Ekonomik kalkınmanın belirleyicisinin “bütünün içinde ayrışmak” yahut diğer değişle “uzmanlaşmak” veya “çokluk içinde bir’lik” olduğunu acı derslerle öğretiyor hayat…
Kastamonu’nun da “hepsi” yerine “yoğunlaşacağı” sektör(ler) üzerinden atlara eyer vurması şart.

Seçeceği sektörlerde “bilim” ışığında yürümesi de diğer bir “gerek şart” elbette…
“Karadüzen” diğer “yol”.

Adından da belli gele “karadüzen”…
“Kara’nlık” ve “kara’rsız”.

Mustafa Afacan 18 Şubat Köşe Yazısı (1)

“Ormanda bulduğu en çok ayak izleri” üzerinden her bir istikamete yayıla yayıla hedef tutturmayı kendine gelenek eyleye eyleye geldi de Kastamonu…
Ne umdu da ne buldu?

Ne “merkezileşebildi” ne de “önemsenebildi”…
“Sıradanlaştı” sadece.

Ne ekmeğini yiyebildi…
Ne suyunu içebildi.

Mustafa Afacan 18 Şubat Köşe Yazısı (3)

(Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Antalya Teknokent Ar-Ge 4 Binası ve Antalya Teknokent Girişim Ofisi Açılış Töreni” programında konuştu https://www.sanayi.gov.tr/medya/haber/antalyaya-235-milyon-liralik-arge-ussu geçtiğimiz gün...
“Sayın Cumhurbaşkanımızın kararıyla bin 100 dekarlık yani 1 milyon 100 bin metrekarelik bir alana sahip Antalya Tarım Teknokenti ilan edildi. Antalya Tarım Teknokenti de, ileri teknoloji ve bilimsel altyapıyla tarımın dönüşümünü hızlandıracak; Antalya'yı tarım teknolojilerinde küresel bir referans merkez haline taşıyacak. Bizler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, fikri olanın önünü açmayı, cesareti olanın arkasında durmayı sürdüreceğiz. Gençlerimizin aklına, emeğine ve cesur adımlarına güvenmeye, onların yolunu sonuna kadar açmaya devam edeceğiz. Türkiye'yi teknolojide değer üreten ve ihraç eden güçlü bir merkez ülke haline getirmek için canla başla çalışmayı sürdüreceğiz.”

Mustafa Afacan 18 Şubat Köşe Yazısı (2)

“Antalya Tarım Teknokenti” nasıl ki hem “il” hem de “bölge” hasebiyle Antalya’ya yakışırsa…
“Kastamonu Orman Teknokenti” de aynı “coğrafi” gerekçelerle Kastamonu’ya yakışır.

Üniversitesi dahi “orman” üzerine “ihtisaslaşma” göreviyle sorumlu kılınmış ve “mega endüstriyel bölge” hüviyetine “ahşap” üzerinden nakşedilmiş ise Kastamonu…
Zaten hak ediyor “orman teknokenti” ev sahibi olmayı.)

(“Tarım Teknokenti” kurulumu üzerinde “Antalya Teknokent” açıklamada bulundu…
“Antalya Tarım Teknokenti; su verimli üretim sistemleri, akıllı sera otomasyonu, biyoteknoloji ve genetik ıslah, tarım robotları, hassas tarım ve yapay zekâ uygulamaları gibi alanlarda mükemmeliyet kümeleri oluşturacak. Böylece çiftçiler, girişimciler, sanayi temsilcileri ve akademisyenler aynı sahada buluşarak tarımın geleceğine yön verecek inovatif çözümler geliştirecek.”

Benzer “yaklaşım” üzerinden “Kastamonu Orman Teknokenti” düşünüldüğünde…
Kastamonu’nun alacağı yolu tahmin etmek zor değil.)

Mustafa Afacan 18 Şubat Köşe Yazısı (4)

Not: İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nin “Tanzimat ve Meşrutiyet” dönemine ilişkin verileri içeren “Ormancılığımıza Katkısı Olan Yabancı Uzmanlar” dosyasında “Kastamonu” da var…
https://orman.iuc.edu.tr/tr/content/emekli-ogretim-uyeleri/tanzimat-ve-mesrutiyet-donemi-yabanci-uzmanlar

Biri “Fransız” diğeri “Avusturyalı” iki uzman Kastamonu ormanlarında “uzman” olarak çalıştı…
Eusèbe Galmiche” ve “Herman Weith”.

Fransız Galmiche Nancy Orman Okulu’ndan mezun olduktan sonra 1870 yılında İstanbul’a geldi, Türkiye’nin kuzeyindeki ormanların keşfinde çalıştı, “bu amaçla “Karadeniz Ereğlisi, İnebolu, Kastamonu, Sinop, Samsun, Ordu, Tirebolu, Trabzon, Artvin, Batum, Taşköprü, Boyabat, Gümüşhane” gezilerinde bulundu ve ormanlardaki tahribatı ve alınması gerekli önlemleri raporlarında belirtti…
Avusturyalı Weith Viyana’daki Toprak Kültürleri Yüksek Okulu’nun ormancılık bölümünden mezun oldu, 1914 yılında Türkiye ormancılık örgütünde “müşavir” sıfatıyla görevlendirildi, “Kastamonu, Sinop ve Bolu ormanlarını ve daha sonra da Isparta, Denizli, Muğla, Antalya ve Aydın ormanlarını” dolaştı ve bu ormanlara ilişkin iki ayrı rapor hazırladı.
Mustafa Afacan 18 Şubat Köşe Yazısı (5)

Kastamonu’ya emeği geçen iki “ormancıya” da şükran…
Toprakları bol olsun.

Not 2: Dillere destan zengin “orman varlığı” Kastamonu’yu “yeteri” ve “gereği” oranda “refah” ve “ferah” kılıyor mu?...
Elbette “hayır”.

Söze hacet yok…
“Orman köylüsünün” hali ortada.

“Orman” varsıl…
“Köylü” yoksul.

“Varlık içinden yokluk” tam da bu…
Tezada bakar mısınız?

Ekonomide kalkınmış ve sosyal hayatta gelişmiş orman köyleri dünyanın dört bir tarafında nasıl olmuş da Kastamonu’da olamıyor…
Kader mi?