Geçen hafta enflasyonu düşürmek için sıkı para ve maliye politikalarının zorunlu olduğunu ve enflasyonun %10 altına inene kadar devam etmesinin büyük olasılık olduğundan bahsetmiştik. Türkiye’de 1970’den sonraki dönemi ele alacak olursak 2009 civarındaki birkaç yıl haricinde enflasyon hep %10’un üzerinde olduğunu görürüz. Enflasyon da fiyatlar genel seviyesindeki artış yani ekonomideki tüm malların fiyatlarındaki artış olduğuna göre karşımıza şu soru çıkıyor. “Fiyatlar düşmez mi? Hep mi artacak?” Bu soruyu irdeleyelim.
Öncelikle enflasyonun iki temel nedeni vardır. Birincisi; talepte meydana gelen artış ve ikincisi de maliyetlerdeki artıştır. Şöyle basitçe açıklayalım. Bir dükkânınız var ve tekstil ürünü satıyorsunuz. Bir gün dükkânınızda işler acayip açılıyor. Dükkânınızda mal giderek azalıyor. Fabrikadan malı sipariş etseniz de bir haftadan önce size gelme ihtimali yok. Aynı fiyatla satar mısınız? Genelde bu soruya hayır cevabı verilir. Firma yöneticileri böyle bir durumda genelde fiyatları artırırlar. Fiyatları artırınca talep belli miktar düşebilir. Ama talepteki düşüş çok az olursa veya talep aynı seviyede devam ederse siz yine fiyatları artırırsınız. Merkez bankası genişlemeci para politikası uygulayıp dolaşımdaki para miktarını artırırsa normal bir butik sahibi bunu görmez ama mallarına talebin arttığını görür. Görünce de fiyatları artırır. Bunu tüm firma sahipleri yaparsa da karşımıza enflasyon çıkar. İşte talep nedeniyle ortaya çıkan enflasyon budur. Bir de maliyet nedeniyle ortaya çıkan enflasyon vardır. Örneğin; ABD ve İsrail, İran’a durup dururken saldırsın ve İran da petrol sevkiyatlarını zora sokacak biçimde Hürmüz boğazını kapatsın. Petrol arzı düşecek ve petrol fiyatları artacaktır. Petrol ise hemen hemen tüm malların maliyetlerini etkileyen bir şeydir. Her malın üretimi için hammadde ve girdi temin edilecek, üretilen mallar da pazara ulaştırılacaktır. Dolayısıyla her malın üretiminde en azından lojistik maliyet vardır. Maliyet artınca da firmalar malların fiyatlarını artırır. Tüm malların fiyatları artınca da enflasyon ortaya çıkar.
Şimdi fiyatların nasıl düşeceğini inceleyelim. Talep düşerse firmalar mecburen fiyatları düşürecektir. Bunu şu örnekle açıklayalım. Günümüzde son anda rezervasyonla Antalya, Muğla otellerinde tatil yapanlardan bir kısmı erken rezervasyon yapanlara kıyasla daha düşük ücret ödemişler. Yani oteller ve tur şirketleri fiyatları düşürmüşler. Bu nasıl oldu? Elinizde 100 yataklık otel olduğunu ama bir hafta kalmasına rağmen bu yataklardan sekseninin boş olduğunu düşünelim. Otel ve tur şirketleri normal fiyatlarda devam ederlerse seksen yatağı satamayacaklarını bilirler. Fiyatları düşüreceklerdir. Önce bir miktar düşürürler. Kalan yataklardan yine çok azını satarlarsa yani indirim yine işe yaramazsa tekrar fiyat indirirler. Bu indirimin nereye kadar gideceğini de açıklayalım.
Bu paragraf biraz karışık olabilir. Eğer anlaşılamıyorsa sadece firmaların toplam maliyetlerinin bir miktar altına kadar fiyatları indirebileceğini bilin yeter. Firmanın maliyetlerinin bir kısmı değişken bir kısmı da sabittir. Sabit maliyetten kastımız üretim arttıkça değişmeyen maliyettir. Otelden devam edelim. Otelde 20 kişi de kalsa 100 kişi de kalsa otelde aşçı, garson, resepsiyonist çalışacaktır. Yani otelde 20 kişi kalıyor diye aşçıyı veya resepsiyonisti işten çıkarmak mümkün değildir. Bu sabit maliyettir. Ama 20 kişi kalınca haliyle mutfakta pişirilen yemek miktarı azalacaktır. 20 kişi için pişirilen yemekle 100 kişi için pişirilen yemek aynı değildir. Yani az kişi kalınca firma daha az domates, et, sebze alacak, maliyetler azalacaktır. Bu da değişken maliyettir. Otel bu durumda fiyatları ortalama değişken maliyetlere kadar indirecektir. Ama daha da geriye düşüremeyecektir. Değişken maliyet 10 TL, sabit maliyet 5 TL ve dolayısıyla toplam maliyet te 15 TL olsun. Firma eğer 16 TL’ya satamazsa maliyetine yani 15 TL’ya satmayı dener. Eğer 15 TL’ya da satamazsa 11 TL’ya düşürür. Neden? Çünkü otel hiç müşterisi olmasa bile 5 TL sabit maliyeti üstlenecektir. Yani 5 TL zarar edecektir. Ama eğer yatağı 11 TL’dan satarsa maliyeti 15 TL (değişken:10, sabit: 5) olacak ve 4 TL zarar edecektir. Çok karışık olduysa şöyle basitçe açıklayalım. Firma toplam maliyetinin bir miktar altına da fiyatı indirebilir.
Oteller de fiyatlarını bu biçimde indirmişlerdir. Toplam maliyetlerinin altına inip inmediğini bilmiyorum ama fiyat indirimi istedikleri talebi bulamamalarındandır.
Fiyatların inmesinin bir yolu da piyasaya düşük fiyatla mal satan rakiplerin girmesidir. Örneğin; Türkiye’de son dönemde kafeler ve restoranlardaki fiyatların aşırı yükseldiğini görüyoruz. Bu durumda Köfteci Yusuf veya Aşçı İhsan gibi firmalar piyasada atılım yaptılar. Müşterilerin önemli kısmı bu durumda düşük fiyatla satış yapan firmalara yöneleceklerdir. Diğer restoranlar da müşterilerinin ucuz fiyatlı rakiplere kaydığını görünce fiyatlarını artıramayacak veya düşüreceklerdir. Rekabet bir şekilde fiyatların daha artmasını engellemektedir. Otellerin fiyatlarını düşürmelerinin nedeni de çoğu kişinin fiyatı yüksek Antalya, Muğla otelleri yerine yurtdışı tatillere gitmesidir. Bu noktada Yunanistan ve Mısır ön plana çıktı.
Maliyetlerin düşmesi de fiyatları düşürebilir. Şu anda kafe ve restoranların en büyük maliyet kalemi dükkân kiraları olarak ortaya çıktı. Kiralarda ortaya çıkacak bir düşüş restoranların toplam maliyetlerini düşürecek ve firmalar da fiyatları düşürmeye hazır olacaklardır. Kısaca ekonomide enflasyonun yani fiyatların artış hızının düşmesi hatta fiyatların düşmesi mümkündür. İlginç bir haber daha gazetelerde yayınlandı. Çin’de gayrimenkul fiyatları düşüyormuş. Demek ki gayrimenkul gibi fiyatları düşmez diye önyargı bulunan malların bile fiyatları düşebiliyormuş.