Kastamonu’nun “hemşeri turizmi” harici bir iddiası olmadığına kanaat getirdik, kimsenin itirazı da yok, “turizm” bir kalkınma kaldıracı olmaktan çıktı zihni Kastamonu’da…
Yazmanın, çizmenin, göze sokmanın alemi de kalmadı.

Varsın böyle gitsin!…
Kimsenin rahatı bozulmaya.

Elek duvarda…
Un nerede?

Kastamonu turizm işletmelerinin “hali vakti” yerinde olmadığı aşikar…
Deve bir şekilde güdülüyor.

Oysa turizmde de “kümelenme” olası…
Ülkemizin envai ili uyguluyor.

Turizm işletmeleri “dayanışmacı rekabet” içinde hem ömürlerini uzatıyorlar hem de keseleri dolduruyorlar…
Kastamonu hem bihaber hem de bigane.

Sessizlik…
Çöküş.

Mustafa Afacan Köşe Yazisi 11 Temmuz (1)

(“Liselere Geçiş Sınavı” (LGS) 2026 sonuçları dün açıklandı…
Evvela tercih ardından yerleştirme.

Sınavla öğrenci alan liseler…
“Yerel yerleştirme” ve “yetenek sınavı” ile öğrenci alan liseler.

Kimi öğrenci/veli hedefine ulaşacak kimi sahilin uzağında kalacak…
Bir yanda sevinç bir yanda keder.

Kastamonu’nun “ilk ve orta” okul seviyesindeki başarısı yanında LGS sınavındaki halinden de bihaberiz…
“LGS” elbette gerçek anlamda bir “başarıölçer” ise ki değil.

Kastamonu’daki liselerin gerek eğitim kalitesi gerekse istihdam olarak mevcudiyetleri ne ölçüde?...
“Tarafsız hakem heyeti” incelemesine tabi tutulmalı ki o talep Kastamonu’da nerede?

Ortaokuldan liseye geçen nesil ne ölçüde geleceğe uzanan yolunun rotası hakkında bilinçli…
Hayat yolu tam da LGS’de çizilmiyor mu?

500 puan alan tavan’dan evvel cemi cümle öğrencinin haletiruhiyesinin izdüşümü olan “taban” ne diyor acep sınav sonuçlarında?...
Gençlik daha yolun başında nereye gidiyor?)

(Kastamonu’nun şehirleşmesi henüz mazi değil, “sürgit”, tarlalar/bahçeler/ahırlar bozulup apartman ola…
“Tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlar ormana, dönmeli yurdumda.”

Mustafa Afacan Köşe Yazisi 11 Temmuz (3)

Doğa da şaşırıyor haliyle…
Yabani “kiraz, erik, armut” ağaçları şehir içinde.

Nasıl kurtulmuşlar acep kellelerinin vurulmasından?...
Sıra bir gün hepsine gelecek!

Şehirde yabani meyve ağaçlarının olması hem neşe hem keder…
Ne ara şehirleştiniz sizi gidi sizi!

Don vurduğundan mıdır bilinmez şehirdeki yabani kirazlar gelişemedi bu yıl, ancak çekirdeği çevreleyebilen “et”, yazlık giysi gibi…
Ama bir lezzet.

Karar kıldım ki meyve irileştikçe aromasını kaybediyor, tatsız-tuzsuz oluyor, asıl rahiya tam çekirdeğin dibinde…
İri meyve “ayran” misali.

Keder bir yandan da…
Köyler “şehir” oldu, tarlalar “arsa”, bahçeler “site”.

Her kenarında yabani meyve ağacı tutunmuş apartmanlara karşı “Don Kişot” olasım gelir…
Bir Sancho Panza’m dahi yok anlıyor musun!)

(Kastamonu’da bir “konak”…
Terkedilmiş bir asırlık bir bebek.

Penceresi var…
Camı yok.

İnsanlar geçiyor etrafından…
Gözleri yok.

Taban diriyor konak…
Sahipsizliğe isyanı yok.

Ağlıyor kimseler görmezken…
Gözyaşları yüzünü döküyor.

Lime lime…
Badana acısı.

İnsanlar bakıyor…
Görmüyor.

Vicdan var (mı)…
Sızlamıyor.)

Mustafa Afacan Köşe Yazisi 11 Temmuz (2)