Son dönemlerde belediye başkanları ile başlayan ve sonra organize suç örgütleri, fon piyasası suçluları, MHK başkanı gibi zanlılar ile devam eden bir süreç var. Adalet bakanımız Akın Gürlek’in bu yönde çabalarını takdir ederken bu hafta konumuz adaletin ekonomiye olan etkisi olacak. Adaletin neden ekonomi açısından önemli olduğunu maddeler halinde yazalım.

Mülkiyet haklarının güvencesi, yatırımları artırır: Adalet mekanizması insanların mülkiyet haklarını korur. Dolandırıcıların gelip mülkiyetinizi elinizden almasını adalet mekanizması engeller. Mülkiyetin güvence altında olmadığı ülkelerde kişiler yeni işyeri açmazlar, uzun vadeli sermaye yatırımı yapmazlar. Örnekle anlatalım. X şehrinde belediye başkanı yapılacak her yeni yatırım ve inşaattan rüşvet istiyor olsun. O şehirde gerçekleşecek yatırımlarda ciddi düşüşler olur. 10 tane AVM yapılacaksa 3 veya 4 tane yapılır. 100 inşaat yapılacaksa 30 tane yapılır. Bakın! Bir sürü belediye başkanı mahkemelerde yargılanıyor ve muhtemelen bazıları ceza yiyecekler. Sadece yerli yatırımcı diye düşünmemek gerekir. Hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu şehir ve ülkelerde dışarıdan da yatırım gelir. Dışarıdan gelen yatırımcılar yeni üretim tesisleri, fabrikalar açarlar. Güven ortamı yatırımcılar için önemlidir.

Sözleşme Hürriyeti, yatırımları artırır: Ekonomik ilişkiler karşılıklı sözleşmelere, yasalara bağlıdır. Anlaşmazlıkların hızlı, tarafsız ve adil biçimde çözüleceğine insanlar inanırsa güven artar. Güven artarsa insanlar yatırım yapmaya istekli olur. Üst düzey bir yetkilinin veya organize suç örgütü liderinin sözleşmelere rağmen karşı tarafın hakkını yediği ortamda kimse yatırım yapmak istemez. İnsanlar anlaşmazlıkların hızlı, tarafsız ve adil bir şekilde çözüleceği bir ortamda yatırım yapmak isterler. Yatırımların artması ise istihdamı artırır, sürdürülebilir ekonomik büyümeye neden olur. Sonuç olarak ilk iki madde ekonomide yapılan yatırımları artırır.

Yolsuzlukla mücadele, ekonomik verimliliği artırır: Yolsuzluk, kayırmacılık ve rüşvet, piyasa bozuculardır. Bunlar kaynakların hak edene değil güçlüye gitmesine neden olur. Ancak adalet sisteminin geliştiği ülkelerde herkes için çalıştığının karşılığı olur. İnsanlar daha fazla çalışıp kaynaklarını daha etkin kullanmaya çabalarlar. İnsanlardan toplanan vergiler doğru kamu kaynaklarına aktarılır. Belediyeler yol, su, altyapı yaparlar. Toplanan vergiler ortadan kaybolmaz, altyapı yatırımlarına gider. Altyapının kurulması ve sağlam olması da firmaların verimliliğini artırır, yeni yatırımcıları da cesaretlendirir. Halkın belediyeye olan güveni artar, vergilerinin doğru yerlere gittiğini bildikleri için vergilerini zamanında öderler. Belediye vergilerinin boğazdaki villalara, Portekizli kızlara, voleybolcu kızlara gitmediğini bilince vergi ödemeye daha çok istekli olurlar. İnsanlar kayırmacılığın olmadığını görünce verimli çalışmanın yollarını ararlar. Çalışanlar motivasyonlarını kaybetmezler.

Adalet, İşgücü verimliliğini artırır: Adalet mekanizmasının işlediği ülkelerde işe kim daha çok çalışıyorsa, kim daha eğitimli ise o ön plana çıkar. İşe daha çok çalışan, daha iyi eğitimliler girer. İnsanlar çabalarının karşılığını alacağına güvenirse verimlilikleri artar. Daha çalışkan kişileri istihdam eden firmalar uluslararası rekabette ön plana çıkar. Ülkenin ihracatı artar. Bu işi futbolla bile örneklendirelim. Varsayalım ki bir ülkede son senelerde hep aynı takım şampiyon oluyor ve hakemlerde hep bu takım lehine hatalar yapıyorlar. Milli takımın ve kulüp takımlarının uluslararası düzeyde başarısı sürekli düşer. Milli takım, Belçika’dan üç yer, İtalya’dan dört yer. Kulüp takımları, Avrupa kupalarında balıkçı, kasap, bakkal, manavlardan oluşan takımlara yenilir. Halbuki hakemlerin adil biçimde maç yönettiği bir lig olsa milli takım ve kulüp takımlarının uluslararası arenada başarısı artar. Futbolcular, hakemleri aldatmak için kendini yere atmaz; performansını geliştirmeye, gol atmaya bakar. Çevredeki çalışanların performansının artması karşısında diğerleri de geri kalmamak için çalışmaya mecbur kalır, çalışanlar arası rekabet artar. Çalışanlar arası artan rekabet ise işgücü verimliliğinin ve firmalarımızın rekabet gücünün artması anlamına gelir. Ülke daha fazla ihracat yapar, zenginleşir.

Adalet, Gelir dağılımı düzeltir, sosyal barış sağlar: Toplumda daha çok çalışan, eğitime ve kişisel verimliliğe daha fazla önem veren kişiler ödüllendirilir. Daha güçlü olanlar değil, daha çalışkan olanlar daha fazla kazanır. Herkes için çalışmasının karşılığı olur. Böylece toplumda sadece bir grup zenginleşmez. Aşırı gelir adaletsizliği ortadan kalkar. Toplumsal huzursuzluklar ortaya çıkmaz. Herkes daha fazla çalışırsa emeğinin karşılığını alacağını bilir. İnsanların sisteme duyduğu güven, çalışmasının karşılığını alacağını bilmesi ekonomik büyümeyi artırır. Birkaç kişinin fon kurup bilmem kaç kat kazanıp malı götürmesi mümkün olmaz. Belediye başkanları veya diğer yetkililer mahkemelerde nedenini açıklanamayacak biçimde zenginleşemezler. Kastamonu’da 1+1 fiyatına Boğaz’da yalı alan belediye başkanları olmadığı için toplumsal tepki de olmaz. Belediye başkanları yerken diğerleri bakmaz. Toplumsal barış sağlanır. Halkın büyük çoğunluğu mutlu olur. Gösteriler, protestolar olmaz. Fransa’da gösteriler oluyor demek ki halkın hoşuna gitmeyen bir şeyler var.

Kısaca Adalet bakanımız Sayın Akın Gürlek ve İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’nin çabaları, çalışmaları aynı zamanda ekonomiye de olumlu etkilerde bulunacaktır. Her ikisine de teşekkür eder, başarılarının devamını dilerim. Allah yardımcıları olsun.