İLİ KASTAMONU
İLÇESİ MERKEZ
YERİ TEVSER TEPESİ
Alaaddin-i Belhi, Hazretlerinin kabri, Kastamonu İl Merkezinde, İsfendiyar Bey Parkının Batı tarafında ve Tevser Tepesindedir.
Halkın Tevse Türbesi, veya Müfessir Alaaddin Türbesi veya Işıklı Türbe veya Işık Saçan Türbe gibi isimlerle bildiği türbe binası dikdörtgen bir binadır.
Türbe binasının içinde 7 binanın giriş kapısının batı kıyısında bir olmak üzere sekiz adet zatın kabirleri vardır.
Dışarıdaki Kabirde, İzbelizade Mehmet Bey’in yattığı rivayet edilmektedir. İzbelizadeler Sülalesinin kabirleri Ahmet Dede Kabristanlığındadır. İzbelizade Mehmet Bey ne zaman veya niçin Alaaddin-İ Belhi, Hazretlerinin kabrinin yanın defnedildiği hakkında kesin bir bilgi olmamasına rağmen, bu zatın, devrin İlmiye sınıfından olduğu anlatılmaktadır.
Türbe binası içindeki kabirlerden bina girişinin ilk sağ tarafındaki kabrin, Alaaddin-i Belhi’ye, yani Işık Saçan Hazretlerine ait olduğu anlatılmaktadır. Yine buradaki kabirlerden bir tanesinde, Sırtlı Hoca yatmaktadır. Bu zat aslen Araç’lı olup Dünya’da ilk DNA testini yapan bir alim olarak bilinmektedir. Bir zatın yedi cet atasına kadar olan sülalesini İnsan sırtındaki omur içinde bulunan bir kemik vasıtası ile bulduğu anlatılmaktadır.
Bir diğer kabirde ise, Şemseddin Candar Bin Yaman diye bilinen bir zat yatmaktadır diye anlatılmaktadır. Diğer dört kabirde yatanların kim oldukları bilinmemektedir denilmektedir.
Alaaddin-İ Belhi Hazretleri’nin bir Tefsir alimi olduğu ve “Cevahir-Ül Esvad” İsimli bir tefsir kitabının yazarı olduğu bilinmektedir. Bu kitap, bilinen ilk Türkçe Tefsir kitabıdır.
Bu konuda anlatılan rivayeti kısaca anlatmak istiyorum. Efendim, Devrin birinde, Kastamonu’dan bir zat, o yıl hac kafilesi ile birlkte hac vazifesi yapmak üzere Hicaz’a gider. Hicaz’da, bir gencin Arapça olarak Tefsir dersleri verdiğini öğrenir ve burada, bu gencin derslerine katılır. Rivayet o dur ki, bu genç, mükemmel Arapçası ile Tefsir açıklamalarını yaparken, sohbetinin bir yerinde, Arapça’da olmayan bir sesi ağzından kaçırır. Bu ses, sadece Türkçe Lisanında bulunur, başka bir Lisanda da bulunmaz.
Bunu fark eden, Kastamonu’dan Hizaz’a giden zat, ders bittikten sonra, bu gemce,” sen Türk Müsün?”, diye sorar. Bu geç de bu soru karşısında önce şaşırır ve sonra nerden andığını sorduğunda da, Arap Lisanında çıkardığı Türkçe sesi anlatır ve bu sesten anladığını açıklar. Bu genç de Türk olduğunu ve Belh Şehrinden, Hicaz’a Hac Vazifesini yapmak için geldiğini anlatır.
İki kişinin, Hac vazifeleri sırasında sıkça görüştükleri de bilinir. Dönüş vakti yaklaştığında da, bu genci, Kastamonu’ya gelmesini ikna etmiş ve beraber, Kastamonu’ya gelmişlerdir. Kastamonu’da bu genç ile kızını evlendiren Hacı Efendi, bu gencin, İsmail Bey Medresesinde, Tefsir Dersleri vermesi için görevlendirir.
Bu Medresede de, Çocuklarının daha güzel Tefsir öğrenmeleri için, bu gence bir Türkçe Tefsir Kitabı yazdırır. Bu Kitap, 38 harf ile ve Kastamonu ağzı ile yazılmış ilk Türkçe Tefsir Kitabıdır.
Kastamonu’da, Alaaddin-i Belhi olarak tanınan bu tefsir Hocasına, Kastamonu halkı, Müfessir Alaaddin olarak da adından bahsedilmeye başlanır ve çok sayıdaki kişi, bu zattan tefsir dersleri alır.
Alaaddin-i Belhi vefat ettiğinde, Tefser Tepesindeki türbeye gömülür. Bu Türbe, bu tarihten sonra, halk arasında, Işık Saçan Türbe veya Işıklı Türbe olarak da bilinmeye başlar.
Günümüze kadar, birkaç sefer restore edilerek gelen bu türbe, günümüzde de ziyaret edilen mekanlardan bir tanesidir.
Kastamonu’ya gelenlere, bu türbe, Işıklı Türbe, veya Işık Saçan Türbe diye de anlatılmaya devam etmektedir.
Bana düşen görev, bu türbede yatan zatlar ile birlikte, Alaaddin-İ Belhi Hazretlerinin de mekanı cennet, ruhu şad osun demektir.