Toplumda spor denildiğinde çoğu zaman akla yalnızca fiziksel gelişim gelir. Oysa yıllardır gençlerle iç içe çalışan, hem sporculuk hem de antrenörlük tecrübesi edinmiş biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim ki spor, özellikle de kickboks, çocukların yalnızca bedenini değil; karakterini, disiplin anlayışını ve eğitim hayatını da şekillendiren güçlü bir araçtır.

Kastamonu Kickboks İl Temsilcisi olarak bugüne kadar dünya, Avrupa, Balkan ve Türkiye şampiyonları yetiştirmenin gururunu yaşadım. Aynı zamanda kendi sporculuk kariyerimde elde ettiğim başarılar sayesinde ringin hem sporcu hem de antrenör tarafını yakından tanıma fırsatı buldum. Bu nedenle sporun gençlerin hayatına nasıl dokunduğunu yalnızca anlatmıyor, yıllardır birebir yaşayarak görüyorum.

Salonumuzun kapısından içeri giren her çocuk, aslında sadece spor yapmak için gelmez. Kimisi içine kapanıktır, kimisi kendini ifade etmekte zorlanır, kimisi ise hayatın yükünü omuzlarında taşır. Çoğu zaman bir çocuğun gözlerindeki endişeyi, sessizliğini ve hayata karşı verdiği mücadeleyi kelimelere dökemediğini görürüz. İşte tam da bu noktada sporun gerçek gücü ortaya çıkar.

Birçok aile, çocuklarının spor yapmasının derslerini olumsuz etkileyeceğini düşünür. Oysa yılların tecrübesi bize bunun tam tersini gösteriyor. Düzenli spor yapan çocuklar zamanı daha iyi kullanmayı, sorumluluk almayı ve hedeflerine ulaşmak için emek vermeyi öğreniyor. Ringde kazanılan disiplin, okul sıralarına da yansıyor.

Kickboks yapan bir genç, yorulduğunda pes etmemeyi, düştüğünde ayağa kalkmayı ve başarısız olduğunda yeniden mücadele etmeyi öğreniyor. Bu alışkanlıklar sadece spor salonunda kalmıyor; ders çalışırken, sınavlara hazırlanırken ve hayatın zorluklarıyla mücadele ederken de ona güç veriyor.

Yıllardır yüzlerce sporcunun gelişimine tanıklık ettim. İlk antrenmanında çekinerek salona giren çocukların zamanla özgüven kazandığını, derslerinde başarılı olduğunu ve üniversite hayallerine ulaştığını görmek benim için en büyük mutluluklardan biridir. Bugün aralarında öğretmenler, mühendisler, antrenörler ve farklı mesleklerde hayatına yön veren gençler bulunuyor.

Elbette her çocuk dünya ya da Avrupa şampiyonu olmayacak. Her sporcu milli formayı giyemeyecek. Ancak sporla büyüyen her genç, hayata bir adım önde başlayacaktır. Çünkü spor; disiplin, saygı, azim ve çalışma alışkanlığı kazandırır. Bunlar ise yalnızca ringde değil, okulda ve hayatın her alanında başarıya giden yolun temel taşlarıdır.

Dünya, Avrupa, Balkan ve Türkiye şampiyonluklarının arkasında yalnızca yetenek yoktur. O başarıların arkasında yıllarca süren emek, fedakârlık, aile desteği ve eğitimle birlikte yürütülen büyük bir mücadele vardır. Bugün sporcularımızın uluslararası arenalarda ülkemizi temsil etmesi ve bayrağımızı gururla dalgalandırması bizler için büyük bir onur kaynağıdır.

Ancak benim için en büyük başarı, bir öğrencimin yıllar sonra karşıma çıkıp “Hocam, üniversiteyi kazandım” demesidir. Çünkü o cümlenin içinde sadece bir okul başarısı değil; sabır, mücadele, disiplin ve insanın kendisine duyduğu inanç vardır.

Bizler salonlarda yalnızca sporcu yetiştirmiyoruz. Aynı zamanda geleceğin doktorlarını, öğretmenlerini, mühendislerini ve ülkesine faydalı bireylerini yetiştirmeye çalışıyoruz. Bir antrenörün görevi yalnızca teknik öğretmek değildir; gençlerin hayallerine ortak olmak, onlara inanmak ve gerektiğinde yol göstermektir.

İnanıyorum ki çocuklarımızın hem sporla hem de eğitimle büyümesi, güçlü bir toplumun temelini oluşturacaktır. Çünkü üniversiteye giden yol bazen bir sınıfta, bazen bir kitapta, bazen de bir spor salonunda başlar.