Bir önceki yazımızda kickboksun sadece yumruk ve tekmeden ibaret olmadığını, doğru ellerde gençlerin hayatına disiplin, özgüven ve karakter kattığını anlatmıştık. Bu hafta ise konuya biraz daha aileler, gençler ve toplum açısından bakmak istiyorum.
Bugün her anne baba çocuğunun iyi bir insan olmasını ister. Derslerinde başarılı olsun, kötü alışkanlıklardan uzak dursun, saygılı olsun, kendine güvensin ister. Bunlar çok doğal ve çok kıymetli isteklerdir. Ama hepimizin bildiği gibi bazen sadece nasihat etmek yetmez. Çocuğun hayatında düzenli bir uğraş, iyi bir çevre ve onu doğru yönlendirecek güvenilir insanlar olması gerekir.
İşte spor bu noktada çok önemli bir yer tutar.
Bir genç spor salonuna düzenli gelmeye başladığında sadece antrenman yapmış olmaz. Aslında hayatına bir düzen girer. Boş vakitlerini daha doğru kullanmaya başlar. Sokakta, telefonda ya da yanlış arkadaş çevresinde geçireceği zamanı; kendisine fayda sağlayacak bir ortamda geçirir. Ter döker, yorulur, dinler, öğrenir ve zamanla değişmeye başlar. En önemlisi de kendisine bir hedef koyar.
Kickboks da gençlere bu anlamda çok şey kazandıran bir spordur. Dışarıdan bakınca sert bir spor gibi görünebilir. Yumruk, tekme, ring ve mücadele ön planda sanılabilir. Ama işin içine girince görülür ki kickboks aslında önce insanın kendisini terbiye etmesidir. Sabretmeyi, disiplinli olmayı, saygı duymayı ve kendine hâkim olmayı öğretir.
Bazı aileler doğal olarak “Çocuğum kickboks yaparsa agresif olur mu?” diye endişe edebiliyor. Aslında doğru bir salonda, doğru bir hocanın yanında bunun tam tersi olur. Genç saldırganlığı değil, kontrolü öğrenir. Gücünü nerede ve nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Çünkü gerçek sporcu, sadece güçlü olan değil; kendini tutmayı, saygılı olmayı ve nerede duracağını bilen kişidir.
Kickboksta özgüven de çok önemlidir. Ama bu özgüven başkasına üstünlük kurmak değildir. Gerçek özgüven, insanın kendi ayakları üzerinde durabilmesidir. Kendini savunabilen, bedenini tanıyan, emeğinin karşılığını gören bir genç hayata daha sağlam bakar. Okulda, evde ve sosyal hayatında daha dik durur, kendini daha iyi ifade eder.
Spor salonunda öğrenilen şeyler sadece salonda kalmaz. Hocaya saygı, arkadaşına saygı, rakibe saygı, emeğe saygı… Bunları öğrenen bir genç, zamanla bu davranışları hayatının diğer alanlarına da taşır. Evde daha sorumlu, okulda daha dikkatli, sosyal çevresinde daha bilinçli biri olmaya başlar.
Elbette her genç şampiyon olacak diye bir kural yoktur. Her çocuk ringe çıkmak zorunda da değildir. Ama her genç sporun disiplininden faydalanabilir. Kimi özgüven kazanır, kimi fazla enerjisini doğru yere yönlendirir, kimi kilo verir, kimi kötü alışkanlıklardan uzak durur, kimi de hayatında ilk defa bir hedef için düzenli emek vermeyi öğrenir.
Burada ailelere de büyük görev düşüyor. Çocuklarımızın enerjisini bastırmak yerine doğru alanlara yönlendirmeliyiz. Onları spora teşvik etmeli, güvenilir hocaların olduğu sağlıklı ortamlara göndermeliyiz. Çünkü gençlik enerjisi çok güçlüdür. Bu enerji doğru yönlendirilirse başarıya dönüşür, yanlış yönlendirilirse sorunlara sebep olabilir.
Kickboks, gençler için sadece bir spor dalı değildir. Sabırdır, saygıdır, emektir, mücadeledir, öz disiplindir. Bugün spor salonunda ter döken gençler, yarın hayatın zorlukları karşısında daha güçlü duracak bireyler olacaktır.
Unutmayalım ki güçlü toplumlar, karakterli gençlerle kurulur. Karakterli gençler de doğru yönlendirme, emek, disiplin ve sporla yetişir.
