Meslektaşım, değerli büyüğüm Prof.Dr. Zekeriya Yerlikaya ile beraber yazdığımız “Türkiye’nin yerel kalkınma hamlesi ve teşvik politikaları: Kastamonu örneği üzerinden entegre bir kalkınma analizi” başlıklı raporumuz yayınlandı. Bugün bu köşede yazdığımız rapor ve Kastamonu’nun kalkınması hakkında yazacağız. Sofralarımızın baş tacı Taşköprü sarımsağından, zengin ormanlarımızın yeşiline, siyez buğdayımızın kadim bereketinden İnebolu’nun denizine kadar bu coğrafyanın bize sunduğu eşsiz nimetleri konuşacağız.
Hepimiz biliyoruz ki Kastamonu, tarih boyunca bu topraklara sadakatle bağlanan insanların emeğiyle ayakta kaldı. Ormanlarımız, madenlerimiz, tarım potansiyelimiz ve son yıllarda yeniden canlanma eğilimi gösteren kenevir gibi stratejik ürünlerimiz büyük birer hazine. Ancak bu hazinelerin bugüne kadar hak ettiği ekonomik değere tam anlamıyla dönüşemediği de acı bir gerçek. Bakırı hammadde olarak işlemeden dışarıya gönderiyoruz, mermer ve tarım ürünlerimizi de işlemeden dışarıya gönderiyoruz. Hatta mermeri Çin’e gönderiyoruz ve Türkiye de işlenmiş mermeri Çin’den ithal ediyor. Türkiye’nin en önemli MDF, yonga levha (sunta) üreticileri olan Kastamonu Entegre ve SFC şehrimizde bulunuyor ama Kastamonu’da mobilya üretimi sınırlı. Böylece bu şehrin çocuklarının rızkı başka şehirlerde büyüyor. Gençlerimiz de başta İstanbul olmak üzere çeşitli illere göç ediyor.
Kastamonu’da sanayi istediğimiz gibi gelişemedi. İşte tam bu noktada, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hayata geçirilen "Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı" ve Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (KUZKA) gayretleri, memleketimiz için tarihi bir fırsat penceresi aralıyor. Neler yapabiliriz? Ağaç ve orman ürünlerinden katma değerli ürün üretimi gerçekleştirebiliriz. Doğa temelli turizm yatırımları (kongre merkezi, ekoturizm ve agroturizm merkezleri, yaşlı bakım merkezleri, kamp- karavan altyapıları) yapabiliriz. Mermeri hammadde olarak değil katma değerli işlenmiş ürün olarak satabiliriz. Tarımsal ürünlerden katma değerli ürünler üretebiliriz. Düşünün ki, Avusturya’da veya Kuzey Avrupa’da "Mass Timber" yani kütlesel ahşap teknolojileriyle geleceğin depreme dayanıklı, çevreci binaları inşa ediliyor. Dünyanın en zengin orman varlıklarından birine sahip olan Kastamonu, bu modern mühendislik ürünlerinin merkezi neden olmasın? Bakırımızı sadece ham madde olarak topraktan çıkarıp göndermek yerine, nanoteknolojik bakır tozuna dönüştüren tesisler kurabilir miyiz? Kurabiliriz. Pancar ve mısır potansiyelimizi değerlendirerek etanol ve kozmetik ürünleri üretebilir miyiz? Üretebiliriz.
Kastamonu tarımsal ürünlerini işleyerek üreten, Eğşi suyunu sofralarımıza kazandıran Metin Ünal bey var. Ona teşekkür ederiz. Neden Kastamonu’dan bir çok Metin Ünal çıkmasın?
Elektrikli şarj istasyonları, ısı ve su sayaçları, konvertörler üreten İntegral Sayaç sahibi Sadık Kışlı bey var. Neden Kastamonu’dan bir çok Sadık Kışlı çıkmasın?
Kastamonu’da kadın kooperatifçiliğini geliştirmek için canını dişine takan Serpil Durgut hanımefendi gibi örnekler neden çoğalmasın?
Metin Ünal ve Sadık Kışlı beyler ilimizin başarılı girişimci örnekleri. İşte bunların sayısını artırdığımızda Kastamonu’nun istediğimiz kalkınmasını gerçekleştirebiliriz. Girişimcilerimizin sayısı artmayınca, sanayi gelişemiyor, Kastamonu kalkınamıyor. Gençlerimiz de başka illere göç ediyor.
Köşe yazılarımızda sıkça dile getirdiğimiz en hassas yaramız, şüphesiz ki göç ve yaşlanan nüfus yapımızdır. TÜİK verileri, Kastamonu’nun Sinop’tan sonra Türkiye’nin en yaşlı ikinci ili olduğunu acı bir netlikle yüzümüze çarpıyor. Ölüm sayıları doğum sayılarını aşarken, gençlerimiz daha iyi iş imkânları arayışıyla büyük şehirlere göç ediyor. 400 bin nüfus barajının altında sıkışıp kalan bu demografik tablo, sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir bekâ meselesidir. 2000 yılından sonra bir türlü nüfusumuz 400,000’i geçemedi. 2012 yılından sonra verdiğimizden daha fazla göç aldığımız yıllar oldu ama bir türlü nüfusumuzu artıramadık. Oysa 1990 yılında nüfusumuz 423,000’den fazlaydı.
Tarımsal üretimde de potansiyelimizin altında olduğunu söyleyebiliriz. Taşköprü sarımsak üreticileri İspanya’nın ünlü sarımsak üreticisi şehirlerinden Las Pedroneras’ı ziyaret ettiler. Biz Taşköprü’nün sarımsak üretimi ile övünüyoruz ama Las Pedroneras, Taşköprü’nün sarımsak üretiminin 9-10 katını üretiyor. Makineleşme ile verimliliği de artırmışlar. 2018 yılına göre büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayımız azalırken, kanatlı hayvan ve arı kovanlarımızın sayısı artıyor. Temel sıkıntımız tarımsal ürünlerimizi işleyip katma değerli ürün haline getirip satmakta eksikliğimiz. Tarımsal ürünlerimizi markalaşarak pazarlayamamamız.
Kastamonu olarak daha iyisini yapabiliriz. Ancak karamsarlığa yer yok. 2012 sonrasında sokaklarımızda ve istatistiklerde görmeye başladığımız kimi kıpırtılar, doğru adımlar atıldığında bu gidişatın tersine çevrilebileceğini gösteriyor. Gençlerimizi İstanbul’un ya da Ankara’nın beton yığınları arasında kaybetmemek için, onları Kastamonu’da doyuracak, üretebilecekleri ve umutla bakabilecekleri bir ekosistem kurabiliriz. Kastamonu Üniversitesi mezunlarının ya da dışarıdaki başarılı Kastamonuluların memleketlerine dönmesini sağlayacak cazibe merkezleri yaratabiliriz.
Kastamonu’nun potansiyeli var, devletin sağladığı cömert teşvikler var, vergi indirimleri, hibe programları, faiz desteği ve yatırım yeri tahsisleri mevcut. Peki, eksik olan ne? Eksik olan, bu imkânları bir masa etrafında, ortak bir stratejiyle buluşturacak olan kurumsal koordinasyon kültürüdür. Paydaşlar (Valiliğimiz, belediyelerimiz, üniversitemizin, Ticaret ve Sanayi Odamız ve sivil toplum kuruluşlarımız) omuz omuza verip bir araya gelebilir ve Kastamonu’nun hak ettiği yerde olması için neler yapılabileceği konusunda fikirler geliştirip bunları faaliyete geçirebilir. İnebolu bağlantı yollarını hızla tamamlayıp, Çankırı-Kastamonu-Sinop demiryolu hattı projesinin takipçisi olarak Kastamonu’nun lojistik prangalarını kırabiliriz. Sözün özü başaracaksak birlikte başaracağız.
Kıymetli hemşehrilerim, Kastamonu, İstiklal Mücadelesi’nde Kağnı kollarıyla mermi taşıyan analarin, Şerife Bacıların, İnebolu’da kayıkla cephane sırtlayan kahramanların torunudur. O gün bu millet nasıl mukaddesatına ve bağımsızlığına sahip çıktıysa, bugün de ekonomik bağımsızlığın, yerel kalkınmanın ve üretim seferberliğinin altından aynı inançla kalkacaktır.
Yeter ki el birliği edelim; yeter ki "ben" değil, "biz" diyerek memleketimizin geleceğine omuz verelim. Toprağımızın bereketi, ormanımızın yeşili, insanımızın azmi bu şehri hak ettiği yere taşıyacak güçtedir.
Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası başkanlığına tekrar seçilen sayın Oğuz Fındıkoğlu’nu ve Ticaret Borsası başkanlığına seçilen sayın Serdar İzbeli’yi tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.