtığını göstermeye yetiyor, vizyonunda “insani değerler, sosyal etki, özveri, işbirliği, sosyoekonomi” kavramları öne çıkıyor, ve dahasını kooperatifin web sayfasından okuyalım “Bask kültürüne derinden kök salmış, insanlar tarafından ve insanlar için yaratılmış sosyoekonomik bir iş projesi. Sürdürülebilir bir topluma, daha yüksek rekabet gücüne ve müşteri memnuniyetine bağlı, iş geliştirme ve istihdam yoluyla zenginlik yaratmayı ve toplumu dönüştürmeyi amaçlayan bir proje. Organizasyon ve yönetiminde demokratik yöntemler uygulayarak dayanışmaya olan bağlılıkla hareket eder. Şirketlerin yönetimine, performansına ve sahipliğine insanların katılımını ve dahil olmasını artırır”.
“Model” değil “çözüm” Mondragon.

Endülüs’te bir “köy”…
“Marinaleda”.
“Marimaleda Belediyesi” öncülüğünde yazılan ve sürmekte olan yarım asırlık yerel yönetim destanını köyün bina duvarlarında yazılı olan “Bu topraklar Marinaleda'nın tüm işsiz işçilerine aittir” cümlesi özetliyor, 1970’lerin sonunda uç veren, Infantado Dükü'ne ait büyük bir arazinin “kamulaştırılması” ile yol alan, toprağın “işleyenlerin kolektif mülküne geçmesi” ile kooperatifleşen, altyapıdaki müşterekliğin yerel yönetimde “doğrudan demokrasiye” evrilmesi ile “okullaşan”, “imece” ve “müştereklik” ruhu ile yürüyen üretici güçlerin zaman içinde toprağı işlemenin ötesine geçerek zeytinyağı fabrikası ve bir konserve fabrikasını da yönetir hale geldiği “alternatif üretim sistemi”…
“Marinaleda Belediyesi” ve “El Humoso Kooperatifi” yerel demokrasiye giden yolun yarım asırlık külliyatını sunuyor insanlara, okumaları ve kendi yörelerinde hayata geçirmeleri, parçanın bütüne ulaşması için.)

(Türkiye’de de “sosyal belediyecilik” yahut “halkçı belediyecilik” etiketlerine bürünen bol bolamat belediye var…
Ancak ekseriyetle tutturdukları yol “Belediye İktisadi Teşekkülü” yahut amiyane tabirle “belediye şirketleri”, yurttaşa “balık tutmayı” değil de “balık vermeyi” hedefleyen basmakalıplar, topyekun özgürleşmeyi müfredattan çıkarıp farklı bir “köleleştirmeyi” olası kılan “hegemonik” yöntemler.
Faydalanıcıların içinde olmadığı kurum ve kuruluşlar ile…
Ne “sosyal” olur belediye ne de “halkçı”.
Belediyenin “belediye kanunu” dışında iktisadi eylem yapması başka…
Halkın ekonomi alanında örgütlü hale getirilmesine “öncü” olması başka.
Bünyesindeki şirketleri ile belediyenin “üretici” olması başka…
Halkın “imece” ve “müştereklik” ile üretici olmasına zemin hazırlamak ve desteklemek yoluyla “üretimci” olması başka.
Belediye “üretici” olmaz…
“Üretimci” olur.
Halk üretir…
Belediye değil.
Halkın üretme aracı da “kooperatif”…
Tam adıyla “sosyal kooperatif”.
“Sosyal kooperatifçilik” ve “sosyal ekonomi” için bir deneyim alanı olabilir mi Kastamonu?...
“Biçilmiş kaftan”.)